26 Mayıs 2015 Salı
24 Mayıs 2015 Pazar
Ayrılık Vakti
Şimdi yani, tabii ki büyük çoğunluk ufak ufak isyan edecek.
Tabii ki birileri avaz avaz “Hani bana?! Hani bana?!” diye bağıracak.
Bir taraftan ortada büyük zenginlikler sular seller gibi debisini artırırken, büyük harcamalar havada uçuşurken, bir yandan da bununla tamamen ters orantılı olarak yetersizlikler ve sızlanmalar yükseliyorsa; ortada ters giden bir şeyler var demektir.
Düşünün ki bir aile var, üç çocuklu…
Baba sürekli güya büyük işler yapıyor. Bütün gün dışarılarda, buluşmalarda… Arabası kimsede bulunmayan lüks modellerden… Giyimi kuşamı da en pahalısından… Yediği, içtiği en sağlıklısından, en özelinden…
Adam akşamları evine geliyor; elindeki filelerde en ucuz ve sağlıksız besin ürünleri dolu!.. Doğum günlerinde çocuklarına ne bir pasta, ne bir parti vermiyor. Çocuklarından, karısından kıstıkça kısıyor. Aslında aile tarafından kullanılması gereken gelirini de dışarıdaki kadınlara har vurup, harman savurarak yediriyor. Onlarla en lüks şekilde kaçamaklar yapıyor, ama eve gelince karısı ve çocuklarına mağdur rolleri oynuyor, ağlıyor, sızlıyor ve hala “Ben sizin iyiliğiniz için mücadele veriyorum! Sizin için kazanıyorum! Bana desteğinizi esirgemeyin!” diyor. Evleneli on yılı geçmiş; hala ailesine sadece güzel vaatlerde bulunuyor, bu arada kendi özel gizli kazançlarına kazanç eklemeye devam ediyor.
Yavaş yavaş anne de uyuzlanıyor ve çocuklarını toplayıp, babalarının karışık bir şeyler çevirdiğini ve ailenin böyle düşük gelir şartlarında olmasının hiç de doğal olmadığını, babanın mutlaka birilerine para yedirdiğini onlara telkin etmeye başlıyor. Çünkü kendi evine giren bir şey yok, ama baba dışarıda alabildiğine lüks şartlarda dolaşıyor!?
Baba kendi ailesini kandırıyor, ama nereye kadar? Adamın foyası illa ki bir süre sonra ortaya çıkıyor ve anne ile çocuklar artık o babaya güvenmiyor.
Kendi ailenden kes, imkanları sakın; çık sonra dışarı, olur olmaz insanlarla, kadınlarla parayı döke saça yaşa!..
Elbette gün geliyor; anne de, çocukları da saflığı bir kenara bırakıp, artık babaya hesap soruyor doğal olarak. Baba ise; sorgusuz götürmeye ve asla kendi ailesine vermeyip, onların bile rızıklarını semirmeye ruhen alışmış olduğundan, o evliliğin illa ki sonu geliyor!
İşte şu an gerçekleşmekte olan da aynen budur!..
Arıza Adam
Ömer Dalman
24.05.2015
Bir taraftan ortada büyük zenginlikler sular seller gibi debisini artırırken, büyük harcamalar havada uçuşurken, bir yandan da bununla tamamen ters orantılı olarak yetersizlikler ve sızlanmalar yükseliyorsa; ortada ters giden bir şeyler var demektir.
Düşünün ki bir aile var, üç çocuklu…
Baba sürekli güya büyük işler yapıyor. Bütün gün dışarılarda, buluşmalarda… Arabası kimsede bulunmayan lüks modellerden… Giyimi kuşamı da en pahalısından… Yediği, içtiği en sağlıklısından, en özelinden…
Adam akşamları evine geliyor; elindeki filelerde en ucuz ve sağlıksız besin ürünleri dolu!.. Doğum günlerinde çocuklarına ne bir pasta, ne bir parti vermiyor. Çocuklarından, karısından kıstıkça kısıyor. Aslında aile tarafından kullanılması gereken gelirini de dışarıdaki kadınlara har vurup, harman savurarak yediriyor. Onlarla en lüks şekilde kaçamaklar yapıyor, ama eve gelince karısı ve çocuklarına mağdur rolleri oynuyor, ağlıyor, sızlıyor ve hala “Ben sizin iyiliğiniz için mücadele veriyorum! Sizin için kazanıyorum! Bana desteğinizi esirgemeyin!” diyor. Evleneli on yılı geçmiş; hala ailesine sadece güzel vaatlerde bulunuyor, bu arada kendi özel gizli kazançlarına kazanç eklemeye devam ediyor.
Yavaş yavaş anne de uyuzlanıyor ve çocuklarını toplayıp, babalarının karışık bir şeyler çevirdiğini ve ailenin böyle düşük gelir şartlarında olmasının hiç de doğal olmadığını, babanın mutlaka birilerine para yedirdiğini onlara telkin etmeye başlıyor. Çünkü kendi evine giren bir şey yok, ama baba dışarıda alabildiğine lüks şartlarda dolaşıyor!?
Baba kendi ailesini kandırıyor, ama nereye kadar? Adamın foyası illa ki bir süre sonra ortaya çıkıyor ve anne ile çocuklar artık o babaya güvenmiyor.
Kendi ailenden kes, imkanları sakın; çık sonra dışarı, olur olmaz insanlarla, kadınlarla parayı döke saça yaşa!..
Elbette gün geliyor; anne de, çocukları da saflığı bir kenara bırakıp, artık babaya hesap soruyor doğal olarak. Baba ise; sorgusuz götürmeye ve asla kendi ailesine vermeyip, onların bile rızıklarını semirmeye ruhen alışmış olduğundan, o evliliğin illa ki sonu geliyor!
İşte şu an gerçekleşmekte olan da aynen budur!..
Arıza Adam
Ömer Dalman
24.05.2015
14 Mayıs 2015 Perşembe
İstemeden
İstemeden kendime getirdi beni kahve
istemeden aklımı açtı sigaram.
ayağa kaldırılan zombi gibi
istemeden motive etti beni hayat.
Çok içtim dün gece kahretsin!
midem dönük, aklım bulanık
tiksindim kendimden
istemeden oturdum ofisimdeki masama.
Öylece devam edip gitseydim
zombi gibi dolaşsaydım sokaklarda
ya da yatıp çürüseydim bütün gün...
İstemeden uyandım yine kahretsin.
Yaşanacak dediler doğduk
büyünecek dediler adam olduk.
Yine de almıyor içim bir şeyleri
İstemeden oldu bir şeyler kahretsin.
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
14.05.2015
istemeden aklımı açtı sigaram.
ayağa kaldırılan zombi gibi
istemeden motive etti beni hayat.
Çok içtim dün gece kahretsin!
midem dönük, aklım bulanık
tiksindim kendimden
istemeden oturdum ofisimdeki masama.
Öylece devam edip gitseydim
zombi gibi dolaşsaydım sokaklarda
ya da yatıp çürüseydim bütün gün...
İstemeden uyandım yine kahretsin.
Yaşanacak dediler doğduk
büyünecek dediler adam olduk.
Yine de almıyor içim bir şeyleri
İstemeden oldu bir şeyler kahretsin.
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
14.05.2015
30 Mart 2015 Pazartesi
Bir ileri, bir geri
Kaldıramayanlara gerçekleri
duymak isteyenlere hoş şeyleri
olmadım hiç kibar, endişeli...
konuştum umarsız
didik didik ettim beyinlerini.
Kibarlığı mı olur gerçeğin?!
Saklanmak mı olur kendinden?
Yüz çevirdi çoğu çaktırmadan
ürküttüm hep ben enayileri...
Katılaştırmak en kötüsü beyinleri
Neslin gelse bilirim ben seni!
Sanatın, işin-gücün kemirgen
ürküttüm hep yanımdaki vampirleri.
Tu-kaka olmak benim gibilerin kaderi
içten içe sızlatırım ben gönülleri
kazansan da dünyayı farketmez
senin işin alemlerde bir ileri, bir geri...
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
30.03.2015
duymak isteyenlere hoş şeyleri
olmadım hiç kibar, endişeli...
konuştum umarsız
didik didik ettim beyinlerini.
Kibarlığı mı olur gerçeğin?!
Saklanmak mı olur kendinden?
Yüz çevirdi çoğu çaktırmadan
ürküttüm hep ben enayileri...
Katılaştırmak en kötüsü beyinleri
Neslin gelse bilirim ben seni!
Sanatın, işin-gücün kemirgen
ürküttüm hep yanımdaki vampirleri.
Tu-kaka olmak benim gibilerin kaderi
içten içe sızlatırım ben gönülleri
kazansan da dünyayı farketmez
senin işin alemlerde bir ileri, bir geri...
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
30.03.2015
24 Mart 2015 Salı
22 Mart 2015 Pazar
Neden hala?
Der ki bana içme
der ki bana dumanlanma
ne olacak bu halin?
Gelene kadar buraya
almadın ya beni hiç arabana?..
boğulana kadar dumanlarda
tutmadın ya elimi?..
bunu sorsana?..
Gemilerdeyim şimdi
duyuluyor sesim rüzgarlarda
oynuyorum dalgalarla
işliyorum ruhlara.
Çağırdığımda defalarca
gelmedin ya hiç yanıma?..
bakmadın ya hiç aynaya?..
İçme diyorsun hala
boğulma diyorsun dumanlarda!?
kalmadı ki yoldaşım 'kırmızı'mdan
gecemden başka?..
Eskiyorsun
güçten düşüyorsun
seviyorum hala
ama göklerdeyim ben
sen neden yerlerde hala?..
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
22.03.2015
der ki bana dumanlanma
ne olacak bu halin?
Gelene kadar buraya
almadın ya beni hiç arabana?..
boğulana kadar dumanlarda
tutmadın ya elimi?..
bunu sorsana?..
Gemilerdeyim şimdi
duyuluyor sesim rüzgarlarda
oynuyorum dalgalarla
işliyorum ruhlara.
Çağırdığımda defalarca
gelmedin ya hiç yanıma?..
bakmadın ya hiç aynaya?..
İçme diyorsun hala
boğulma diyorsun dumanlarda!?
kalmadı ki yoldaşım 'kırmızı'mdan
gecemden başka?..
Eskiyorsun
güçten düşüyorsun
seviyorum hala
ama göklerdeyim ben
sen neden yerlerde hala?..
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
22.03.2015
22 Şubat 2015 Pazar
Bulamadım ben
Cehennemin dibinde
ateşlerin en üstünde
kavuruldum oturdum da
bir türlü yanamadım ben.
Cennetin rüzgarlarında
kuşların cıvıltılarında
ateşlerle yandım da
şikayetçi olmadım ben.
Dünyadaki 46'ımda
dırdırın inadın bataklığında
battım battım çıktım da
pes eden olmadım ben.
Dostça bir muhabbetti
yüzüme gülen bir çift gözdü
tek istediğim buydu da
yine de bulamadım ben.
Kader deyip geçemedim
bazen sakin duramadım
umudum vardı hep de
muvaffak olamadım ben.
Cehenemin dibinde
ateşlerin en üstünde
yandım yandım kavruldum da
yeterli bulamadım ben.
Arıza Adam
Ömer Dalman
ateşlerin en üstünde
kavuruldum oturdum da
bir türlü yanamadım ben.
Cennetin rüzgarlarında
kuşların cıvıltılarında
ateşlerle yandım da
şikayetçi olmadım ben.
Dünyadaki 46'ımda
dırdırın inadın bataklığında
battım battım çıktım da
pes eden olmadım ben.
Dostça bir muhabbetti
yüzüme gülen bir çift gözdü
tek istediğim buydu da
yine de bulamadım ben.
Kader deyip geçemedim
bazen sakin duramadım
umudum vardı hep de
muvaffak olamadım ben.
Cehenemin dibinde
ateşlerin en üstünde
yandım yandım kavruldum da
yeterli bulamadım ben.
Arıza Adam
Ömer Dalman
Etiketler:
arıza adam şiir,
cehennem,
cennet,
evlilik,
gerçek bilgelik,
ilişkiler,
kadın erkek,
şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)