facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2025 Çarşamba

Facebook Gruplarını Yönetirken

FXC7vov.md.jpg

Facebook, nice nitelikli ve derin paylaşımların da yapıldığı, etkileşimli ve çok güzel bir platformdur. Orada bir çok özel temalı gruplar vardır ve bu grupların da doğal olarak yöneticileri vardır. Benim de facebook'ta yönettiğim bir kaç grubum var...

Bir facebook grup yöneticisiyseniz; aslında bir yandan da psikolojik açıdan sınandığınızı bilmeniz lazım. Çünkü, belki içinde 3000 kişinin, belki de 35.000 kişinin bulunduğu çok üyeli bir grup sayfasını yönetmektesiniz. Bu; sahada olmasa da, sanal alemde bir nevi liderlik yapmak gibidir. Grubun genel kurallarına ve sınırlamalarına hakim olarak, bir yandan paylaşım yapan üyeleri denetlersiniz.

Ancak facebook'taki bazı grup yöneticileri zamanla kendilerinde farklı bir güç ve yetki hissetmeye başlıyor ve sanki bir holding sahibiymiş gibi tüm üyelere ahkam kesmeye başlayabiliyor. İşte bu noktada o yönetici gerçekten de sınanıyor! Fikir ve ifade özgürlüğünün o barışçıl büyüsünden uzaklaşmaya başlıyor. Ara sıra grup sayfasında paylaştığı ültimatom tarzı uyarı yazılarıyla sanki kendi halkını uyarır gibi, onlara sopa gösterir gibi bir tavra giriyor. Bence bu noktada gerçekten sosyal ve psikolojik bir sınanma durumu var...

Halbuki, sanki altında çalışan elemanların maaşları kendisine bağlıymış gibi, bir öğretmen veya patron tavrıyla kendi kompleksini nasıl da ortaya koyuyor?!

Bir kaç bin kişilik grubu yönetiyor diye böyle eli maşalı öğretmen havalarına giren insana şöyle demezler mi?

"Yahu sen ne diyorsun kardeşim? Ben fikirlerimi paylaşamaz mıyım? Sen tanrı mısın, tanrıça mısın? Alt tarafı sanal alemde bir grubun var?! Altında kaç kişi çalışıyor senin şirketinin?! Bir grubunun olması seni hak sahibi veya bilge bir kişi mi yapıyor?!.. Herkes haddini bilecek! Sonuçta hepimiz aynı bütünün parçası ruhlarız."...

Vallahi de derler!..


-----------
Ömer İlhami Dalman
AZRL

3 Ekim 2014 Cuma

Facebook'ta Sayfalar ve Gruplar

Facebook'ta ortaya çıkan toplum psikolojilerini inceliyorum zaman zaman. Orjinal ve kendine ait çalışmalarla değil de; topluma ve tarihe malolmuş şahsiyetler ve olaylar üzerinden grup veya sayfalar açıyor insanlar. Tamamen bir kavramın veya kişinin altından veya onun gölgesinde bir varlık belirtisi ortaya koyuyorlar.

Bu aidiyet altındaki şekillenme veya diğer değişle 'temsilcilik' güzel, ama bir bakıyorum, bir süre sonra bu sayfa açan insanlar, sanki kendi özgün kişilikleri ve ortaya koyabilecekleri işleri yokmuş gibi, sürekli o sayfanın işaret ettiği kişi veya olgunun hapsinde paylaşımlar yapmaya başlıyorlar.

Günaydın'ı o sayfanın gölgesinde yazıyorlar.

Özel günleri hep o sayfanın ana temasına bağlıyorlar.

Felsefeyi o sayfanın gölgesinde kaleme alıyorlar.

Sanki kendi hayatlarında başka hiçbir renk veya orjinallik içeren olay yokmuş gibi; sadece o sayfanın verdiği yeni ruh hali ile davranıyorlar. Hani neredeyse sayfanın bağlı olduğu ana tema harici bir sevgi sözcüğü paylaşsan; suç olacakmış gibi!.. Aşktan katıksız bahsetsen; sayfaya saygısızlık etmiş olacaksın gibi!..

İnsana ait her türlü komplike kavramı o sayfada olduğu gibi dile getirsen; gruptan atılacakmışsın gibi!..

Pekiyi o zaman sen kimdin ve şimdi kimsin?

Sen gerçekten var mısın?..

Sen; sadece o usta şahsiyetin veya onun yaptıklarının bir kuyruğu veya kopyası mısın? Onun temsilcisi misin?

Pekiyi senin ruhuna ne oldu? Onunla aynı aleme mi gideceksin? Senin kişiliğine ne oldu? Sana özel ortaya koyman gereken katkılara ne oldu?!..

Yoksa sen artık zaten yok musun?..



ARIZA ADAM
Ömer Dalman