karı-koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karı-koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2022 Cumartesi

Dal içine ateşlerin; düşünme...

Bulduysan Aşk'ı ver gazı alabildiğine. Dal içine zaman zaman ateşlerin; düşünme... Kavgalar cehennem, sevişmeler, öpücükler meltemli cennetler... Ateşte yanmak Aşk'ta aynı değil cehennemle, ama benzer... Tek duruşmalık tek hakimli yargılar bazen. Bileklerinde kızgın çelik prangalar bazen... Doyumsuz, eşsiz, serin sular bazen...

Düşünme

Bulduysan Aşk'ı ver gazı alabildiğine. Dal içine ateşlerin; düşünme...


AZRL

30 Ekim 2015 Cuma

Öp kızımı

Yapma bu kadar
ezme bu kadar
öldürme bu kadar
demiştim ya ben sana?..

Otur konuş bir
gönlüme dokun
anlaşalım
öldürmeyelim ışığı
demiştim ya ben sana?..

Sanrılardasın
yanılgıdasın
yanlışlardasın
dinle beni kere
demiştim ya ben sana?..

Dinlemedin...

Düşmanın mıyım bu yatakta?
Yemin etmedik mi sonsuzluğa?
bu ne hiddet, bu ne celal?
demiştim ya ben sana?..

Merhamet etmedin...

Şimdi ağlıyor musun mezarımda?
Pişmanlık gözyaşları mı onlar?..
ya ne diyorsun melek kızıma?
açıklayabiliyor musun ona?..

Demiştim ya ben sana
bu kalp dayanmaz bunca acıya
amansız saldırılara?..

Şimdi mutlu musun?..
Yaş günümde öp kızımı benim adıma...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
30.10.2015

16 Mayıs 2014 Cuma

Anladım

Annemin evinde çokmuş değerim ama
senin elinde üç kuruşmuş, anladım.
Şu çocuk kalbim güçlü sanırdım ama
hiddetine öküz kalbi bile dayanmazmış
anladım...

Güzellikler yaratmak için sanırdım ömür
meğer seninle tüketmek içinmiş
kederleri ekleye ekleye üst üste
kendimden vazgeçmek içinmiş
anladım...

Tek yastıkta gülen iki çift göz
gönül yelleri sıcaklığı
el ele yürünür sanırdım bu yolu ama
her seferinde tökezleyip, düşüp
kalktıkça ayağa yumruğu vurmakmış
anladım...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

15 Mayıs 2014 Perşembe

Son demlerinde

Hastayım iki gündür
ateşler içinde terledim
alnıma sirkeli bezler
ağrı kesiciler
bir diz ağrısı...

Azarlanarak uyandırıldım sabahında
neden işe gitmiyorum diye!?

Beden zaten yorgun
mücadelede
bir de moral sıfırlandı üstüne.
ve herşeye rağmen yine
oturdum çalıştım eşekler gibi...

Akşamında yine
sorulmadı hatrım.
gönlüm kırık
kalbim bezgin
varlığım son demlerinde...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

7 Şubat 2014 Cuma

Ölümden başka

Anladım ki artık
bırakmadın bana çare
ölümden başka...

kalmadı bir çıkış yolum
heryer karardı bende
nefessizim yuvamda...

karşılıksız imdat çağrılarım
kopardığın sadece değil ellerim ayaklarım!
müebbete mahkum edilmiş zavallı varlığım.

geceleri sadece kırmızı şarabım
yalnızlığım
peşpeşe dizdiğim sigaralarım...
ve sen yine meraksız
tepkisiz
bekler gibi ölümümü
sessiz...

Kalmaz gözüm arkada
yaptı yapacağını Arıza Adam
hem arzda, hem arşta...
hep sen haklısın da
bütün dünya mı yanlışta?..

Cevapsız kaldı bütün çağrılarım
bile bile ölüme itildi buradaki varlığım
ve anladım ki ben artık
bırakmadın bana çare şu güzel hayatta
ölümden başka.


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

Neler yaptın?

Hatalar olur elbet
ve Allah affeder tövbe edeni
gönül alanı...

Kin tutmak yoktur kitapta
eşler arasında
peki sende
nedir bu hınç?..

Hatalar olur elbet
ama birse yine gönüller
sıfırlanır geçmiş
ele ele yol alır çiftler
yeni ufuklara.

Ne bu sendeki bitmeyen zırhlar
inat, takviye mücadeleler
yelkenleri asla indirmemeler?
Ne bu ölümüne müebbet
hem de aynı yuvanın hapsinde?!..

Karanlığa mı secde ettin haberim yokken?
Şeytanla mı anlaştın gıyabımda?
O bile yapar hesabını
bulur orta yolu
bakar işine gücüne.
Peki sen
Allah mısın be kadın?!
ne bu affsızlık
ölümüne müebbet
bir yuva içindeki bahtsızlık?!

Hatalar olur elbet
ama ölesiye takılmak neden?!

Anladığın gün belki
ben burada olmayacağım.
bu çocuk ruhum
çocuk kalbim yenik düşecek belki
babasız kalacak prensesim kızım
ve sen yine yarıyolda
koskoca hayat yükü üzerinde...

Allah bile affederken be kadın
nerelerde kaldın sen
kendine neler yaptın?!..


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

25 Ocak 2014 Cumartesi

Ölümden acı



Takdir edilmemek benim için
ölümden acı...
Sevilip, okşanmamak
ölümden acı...

Çalış-didin hayat boyu
yüksek tutmaya çalış şevkini
sevmeye çalış etrafını...
yoksa ucunda bir-iki güzel söz
bu bana
ölümden acı...

Açık ol, dürüst ol
belli et açlığını
aç elini
sevgi dilen...
güçsüzlük desin karşındaki
dokunmasın bir kere bile kalbine...

bu bana
ölümden acı...

Bir yeniklik dumanı
bir beceriksiz ezikliği
taşınamaz bir yük nefes alışlarım.
kim ne derse desin yitik
üzgün bu koca Arıza Adam.

dünya değil düpe düz cehennem!
bu bana
ölümden acı...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

3 Temmuz 2011 Pazar

Vıcık bataklığın karanlığında bir umut


Ne gariptir dünyada yaşanan duyguların dengesi...

İlgi görmek; zaman zaman insanı içinde bulunduğu en vıcık bataklık karanlıklarından bile bir anda çekip alıverir. Ama bazen insan tam da ufacık bir ilgiye ihtiyacı olduğu durumda; evdeki hesaplar çarşıya uymaz ve yana tutuşa aşk yaşadığı aşığı veya sevgilisi tarafından o bataklıkta öylece bırakılıverir. Sadece o iki dakikanın önemi öyle büyüktür ki; değeri hiçbir kefeye konup da tartılamaz.


İnsan o bataklıkta "imdat!" diye yakınına bağırırken; çok büyük bir şey değil, sadece bir elini iki saniye ona uzatmasını görmek istemiştir. Ama o elin kendine öyle bir anda uzatıldığını görmemesi; hiç önemsizmiş gibi görünen, ancak yol kenarında trafik kazası geçirip, yaralanmış ve yardım bekleyen birini dikkate almadan, arabadaki çalan müziği bölmemek için düz geçip gitmekten farksız oluverir.

İşte böyle ufacık, ama çok önemli anlarda sevenler, yakınlar ve dostlar, fazla da olayı irdeleyip, bir sevgi filizini daha, ufacık bir umudu daha kendi elleriyle kesmeme adına birbirilerine 'o beklenen ufacık jesti' yapıp, bataklıktaki sevenini, dostu, yakınını çıkmazdan kurtarmalıdır.

Bu ufak 'jestler dengesiyle' yavaş yavaş, hiç de anlamadığı şekilde insanların birikir o nihai yargılar ve kararlar. Bu jestler dengesiyle kesilir günün birinde faturalar en beklenmedik şekilde. Dostların postu pazara çıkarılır, yıllanmış aşkların defteri bir anda dürülüverir.

Ve hep enayice aynı tepkiler verilir bu hesap kesimlerin sonunda...

"Bir tek gömleğin yakası yüzünden evini terk etti ve gitti!"

"Bunca yıllık dostluğumuzu şu dergi kapağını buruşturdum diye hiçe saydı ve beni ortada bıraktı!"

"25 Lira için benle arasını bozdu!.. Ne ucuz adammış..."

Bu şaşkınlık yorumlarını o dakika sarfeden gafiller bilmezler ki; o son kararın çıkması için aslında bir sürü ufak hatanın zamana yayılarak, sessizce birikerek jürinin tutumunu kesinleştirdiğini!..

Kardeşler; hayat en büyük hesap kesicidir. Yaptığınız ve yapmadığınız şeyler asla uzay çöplüğüne gitmez ve ortadan kaybolmaz. Biriktirdiğiniz her ufak hata, her gözardı edilen detay veya çözümlemesi yapılmamış soru, beklemediğiniz anda karşınıza çıkıp, geleceğinizin rotasını belirleyen kaçınılmaz bir emir kağıdı olarak geri döner.

Erken teşhisi önemsemeyen her gafilin sonu; sonucu ölüm olan kansere yenik düşmektir. Zamanında uzatılmamış o iki saniyelik el; beklemediğiniz bir anda size uzatılan bütün ellerin geri çekilip, o vıcık bataklığın karanlığında bir hiç gibi, piç gibi yitip gitmenizin ilk onayı ve imzasıdır.


ARIZA ADAM
ÖMER

22 Şubat 2011 Salı

Etrafımı ateşe veririm



Ben yanarsam etrafımı da ateşe veririm!
Ortalığı karmakarışık ederim.
bir semptin, şehrin hatta daha fazlasının dengesini sallarım!

Kapalı kutudur geçmişim, açamam.
Açtım mı yoktur geri dönüşü.
Hele beni yanında bucağında tutan yakınlarım
bilmezler nelere bedelim!

Ben yanarsam etrafımı da ateşe veririm.
Sülalere malolur dengesizliğim, bu kinim, hiddetim
tarihimi alaşağı eder
temelimi silerim!

Yeter ki haketmeye görsün piç kuruları.

Sular duruldu mu; sakin sessiz bir kuzu
Fırtınalar esti mi;
suyum, toprağım, binalarım yerle bir benim.


ARIZA ADAM
Ömer