cesaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cesaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2022 Perşembe

Kendimim inan

Sorularım samimiyet
bütünleşme çabası
değil sorgu
değil baskı...

Muhabbet amacım
maksimum birlik
yok çekincem
yok idarem
neysem oyum
değil sanrı...

Derdim sadece Aşkım
bir öpücük
bir bakış
laf, iki kelam...

O kadar 'çok' ki her şey
kayıp anlar
kaçmış odaklar
Aşk yalnız
sadece bize bakar.

Kaderim belki hep
yanlış anlaşılmam.
Yok ki derdim kendimle
ondan umarsız
bu rahatlık

ne bu endişe, bu korku?
Ben sadece kendimim inan...


AZRL

15 Şubat 2022 Salı

Güçlü ve Cesur Kadın

"Gözlemlenmemiş zihin egodur." diyor Eckhart Tolle. Aslında yazacağım şeyler onun öğretisinden çıkarttığım anlık sonuçlarla ilgili değil. Ama bir şey anlatacaktım, tam o sırada onun bir videosunu izliyordum. "Gerçek" diyecektim sadece... Sana göre gerçek, bana göre gerçek. O anda içimize 'doğru ve net' gelen şey her ne ise, o... Uzun süredir sadece bana 'gerçek ve net' olan her ne ise onu içime çekiyorum, onu kabul ediyor ve onu söylüyorum. Bazen şımarık bir çocuk gibi, hissettiğim an haykırırcasına o neyse onu dile getiriyorum. Çünkü 'sonucu ne olur?' diye düşünecek olgunluğum yok ki?.. Öylece dile getiriyorum... Bir kaç yıl önce 'son dakika' durumum beklentileri sıfırlanmış, ümitsiz bir vakaydı. O gecelerde yalnız yatağımda uykuya dalmadan önce her seferinde derin meditasyon yapıyordum ve bir dua ile meditasyonumu açıyordum. "Allah'ım; artık hiç bir dişi ve erkekten beklentim kalmadı. Bu noktadan sonra senden iki şey diliyorum ve sonucu bir tek sen bilirsin. Beni şimdi bedenimle veya bedensiz buradan al veya benim yoluma uygun bir kadın ile beni karşılaştır." deyip, sonra kendi yöntemimle rutinleştirdiğim meditasyonuma dalıyordum. O dönemde çok parasızdım. Denk getirebildiysem bir şişe şarap alıp, gece olduğunda onu öldürmüş oluyordum. İçki asla bilinçsizce kendimi bırakmak için kullandığım bir aracı değildi. Sadece dünyaya ve dünyada olanlara tahammül amaçlı kullandığım bir uyku ilacıydı. Bir gün uzaklarda bir yerde benim gibi kendini keşif halinde yaşayan bir kadın ile iletişime geçtim. İsmi Zuhal'di. Sonradan öğrendim ki; Satürn Yıldızı demekmiş... O kadar hızlı örtüşmüştü ki düşünce ve çıkarımlarımız; bir kaç ay içinde evlendik!.. Geçmişten gelen yaralarımız, takıntılarımız ve umarsızca gerçeğe adanmışlığımız kendi bireyselliğimiz içinde sürse bile bir yandan çift olmanın eşsiz tadını ihmal etmedik hiç. Bazen özveriler, fedakarlıklar ve arada bireysel keşiflerin belki örtüşmemesinden kaynaklı patlamalar oldu tabii. İşin tuzu biberi derler ya; o hesap yani...

Her durumda birbirini optimum uyumlu şartlarla bulmuş iki insan olmanın farkındalığındaydık ve bunun değerini en büyük tartışmalar sonrasında bile sahiplendik. Tabii o bir birey ve ben de bir bireyim. İlla ki anlık çıkarımlarımız o anki duruma göre farklılıklar gösterebiliyordu. Güzellik de burada değil mi zaten? Bana göre o anki tespitlerimde ortaya çıkan 'gerçek' onunki ile aynı olacak diye bir kural yok ki?.. Ben ailemin şımarık küçük oğlu olarak her zaman anda bana göre gerçek ne ise onu sansürsüz dile getirmeye alışmış bir insandım hep. Bu özelliğim şu anki ilişkimde de aynen sürmekte... Ancak adaletsizce, karşımdakini yerden yerden vurma güdüsü olmayan bir şekilde... Çünkü o an bana 'gerçek' görünen neyse, ben o tespitimi bir kaşif edasıyla ifade etmekten keyif duyan bir insanım. Bazıları buna patavatsız da diyor. Bu net olma duruşunu bana kim öğretti bilmiyorum, ama o her kimse ona çok teşekkür ederim. Belki annem, babam, belki eski arkadaşlarımdan biri yıllar önce bana bu tohumu ekmiş ki; şu an bu durumdayım ve bir şeylerin üzerini örterek bilincimi yükler altında kapalı tutmuyorum. Varacağım nokta şu: Karşısındakiler tarafından onaylanmaya ve sözlerle taktir edilmeye ihtiyacı bile olmayan, çok kapsamlı donanımı ve ruhu olan bir eşim var. Kendimce ben de öyleyim. Onun taktire ihtiyacı yok, ama yine de benimle olmayı seçtiği ve buna devam ettiği için ona bir alkış alalım mı?!.. Çünkü gerçekten ne yaşadıklarına, ne de dile getirdiklerine yıllardır sansür koymamış bir adamım. Ancak tekrar söylemeliyim; açıklığımda ve netliğimde sadece 'gerçek olma' güdüsü hakimdir. İncitme veya karşımdakini ters kepçe etme güdüsü değil.

İnsanlar içlerine doğan 'gerçek' ne ise onu dile getirsinler. Bunu nezaketle, uygun sözlerle yapsınlar. Böylece karşılarındakilere irkilmeden, ürpermeden bir durup düşünme şansı yaratırlar. Durumları masaya yatırmayı bilsinler ve her durumu muhabbete çevirerek, yola güçlenerek devam etsinler. Eşime çok teşekkür ederim. Çünkü evet, biz bunu yapıyoruz!.. Sağ ol yoldaşım, aşkım, güçlü ve cesur kadın Zuhal!.. Ne kadar rakı içsem; bende senin yaptığın kafayı yapmıyor!..


AZRL

11 Ağustos 2021 Çarşamba

İlişkide Doğru Tepkiler

Yüksek Bilinç yolundaysanız; kendinizi düşündüğünüz kadar ilişkide olduğunuz kişiyi de aynı oranda düşünmek zorundasınız. Kendi özgür ifade ve eleştirilerinize meydan verdiğiniz gibi, aynı özgürlük ve rahatlık hakkını karşınızdakine de vermelisiniz.

Örneğin herhangi bir konuda kesin tanımlı bir cümleyle eşimi eleştirdim veya kesin tanımlı bir şekilde ona bir konu hakkında soru sordum. Halk arasındaki deyimiyle yaptığı bir eylem ile ilgili ona 'hesap sordum'. İnsanlar soru sormalıdırlar, bazen hatalı soru da sorabilirler kendisini veya karşısındakinin o anki halini daha iyi anlamak için. Böyle bir durumda; karşımızdaki kişinin de özgürce, endişe etmeden ve tam da kendi olarak bize bir tepki göstermesine veya cevap vermesine izin vermeliyiz.

İşte bu zaten durumu özgürce ve sansürsüzce masaya yatırmak demektir ki; en adil olan da budur. Hakkında soru sorulan durum her neyse; bu rahat ve özgür şartlar içinde cevap alınır, tepki varsa tepki alınır ve durum açıkça ortada izlenir. Böylece iki taraf da yine özgürce, kendi olarak kendi eylemlerine cesaret kaybetmeden devam edebilirler.

Eğer sorular veya eleştiriler karşısında 'kuyruğunu kıstırma' gibi bir korku ve endişeyle cevap verirseniz, bu sizi, bir sonraki bireysel karar ve eylemlerinizde engelleyen, özgürlüğünüzü kıran bir durum yaratır. Bu yüzden karşı tarafın size sergilediği davranış ne olursa olsun, ürkmeden, sinirlenmeden ve kendi kararlarınızdan ödür vermeden ona tepkinizi göstermeniz gerekir. Tabii bütün bu davranış tariflerim, içinde 'kırıcı olmamayı ve birlikte hareket etme güdüsünü de' barındırmalıdır.

Cesaret, özgürlük, dürüstlük ve aşkla...


ARZ

28 Aralık 2018 Cuma

Umrumda değil!

Tepemde izliyor muymuş biri?
Not mu verecekmiş
devam mı edecekmiş benimle
notuma göre?

Umrumda değil!

Ne kadar olmuş ki kendisi
dürüstlükte, harbilikte?
Aşık atabilecek mi benimle?
Kime göre, neye göre?

Umrumda değil!

Sınav yapan hayatı bana
geçti mi sınavını kendinde?
Sordu mu bana bir kere bile
notum ne diye?
Oldum olası düşmanım kibre
kabalığa ve kendini bilmezliğe!
Sınarsa bir kez daha yetkimi

umrumda değil!..

Tepemde izliyor muymuş biri?
Sınayacak mıymış beni?
Çoktan geçtim kuzum ben sınavı
bak hele sen bir kendine!

Umrumda değil!..


Ömer Dalman
ARZ
29.12.2018


6 Aralık 2018 Perşembe

Ne haddinize?!

Sına beni sonuna kadar gökyüzü!
Dağlar, denizler!
Şehrin kuralları, arabalar, kaldırımlar!
Komayın ardına elinizden geleni!
En son kozlarınızla gelin üstüme!

Kınayın
yapın infazımı ey yakınlar!
Okyanus kadar engin
fırtına kadar dürüst olduğum için!
Çocuklar gibi coşkulu
Hayyam gibi aşık olduğum için
kesin biletimi, verin elime!

Şu narin bedenim
bir kaç litre kanım da tükense
döner miyim kendimden sizce?
Arıza Adam değil ki sizin gibi
değil ki umudu sadece bu kürede!?..
Sadece kendini dinlemede
kendince eğlenmede...

Gelin üzerime!
Tüm sorunlu tatminlerinizle
çakma bilgilerinizle
gerisayım Rabbim'dendir
sizin ne haddinize?!


Ömer Dalman
ARZ