Işık artık gölgeleri sevmiyor. Size kendini-kendinizi hatırlatmak için artık gölge oyunlarına katlanmak istemiyor. Çoktan her anınıza umarsızca dahil oldu bile. Bunu bazılarınız zaten biliyorsunuz.
Artık optik ve fizik kurallarınıza güvenmeyin, çünkü o kabulleriniz son müdahalelerle tamamen olması gereken esas noktaya çekilecek.
Artık ışığın varlığını anlamak için gölge oyunlarına ihtiyacı olanlar dayanacak bir mesnet bulamayacaklar. Görecekleri şeyler ya onlara çok saçma gelecek, ya da olanla tamamen bütünleşecekler. Ara noktada kalma zamanı bitti. Ürkmeye gerek yok. Yaratan'a güvenin. Onun kollarına güvenin. Sadece tadını çıkartın ve izleyin, çünkü Işık çok da tatlı bir şeydir. Çocuklar için bu durum gayet kolay... Ancak gölgelere dayanma ihtiyacı hissedersen hemen oradan sıyrıl, çünkü Işık artık gölge mesnetli duruşları tanımazcasına kuvvetle doğrudan buraya vuruyor. Bazıları buna çok seviniyor ve kutluyor.
Halen Gerçek'e gölge mesnetli bakanlar; artık aynalarınıza güvenmeyin! Kameralarınıza güvenmeyin! Gördüklerinize güvenmeyin! Çünkü Işık doğrudan geldiği için o aracı kavramlarınız onu süzemez ve beklediğiniz sonuçları, içiniz rahat edecek şekilde avunmanız için size sağlayamaz! Ya doğrudan kabul edersiniz; ya da Işığın dışındaki alanda olursun. Bu durumda bu kürede bir süre sonra toz olacaksın. Seçim zamanı bir gün her ruhun yüzyüze gelmesi gereken bir sonuç olmuştur.
Güneş; size algılamanızda yardımcı olabilir. Başınızı sıl sık gökyüzüne kaldırıp odaklanın. Belki algılayacaklarınız size bir umut olabilir. Çünkü buradaki gölge mesnetlere tutunarak psikolojinin iyi halde kalması idareten bile artık mümkün değildir. Bildiğiniz madde ve ölçek kavramlarını unutun. Ölçek yoktur. Oturduğunuz odanın içinde bir köşede, baktığınız koyu renkli bir duvarda göreceğiniz ile, göğe baktığınızda göreceğiniz şey arasında bir fark yoktur. Bunu da bazılarınız zaten biliyor ve yaşıyor. Doğrudan size gelmese de, bir uzantısı ile size görünmek ve enerjetik etkiyi doğrudan kaynağından vermek çok kolay ve eğlencelidir. Tadını çıkartın!
Gerçek bütün ihtişamıyla alenen kendini gösterirken; uygun duruma gelmediysen ya tümden reddedersin, ya da tümden O'na dahil ol'ursun. Bu süreçte gölge mesnetli yapacağınız her tanım, her tarif ve eleştiri havada kalacaktır ve içten aşağı bir enerji akışına kapılacaksınız. Hayal ettiğiniz mutluluğu ve morali bu şekilde asla bulamayacaksınız. Ara noktada idareten kalarak sıyrılma olasılığı artık yoktur.
Gördüklerinize, aracı cihazlarınıza ve gölge kavramlarınıza güvenmeyin! Düşündüğünüz her şey zaten gerçektir.
(Bir çocuk bilge neşesiyle!)
Ömer Dalman
ARZ
23 Eylül 2020 Çarşamba
Artık güvenmeyin!
21 Eylül 2020 Pazartesi
Sadece gör!
Uzaylıların araçlarını 100 çekimde 1 tane yakalayan fotoğraf makinesi gibi veya 5 dakikalık çekimde bir-iki saniye yakalayan video kamera gibidir çoğu insanın bilinci. 100 kapanır; 1 açılır. Uzun, sığ ve rutinlerle doludur yaşamları... Aynen o makineler gibi, hakim olmadan, şans eseri 40 yılda bir açarlar bilinçlerini. Saniyelik farkındalıklarla "Vay be! Nasıl da yakaladım?!" derler, kendileri o an şaşırırlar ve başkalarını da bir nebze şaşırtırlar. Sonra yine aynı sıradan bakış, sıradan çokluklar, aynı dertler, duygular, kapılmalar... Tam bir kurban gibi gözleri yine kapalı... Olur da yine ilginç bir şey denk gelirse; belki yine bir-iki saniyeliğine aralar gözlerini, şaşırır ve sonra yine başını toprağa gömer. Çoğunun hayatı böyle gider ve biter.
Halbuki kamera da tıpkı senin bedenin gibi bir aracıdır. O bir oluş hali değil... Bedenini, ismini ve seni çevreleyen bütün isimlendirilmiş kabulleri, her şeyi bu gezegende birileri verdi sana. Bir tek Sen'i onlar vermedi. Tıpkı elindeki kamera gibi... Onu veren eller, ancak onu tutan sen... Sen!..
Kamerayı atma, ama onu kullanıyorsun diye iş bitti de sanma. Bedeninde kal, onu yücelt, ama onda olup, onun yaptıklarıyla yönetilme! Onu kullan!.. Onu kendi krallığını ilan ederek tamamen devral! Ve çoğu zaman kameranı aş, bedenini aş! Sadece izleyip şaşma, olaylara katılıp kalma! Oluş'ta ol!.. Bedenin ve isimlendirdiklerin, ismin dahil tıpkı o kamera gibi eline verildi.
Şu an ol'duğundan daha ötesinde ne olabilir? Bunu sor ve yılma! Ve "Toplum, yakın çevrem bana ne der?" diye asla düşünme! Sana verdikleri isim, tanıttıkları kabuller, algı tanımları yeterli olsaydı; şu an onlar da bu halleriyle devam ediyor olmazlardı. Kanma!.. Dışarıdayken öyleymişsin gibi görün, ama öyle olma... Takıl yani onlarla, çünkü bedenin var.
Tüm yaşayanlar tıpkı birer video kamera ve çoğu, hem de büyük oranda çoğu 'sadece o kadar'. Bir-iki saniyelik mucizelere şaşıp, sonra yine yola onlar gibi devam etme. Gerçekten ol! O zaman görmek için bir aracıya da ihtiyacın olmayacak.
Gör! Sadece gör!
Ömer Dalman
ARZ
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Bütünse Benlikte
yetmez duvarlar
hatta göz kapakları
gölgelemeye.
Gerek yok pencereye!
kim dedi
bir tek 'göz görür' diye?..
Yetmez kabuller
yapışkanlar, genler
çağlayanı kesmeye
sular doğmuşsa gönülde!
Yetmez gafiller
yetmez cahiller
yetmez barbarlar
özgürlüğü bitirmeye
bütünse kul benlikte...
Ömer Dalman
ARZ