6 Haziran 2013 Perşembe

05.06.2013 Kandil Mesajı




Küresel amaçlar doğrultusunda, çoğumuzun farketmeden kendini adayıp, arkasından koştuğu güdülmüş amaçlar peşinde sarfettiğimiz insanî olmayan her enerji şeytanîdir ve aklımızdaki o son hedef nokta kutsallığı bile çağrıştırsa, asla o noktaya ulaşamayız. Çünkü evrensel olan hiçbir varoluş hali bireysel veya kitlesel olsun, içinde acımasızlık içeriyorsa aydınlık değildir, şeytanîdir, onun kontrolündedir. Küresel olarak külliyen sınandığımız bu dönemde ülkemiz de çözümlenme sürecine çok sert şekilde girdi ve bu girişin sonuçları bütün bireyler için sert olacaktır. Şiddete dahil olan, kendini savunma haricinde insanı inciten birey veya kitle herkes ne yazık ki yakın zamanda şeytanî boyutlara göçecektir. Çünkü içinizde en çok açığa çıkan şey şiddetse, adaletsizce katletmekse, emin olun ki, göçeceğiniz yer de, bunu ne uğrunda yaparsanız yapın, cehennemî boyutlar olacaktır. Bu yüzden bu dönemde çeşitli odaklar tarafından gaza getirilmenize izin vermeyin.

Ben de bu yüzden içimdeki kini, şiddeti, olan biten herşeye rağmen azaltmaya karar verdim, ama mücadelemi bırakmadım. Sadece içimdeki aydınlık umudunu, sonuçta Allah'ın evreninde olduğumu ve asla yalnız olmadığımı arada hatırlayarak, bu çirkin dünyada yaşamaya zorla da olsa devam etmeye çalışıyorum. Bu hatırlatmayı kendinize yaptırmazsanız inanın işiniz zor. Çünkü dünyada ve ülkede şiddet yükseliyor. Şeytana destek verenler alabildiğine coşkuyla birleşiyor. Aydınlık peşinde olanlar da birleşiyor. Ancak dünya çoğunluk olarak Şeytan tarafından iskan edilmiş bir sürgün gezegeni durumundadır. Belki halen onlar daha şanslı durumda...

Yine de toplumlar adına umut azalmış olsa da; çaktırmadan, kimseyle fazla tartışmaya girmeden kendi içinizdeki huzura çekilmek faydalıdır. Size huzur veren bir uğraş, bir yetenekle ara ara zaman geçirmeniz, balkonunuza gece yarısı çıkıp, o eşsiz Yaratan'ın bahşettiği atmosferin kokusunu solumanız veya meditasyon yapmanız çok faydalı olur. Dünya zor durumda... Aydınlık zor durumda. Ben zaten oldum olası sürgündeyim ve çok zor dayanıyorum.

Beni kimsenin gelip bir ideoloji uğruna öldürmek için zahmet etmesine gerek yok. Aydınlık peşindekiler zaten bu kürede hergün ölümü yaşıyorlar. Sadece kendileriyle başbaşa kaldıklarında huzuru yakalıyorlar.

Bu süre içinde şeytanî olan ile irtibattaysanız; rotanız cehennemî boyutlaradır emin olun ki... Çünkü o size ta oradan, bulunduğu boyuttan çoktan kancasını taktı bile. Onun için bu kadar şiddetlisiniz, kincisiniz, ezicisiniz, merhametsizce katledenlerdensiniz.

Tövbe etmeniz her zaman mümkün, ama bu yoğun karanlık hakimiyetinde tövbe etmeniz bile zor. Tövbe etmeniz bile size Allah'tan inecek bir bağıştır. O istediği kuluna tövbe de ettirir bir gün içinde, elini kana da bulatır, cehennemine çeker.

Ülkemizin bütünsel hakim enerjisi çok koyu, karanlık ve çok zor seçimler koyuyor önünüze bugünlerde. Acımasızca dövülen, öldürülen insanlarımızın derdi hepimize göre daha az. Masum ruh göçtüğünde bu karmaşık dünya hayatı ona üç günlük komedi gibi gelir. Masumları katledenlerin veya bu katle ruhen çekim hissedenlerin işi zor esas. Çünkü onlar burada sarfettikleri nefret ve şiddet enerjilerini ruhlarına soluta soluta, kızgın alevlerle bezenmiş, cehennem saraylarını hazırlıyorlar göçecekleri yerde ve onlar ölmeseler daha iyi. Çünkü henüz buradayken daha cahil, daha gafil ve şuursuzlar. Şuurunuzu Yaratan bir geri koydu mu; geri dönüşü olmayan bir alev küresinde bulursunuz kendinizi veya huzur dolu cennetleri hakedersiniz.

Allah alemleri insanın ayakları önüne serdi, ancak varlığınızın hangi tür alemi seçeceği şu anki seçimlerinizle tamamen doğru orantılı. Bu yüzden buradayken şiddete, masumu ezmeye, şeytanın peşinden gitmeye uyumlanırsanız; emin olun aradığınız o pis kokulu alevli ortamı zaten bulacaksınız gideceğiniz koordinatlarda.

Siyasileriniz sizlerle sadece oynuyorlar. Onlar bu küreye konulmuş tuzaklardır. Yoğun bireysel amaçlarını halklara kabul ettirip, kendi egolarını tatmin ederken, yandaşlarını da kendine çekerek, dünyanın dualite ortamında kendi geniş hayat alanlarını sizlerle birlikte yaratmanın peşindedirler. Çünkü burası düşünce türlerinin mücadele vermek üzere ayarlandığı bir sınanma alanıdır. Eğitim süresi biten, gerçek alemine dönüyor. Burası rüya gibi, kısacık şekilde hatırlanıyor.

Bir siyasinin arkasından gitmek, buna ihtiyaç hissetmek, yaşarken toplumsal düzeyde onun için savaşmak, kardeşlerini öldürmek, yaralamak veya sözle incitmek bile kendi ruhunuzu hiçe sayıp, bütün zamanınızı o tuzağa adamak demektir. Kendi aleminize geçiş yaptığınızda, sanmayın ki o siyasi sizi orada kollarını açmış bekliyor olacak. O da kendi yarattığı mirasını yaşıyor olacak. Yapmış olduğunuz o kadar hınca hınç adama eylemi sizi kendi aleminizde yalnız bırakacak. Dolayısıyla; akımların peşinden gerçekten bütün varlığınızla gitmek, sizi gerçek üst aydınlanma seviyesine ulaştırmayacak, tersine ruhen bir zaman kaybı olacaktır.

Gerçek üst aydınlanma; tamamen kendinizle başbakayken hissettikleriniz, kendinize itiraf ettikleriniz ve özlem duyduğunuz ana kriterlerle ölçülür veya oluşmaya başlar. Kendinizle kaldığınızda bile bunu gerçekleştirmiyor, sadece dış dünyada olanları, orada yapacaklarınızı, alıp-satacaklarınızı düşünüyorsanız; siz henüz aydınlanmanın öğrencisi bile olamazsınız.

Aydınlanmayı gözünüzde büyütmeyin, çünkü o gayet basite indirgenmiş bir şey. Yani kendini dünyaya bilinçsizce adamış olan insanın yapması çok zor bir şey!.. Enerjisini, umutlarını, çabasını akımların peşine takmışların asla anlamayacağı bir şey!.. Aydınlanma; kendinizle başbaşa kalarak, o en basit ama en yüksek, hafif olan noktayı yakalama eylemi…

İstediğiniz kadar kitap okuyun, felsefeleri devirin, hacı-hocalarla çaylar için veya birinin peşinden gidin hiç fark etmez! Aydınlanma entellektüel bir beceri asla değil!.. Sanat değil! Karmaşık bir şifre veya formül değil! Aydınlanma bütün yaşamsal giysilerinizden sıyrılabilme becerisidir. Küçük bir yakarışla başlayan ve kendinle yapılan o şartsız barışın eklenmesiyle sonuçlanan bir huzur noktasıdır. Basit bir noktadır, ama çok geniş bir evrendir, varolan herşeydir! Sonsuza çekilen tek ve eşsiz hattır! Bu hattın giriş kapısı; Yaratan’ın herkesin en derin yerine kilitlediği bir hediyedir.

Bütün tuzaklardan ve negatif akım çekimlerinden uzaklaşmayı başarıp, kendi içindeki çocuk sevinciyle buluşulan o noktaya bütün insanların yaklaşması dileğimle…


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
www.facebook.com/ArizaAdamTurkey
www.youtube.com/arizababa
www.youtube.com/mrarizaadam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder