eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2026 Cuma

Yapay Zeka Posterleri Birbirinin Aynı

CYZYfvp.md.png

Yapay Zekanın sosyal medyaya dahil olması harika bir şey... Neleri neleri hallediyor, gerçekten inanılmaz kolaylıklar sağladı. Çünkü herkes görsel tasarımcı değil, herkes bir video editörü değil ve gerçekten insanların kendilerini sunmasında ve duyurmasında harika hizmetler veriyor.

Ancak bu olayla ilgili olarak son aylarda beni rahatsız eden bir şey var. Sosyal Medyada karşıma çıkan bütün duyuruların, tanıtımların, posterlerin veya kapak fotoğraflarının gerek renk, gerek ışık-gölge bakımından hepsinin aynı stilde olması... Kullanılan başlık ve slogan yazıları da birbirinin aynı... Kalın ve büyük punto harfler, parlaklıklar, gölgeler hepsi aynı stilde... Sanki binlerce insanın paylaşımlarının hepsi aynı film şirketinden çıkmış gibi...

Sanırım binlerce görseldeki bu bir örnek olma durumu, içerik üreticilerin yapay zekayı, farklılık yaratacak şekilde şartlandıramaması ile ilgili bir şey... İçerik üreticiler, konuyu, sloganları ve görselleri tanımlarken, görsel tasarım tecrübeleri olmadığı için, ışık ve renk seçimlerini sürekli yapay zekaya bırakıyor olabilirler. Sonuçtaysa, az önce belirttiğim gibi, hepsi aynı film şirketinden çıkmış gibi birbirinin aynısı posterler çıkıyor.

Bu bir örnek olma okyanusunda binlerce farklı içeriğin hep aynı stil görsellerde vücut bulması ise, paylaşımların çekiciliğini ve farklılığını dibe vurduruyor. Örneğin ben hemen hemen hiç yapay zeka kullanmadan içerik üretiyorum ve şu an sosyal medyayı sarmış olan o bir örneklik cümbüşünden tamamen farklı paylaşımlarım dikkat çekiyor. Sanki bu bir görsel furya gibi değil mi?

Halen orijinalitesini yitirmeyen içerik üreticiler şu an diğerlerinden açık ara önde...


Ömer İlhami Dalman
AZRL

8 Mart 2026 Pazar

Garip Yaratıklar

qTQ7Fix.md.png

Artistik poz verecek diye
dingili kaymış
eğri büğrü
garip yaratıklar...

Bakışı yamuk
duruşu yamuk
yaptığı işle alakasız
bir kral edası...

Toplasan iki laf etmez
cep doldurmaya
gönlü yetmez
eğri büğrü
tek kullanımlık kare...

Tüm yanlışları toplamış
herkes öyle yapıyor diye
artistik poz veren
dingili kayık
garip yaratıklar...


--------
AZRL
Ömer İlhami, Dalman

4 Şubat 2026 Çarşamba

Eyvallah deriz

ftrA4A7.md.jpg

Azıyla yetiniriz, şükrederiz
gelirse çoğu
eyvallah deriz.

Hep kazanmak değil
şöhret sarhoşluğu değil
mal mülk değil
sadece kendimizdeyiz.

Aldı yürüdü karmaşa
al gülü, ver gülü düzen
kopya kağıdı toplum
çok sıradan biliriz
eyvallah deriz.


-------
Arıza Adam


14 Aralık 2025 Pazar

JOHN WICK 4 Hakkında, Bence...

fYkpbSt.md.jpg

Film Serisi hakkındaki kişisel deneyim ve çıkarımlarımı içerir.

John Wick Serisinin ilk bölümünü büyük bir heyecan ve coşkuyla izlemiştim. Keanu Reeves serinin ilk bölümünde kendisine haksızlık eden mafyaya karşı, yerin altına gömdüğü baltasını çıkartarak yoğun bir savaşa girmişti. Bu irade ve hırs ile John karakteri eminim dünya genelinde milyonlarca insanı bir kez daha büyülemişti.

Bu ilk nefesle doğal olarak serinin ikinci bölümünü de büyük bir merakla izlemiştim. İkinci bölümde John Wick'in ilk bölümdekinin neredeyse iki katı sayıda insanı telef etmiş olması, olaylara mantıklı bakış açımın etkisinde beni seriden biraz soğutmuştu. "Adam neredeyse şehrin yarısını öldürdü! Böyle şey mi olur yahu?" dediğimi hatırlıyorum.

Böylece bu serinin ikinci bölümünü izlememle birlikte artık içime sinmeyen bir şeyler olmuştu. Eşime; "Yahu bu filmde de mantık sınırları iyice zorlanmaya başladı. Herhalde üçüncü bölümde John Wick şehirdeki bütün insanları öldürecek!?" dediğimi hatırlıyorum. İlk bölümün etkisinde söylersem, Sonuçta John Wick 'Superman' değildi, ama yönetmenin onu yavaş yavaş, bol dayak da yiyen, ama hiç ölmeyen bir süper kahraman rolüne oturtmaya başlamış olduğunu farkettim.

Üçüncü bölümü izleyip izlemediğimi hatırlamıyorum. Çünkü artık John Wick, benim gözümde tam bir çizgi roman uyarlaması kategorisine oturmuştu. Yönetmenin ve film şirketinin bu olayı özellikle planladığı zaten aşikardı.

Dün ilk kez içimdeki izlememe yeminimi bozdum ve bir sinema sitesinde John Wick 4 afişini görünce, "Yahu bakalım dördüncü seride John Wick hangi şehri tümüyle telef etti?" diyerek, eşimle birlikte filmi izlemeye başladık.

Yapımcı şirketlerin 'devam filmlerinde' her zaman sergiledikleri aşırı kalabalık çatışmalar, öldürülmeler ve bol patlamalı gürültülerle John Wick 4'te de karşılaşınca yine kafam yoruldu, iştahım kaçtı. Bu serinin de, tam da tahmin ettiğim gibi artık bir insanın güç sınırlarının ve sergilediği aksiyon miktarının mantık sınırlarından iyice çıkarak, resmen bir çizgi roman uyarlaması stratejisiyle bezendiğini gözlemledim. Olaya bir çizgi romanmış gibi bakarsak, evet, John Wick Serisi belki de isteneni veriyor. Ancak filmi bir süre izledikten sonra ne yaptık, biliyor musunuz?

Filmin bitmesine yaklaşık 35 dakika kala filmi kapatarak, youtube'da uzaysal bir belgesel açıp, kafamızı sakinliğe ve duruluğa getirmeye kara verdik!.. John Wick 2'yi izledikten sonraki 'bu seriyi izlememe' yeminimi bozduğuma pişman oldum ve artık sonsuza dek bir daha John Wick Serisini izlememek üzere yeminimi yeniledim!..


Ömer İlhami Dalman
AZRL

24 Kasım 2025 Pazartesi

Yaşayan Cesetler

ffELcYu.md.jpg

Dünya kazanı alabildiğine fokur fokur kaynar durumda... Yaşayan Cesetler yüzeye çıkmış, köpürüyor kinle, endişe ile... Kıçları kaynıyor olsa da görmek istemiyorlar. Yukarıdan bakan Özgür Ruhlara uzanmaya çalışıyorlar. Belki biraz da onlardan kopartırız diye... Bilmiyorlar ki; çoktan kaynadılar bile, dönüş yok...

Ayaklarına dolanır olmuş modası geçmiş arzuları, hedefleri, piç olmuş amaçları... Diyemiyorlar ki "Yaşasak ne olacak sanki?"... Yaşayan Ceset olmaya devam etmek için yemeleri, içmeleri, yükselenlere tutunmaları gerekiyor.

Tepeden izliyor Özgür Ruhlar... "Anlatmıştık size defalarca." deme gereği kalmamış. Kaynayan cesetlere bakıp, bakıp, gülümsüyorlar sessiz, emin, sonsuz huzurda...


-------------
Ömer İlhami Dalman
AZRL

16 Temmuz 2025 Çarşamba

Facebook Gruplarını Yönetirken

FXC7vov.md.jpg

Facebook, nice nitelikli ve derin paylaşımların da yapıldığı, etkileşimli ve çok güzel bir platformdur. Orada bir çok özel temalı gruplar vardır ve bu grupların da doğal olarak yöneticileri vardır. Benim de facebook'ta yönettiğim bir kaç grubum var...

Bir facebook grup yöneticisiyseniz; aslında bir yandan da psikolojik açıdan sınandığınızı bilmeniz lazım. Çünkü, belki içinde 3000 kişinin, belki de 35.000 kişinin bulunduğu çok üyeli bir grup sayfasını yönetmektesiniz. Bu; sahada olmasa da, sanal alemde bir nevi liderlik yapmak gibidir. Grubun genel kurallarına ve sınırlamalarına hakim olarak, bir yandan paylaşım yapan üyeleri denetlersiniz.

Ancak facebook'taki bazı grup yöneticileri zamanla kendilerinde farklı bir güç ve yetki hissetmeye başlıyor ve sanki bir holding sahibiymiş gibi tüm üyelere ahkam kesmeye başlayabiliyor. İşte bu noktada o yönetici gerçekten de sınanıyor! Fikir ve ifade özgürlüğünün o barışçıl büyüsünden uzaklaşmaya başlıyor. Ara sıra grup sayfasında paylaştığı ültimatom tarzı uyarı yazılarıyla sanki kendi halkını uyarır gibi, onlara sopa gösterir gibi bir tavra giriyor. Bence bu noktada gerçekten sosyal ve psikolojik bir sınanma durumu var...

Halbuki, sanki altında çalışan elemanların maaşları kendisine bağlıymış gibi, bir öğretmen veya patron tavrıyla kendi kompleksini nasıl da ortaya koyuyor?!

Bir kaç bin kişilik grubu yönetiyor diye böyle eli maşalı öğretmen havalarına giren insana şöyle demezler mi?

"Yahu sen ne diyorsun kardeşim? Ben fikirlerimi paylaşamaz mıyım? Sen tanrı mısın, tanrıça mısın? Alt tarafı sanal alemde bir grubun var?! Altında kaç kişi çalışıyor senin şirketinin?! Bir grubunun olması seni hak sahibi veya bilge bir kişi mi yapıyor?!.. Herkes haddini bilecek! Sonuçta hepimiz aynı bütünün parçası ruhlarız."...

Vallahi de derler!..


-----------
Ömer İlhami Dalman
AZRL

27 Mayıs 2025 Salı

Kendini Sıfır Sayma Takıntısı

artworks M9r0ipMnr06SxIWv w4PdGg t500x500

Youtube Sohbet Videolarımın birinde, sevenlerimin çok merak ettiği bir konuya değinmiştim. 'Nasıl bu kadar dinamik, neşeli ve umutluyum?'.. Çünkü bana sık sık bu soruyu soruyorlardı.

Ertesi gün videomun altına gelen yorumlardan biri dikkatimi çekti.

Bir izleyenim şöyle demiş:

"Umut deyinde aklıma hep Ulu Önder gelir."... "Erkeğin güzeli deyince aklıma hep Büyük Kurtarıcı gelir."...

İşte ülkemizdeki 'takık' görüş açısına en somut örneklerden biri!.. Yani ben orada hiçbir büyük insandan, filozoftan veya peygamberden alıntı yapmadan, sadece özgür fikirlerimi doğaçlama olarak anlatmışım. Ama içimizden biri beni izlemiş, çıkmış ve kendi en seçili kavramlarını tümüyle başka birilerine atfetmiş, hatta onlara adamış!??

Ülkemizde çoğu bireyin, kendi gücünü, kendi yeteneklerini ve kendi değerlerini özgürce ele almayıp, hep ortada kabul görmüş birilerine ya da büyük adamlara bağlamak gibi bir takıntı durumu var. Yahu kardeşim sen onu-bunu bırak, başkalarına tüm varlığını adamayı bırak da bir kendin ol! Hatta fikirlerinle kendini yücelt!.. O adandığın büyük adamları yine an, ama kendini sıfırlama!..

Ben de bu psikoloji ile yaşayanlara diyorum ki: "PEKİ SEN NESİN? SEN KİMSİN?"...


Ömer İlhami Dalman
AZRL


18 Mayıs 2025 Pazar

BAZILARI

36PUnB2.md.jpg

Bazıları; hem hayatını yaşarken keskin dini kurallarla Yüce Yaratan Allah'ın bütün emirlerini kabul ederler ve duaları da kendi hayatlarını temiz kılma adına okurlar, hem de "Ne düşünüyorsun Evren hakkında? Sence de dünya insanından başka zeki insan formlu varlıklar da var mı?" diye sorduğunda, işin o tarafına pek de destek vermezler. Hatta nedense dünya insanı dışında başka insan türleri olduğu gerçeğine aslında içten içe inanmazlar. Ama Kuranı Kerim'de geçen 'yerdeki ve göklerdeki zeki varlıklar' sözlerini ısrarla hatırlattığınızda, Kuranı Kerim'e ters düşmemek akıllarına gelir ve tam samimi olmadan da olsa "Tabii, yüz seksen bin alemi Allah herhalde bir tek bizim için yaratmadı." derler! Sonra başlarını yine yere doğru eğip, dünyevi yaşamlarına gömülürler.

Bunun temelde ne kadar politik ve çıkar amaçlı bir duruş olduğunu görebiliyor musunuz? Dini kuralların ana ilkelerine temelde uyarak, aslında kendi cennetlerini garanti ettiklerini düşünen bu tür ruhlar, sonsuz olasılıklar gerçeğine ve yaratılışa aslında hiç katkıda bulunmayan bireylerdir bence.

Düşünsenize; koca bir ömür yaşıyorsunuz ve kafanızı bir kere olsun hayallerle de olsa gökyüzüne doğru çevirmiyorsunuz! Böylesi tekdüze ve sıradan bir hayata tahammül ettikleri için bu ruhları kutlamak lazım!..


Ömer İlhami Dalman
AZRL

16 Mayıs 2025 Cuma

Sosyal Medyada 'Beğen' yapmak

3rUKBXn.md.jpg

İnanır mısınız; ben sosyal medyadaki hangi platformdaki bir paylaşıma bakarsam bakayım, eğer gözüme değen bu paylaşım bana bir şeyler hissettiriyorsa doğal bir tepki olarak 'beğen' tuşuna basıyorum. Bunu bir katılımda bulunma, emeğe saygı gösterme ve onu taktir etme adına yapıyorum. Beğen'i alan kişi de tabii ki mutlu oluyor. Benim gibi başkaları da beğeniyor ve paylaşım yapan kişi arkasını dönüp baktığında paylaşımının etkileşim yaratmış olması onu mutlu ediyor.

Gördüğüm bir paylaşımı beğenmem için bir markanın, tanınmış ve popüler bir kişinin yapmış olması gerekmiyor. Ayrıca gün içinde beş yüz tane beğeni yaptıysam da parmaklarım yorulmuyor. Çünkü bir şeyleri beğenmek, o nezaket ve katılımcılığı göstermek bence çok sevgi dolu bir eylem...

Diğer yandan ağzınızla kuş tutsanız, ortaya çok ilginç bir paylaşım da yapsanız 'beğen' yapmayan burnu havada, kibirli ve egolu ruhları da sık görüyoruz. Tabii onlar da kendilerini bu şekilde açık eden kişiler olarak tanınıyorlar.

Ben, gözüme dokunan, hayatıma ufacık da olsa temas eden tüm paylaşımları beğenmeye devam ediyorum ve insanı, onun emeğini seviyorum.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

29 Nisan 2025 Salı

Kaypak Strateji

3XHFRv2.md.png

Ne ilginç bir toplumuz... Küresel güçler ve ülkemizi dara sokan batılı ülkelerle ilgili sosyal medyada ve televizyonlardaki haberleri izleyip, bireysel ve toplu eleştiri paylaşımları yapan insanlarımızın hassasiyetini bilirsiniz. Sokaklarda bazı milletlerden bize gelen ithal ürünleri yakanları da sık görüyoruz.

Ancak bunu çok gözlemledim:

Aramızdan bir tanıdığın, bir dostun veya bir akrabanın, bu saydığım türden ülkelerin birindeki en kritik global bir şirketteki 'yöneticilik veya ürün satış' başarısını öğrendiğimizde, sanki o duyarlı vatandaş biz değilmişiz gibi, yüz yüze ve her yerde onun başarısını kutlarız ve yaptığı işi öve öve bitiremeyiz.

Peki nerede kaldı o sağlıktan, global adaletten ve milliyetçilikten yana sergilediğimiz sert tavır?!.. Haa pardon, bu seferki konu bir tanıdık olduğu için, onu mümkün olduğu kadar yağlayalım, övelim ve tebrik edelim ki; onunla ilişkimiz bozulmasın!.. O güne kadar savunduğumuz değerleri, özel durumdan dolayı geçici bir süre iptal edebiliriz!.. Söz konusu ilişkiler, çıkarlar ve olası kazançlar olunca nasıl da dilimizi bir tarafımıza sokarız, değil mi?..

Kanımca bu tür çelişkili stratejinin sebepleri; genel anlamda millet olarak doymamış, refaha erişememiş ve kazancın her türlüsüne açık olmamızdır. Konu mal - mülk edinmeye, mideye, boğaza gelince nasıl da kendimizi yalanlarız!??

Eğer bir duruş sergileyeceksek; bu politikamız her değişen durum karşısında sağlam olmalı ve kimseye torpil geçmemeliyiz.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

10 Nisan 2025 Perşembe

Her şeye Muhalif olmak

3amayzJ.md.jpg

Biliyor musunuz; birileri bir bilgiyi doğaçlama şekilde kaleme aldığında, hemen başka birilerinin "Evet, ama yeterli değil. Ondan sonra da şöyle-böyle feşmekan da olması gerekir." şeklinde ego kokan parantezler açmasına hiç gerek yok. Hep söylenen bir şeyi, onun ahenginden çıkartıp, olayı teknik bilgiye dönüştürme çabasıyla, tadı bozuk hale getirmeye ne gerek var? Bırak, belki o haliyle tam doğru değildir, ama okuması keyiflidir?..

Bu neyin baskın çıkma çabası?..

Oturup, sen de o bilgiden ilham alıp, kendince bir şeyler ortaya koysan ve onu da okusalar hoş olmaz mı?..

Bazıları bu türdendir ama... Kendi bir şeyler ortaya koyuyor olsun, ya da olmasın, illâ ki başkalarının ortaya koyduğu şeylere muhalefet olmanın peşindedir. Belki de bu yüzden bizim sanatımız, ilmimiz ve bilimimiz biraz kısır kalıyor. Batıdaki gibi, insanların birbirlerinin işlerine ve ürünlerine duydukları o nezaket dolu saygı bizde neden olmuyor?.. Acaba toplum olarak hepimiz bir tür alçaklık kompleksinde miyiz?

Yılların bize mirası eğer buysa; dünyada bir çok alanda geriden yürümeye devam edeceğiz.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

6 Nisan 2025 Pazar

İnsanoğlunun

37wJEhv.md.jpg

Artsın çileleri
değerini perçinlemiş
kayıp insanoğlu!

Rutine bağlamış
inancı, sevgiyi,
ruhunu.
iflah olmaz!
sorgulamaz!
kayıptır benliği
insanoğlunun...

Parçalasın
gerçeğin ışığı kalbini
aklını
kemikleşmiş ruhu!

Beş para etmez
kendini bilmez
saplanmış kendine
yaprakları kuru...

Fayda etmez
yüzü gülmez
korkaktır
çiledir hesabı
insanoğlunun...


Ömer İlhami Dalman
AZRL

5 Nisan 2025 Cumartesi

Beğen Yapmak çok mu zahmetli?

37CrVBj.md.png

Sosyal Medya Video paylaşımlarında içerik oluşturucuların "Lütfen videoyu beğenmeyi unutmayın." demelerinin aksine, ben, bırakın video paylaşımlarına 'beğen' yapmayı, sosyal medyadaki tüm platformlarda önüme gelen ve bana bir şeyler hissettiren her paylaşıma otomatik olarak 'beğen' yapıyorum. Şimdi bu eylemi yaparken o anki psikolojime kısaca bakalım.

Birincisi, iyi niyet ve nezaket...

O paylaşımı yapanın, benim 'beğen' yaptığımdan haberi olsun veya olmasın, ben bunu o an sadece bir parmağımı oynatarak sevgi ile yapılmış bir taktir hediyesi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta ortada bir emek var ve ben o paylaşımı görerek, o emekten faydalanmış oluyorum. Yani yapılan paylaşımın ille de çok derin anlamlar içeriyor veya çok ilginç olması benim için önemli değil... Bu sadece beni yormayan ve sosyal medyanın sinerjisine katılımda bulunmak gibi bir şey...

Benim bu durumumun tersine, dikkat ederseniz toplumun büyük yüzdesindeyse bir 'beğenmeye tenezzül etmeme' durumu hakim... Halbuki, bir anlamda iyi niyet ve taktir ifadesi olan bu eylem o kadar kolay ki!.. Beğendiğini görüverseler ne olur ki?.. İncilerin mi kararır?..

Sosyal Medyada bu 'beğen' yapmaya tenezzül etmeyenlerin bazı kişisel ve sosyal komplekslerde olduğunu düşünüyorum. Sadeleşememiş, alçak gönüllülükle, hatta kendileriyle yüzleşip, barışamamış insanlar...


Ömer İlhami Dalman
AZRL

2 Nisan 2025 Çarşamba

Çöpe 'çöp!' diyorum. (Akrep)

3RgBz6F.md.jpg

Doğrucu, patavatsız bir burçmuş akrep. Her dediği çıkarmış. Hisleri aşırı kuvvetliymiş. 'Pat' diye söylermiş hissettiklerini, onlara tam güvendiği için.

Ve şu doğrular! Ah şu doğrular!..

Kaç kere başım yandı bir bilseniz!.. Kaç kere tefe kondum çoğu kez suçlu ben olmadığım halde. Sadece adam gibi, 'pat' diye gerçek gözlemlerimi ortaya koyduğum için...

Halbuki nedir bu 'doğrular karşısındaki panik'?.. Neyi korumak için acımasız oluverir insanlar pasparlak gerçekleri duyunca?.. Kime, neye borçları var veya hangi yanlış insanları korumak zorunda hissederler kendilerini de; gerçek yüzlerine 'pat' diye vurulduğunda günahsıza karşı acımasız olurlar?.. O şiddetli ışıktan mı korkarlar kendi binlerce gölgeleri yok olacak diye?..

Neden gerçek olana teslim olmazlar ve direnç gösterirler?.. Neden korkarlar?..

Ah şu doğrular ah!..

Ah benim akrep burcum ah!..

Zorunlu şekilde bağlandıkları sahte değer ve erdemleri kırıp, çöpe atmak mı suçumuz?.. Çöpe 'çöp' demeye direnmek neyi kazandırır onlara?..

Çöpe 'çöp!' diyorum bir kez daha ve Akrep olmaya devam ediyorum.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

23 Mart 2025 Pazar

Seni gidi Küçük UFO'cu seni!

3IuJtnt.md.jpg

Aferin sana İnsancık! Yine kendinle dalga geçilmesine ve çocuktan bir farkın olmadığına inanmamı sağladın!

Hani elinde kırmızı ufak lazer aleti ile kedileri oynatan İnsancık var ya; işte senden bahsediyorum. Seni gidi Küçük UFO'cu seni! Sen eline aldığın lazeri gökyüzünde uçan UFO'ların sağına, soluna tutup, onların hızla yön değiştirmesini mi sağlıyorsun?! Ayyyy yerim seni Küçük UFO'cu!..

Çok mu hoşuna gidiyormuş benim Küçük UFO'cumun UFO'larla oynamak bakayım!?..

Hey Allah'ım Yarabbim! İnsancık var ya İnsancık; ister yazar olsun, ister star olsun, ister entel-dantel, isterse UFO'cu olsun, asla büyümeyecek!.. Nedir bu yahu?! Eline lazeri alan UFO kovalıyor!??.. Bir de sonra kayda aldığı videoları sunarken, büyük bir şey başarmış gibi gökyüzünde uçan UFO'nun nasıl yön değiştirdiğini vurguluyor!? Hayır yani ellerine ne geçiyor lazerle UFO kovalayınca?.. Bilgilerini mi transfer ediyorlar beyinlerine?! Bir selam verip, selam mı alıyorlar? Nedir yani???

Hiç UFO görmemiş, ancak sonsuz bilinç mertebesine yükselmiş insanlar en azından sonsuz varoluş olasılıklarına göre her şeyi normal kabul ederek, bilinçlerini genişletiyorlar. Bu UFO kovalayan İnsancıklarsa onca sonsuz varoluş olasılıklarını benliklerine geçirmeyi bırakıp, olaya halen materyalist şekilde yaklaşmış olmuyorlar mı?.. Alırım elime bir kızılötesi kamera ve lazer, UFO'ları kovalar dururum ben de! Ama bunun benim varoluşuma faydası ne?!..

Ya da şöyle diyeyim: Kolaysa onlara kendini önemsetip de, onlarla temas kursana!.. İşte bunu da yapamıyor bu İnsancıklar.

Buradan gerçek içsel yolculara ve gerçek temasçılara sıcacık selamlarımı gönderiyorum.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

1 Mart 2025 Cumartesi

Herkese Kızgınım

32TKmrX.md.jpg

Evet! Dünyada kendi içsel yolunda mutlu olarak yaşayan 'Akrep Burcu bir İndigo' olarak herkese kızgınım! Yanlışlar, yalanlar, çıkar hesapları ve manipülasyonlar içinde, sürü şeklinde yaşayan bu kitlede benim için iki tane torpilli var. Karım ve kızım... Elbette onlar da zaman zaman benim gibi zararlı şeyler yapıyorlar her insan gibi. Ancak onlar benim yegâne torpillilerim... Gerisi benim için yalan...

Çünkü insanlığın gerçekten yüzde doksan beşi kuşkusuz kendini aldatmalarda, çıkar hesaplarında ve etki edebildikleri insanları manipüle etmenin peşinde... Kokuşmuş, beş para etmez egoları ile kendi ruhsal ışıklarına bile ulaşamayan mahluklar... Sadece kendilerini aldatıp, gerçek yüzlerini bizden gizleyebildiklerini düşünen ahmaklar...

Etrafımda olanlar, benimle temasta olanlar:

Artık hem akreplerin yükselme dönemi, hem de indigoların baskın çıkma zamanı!.. Biz akrep-indigolar her zaman kazanırız ve sürekli notlar alırız. Zamanı geldiğindeyse Krallığımızı ilan eder, etrafımızı siler süpürürüz. Çünkü yanlış ve negatif olan herkesin zerrelerini çoktan görmüşüzdür. Asla yalanda olamayız.

Ya bize takılın, ya da bütün çabalarınızın üzerini küllerle kapatın!..


Ömer İlhami Dalman
AZRL

21 Nisan 2022 Perşembe

Açarım Rap Müziği

Kızdığımda hayata
üçe-beşe takana
hesap peşinde koşana
haddini aşana
sırtlana, kurta

AÇARIM RAP MÜZİĞİ
POMPALARIM SESİ!
sakinleşirim...

Kırmamak için sefil gönülleri
hadsiz dilleri
bilsem de ucuz kalpleri
düşmemek için hataya

AÇARIM RAP MÜZİĞİ
POMPALARIM SESİ!
sakinleşirim...

Dört bir yan dolu vampir
uzak-yakın gönlünü zehirler
istesem anda buradan giderler
kırmamak için sefili, piçi

AÇARIM RAP MÜZİĞİ
POMPALARIM SESİ!
sakinleşirim...


AZRL

5 Ocak 2022 Çarşamba

Fedakar İnsanlara

Bunu tüm fedakar insanlara soruyorum:
Onca iyiliği yaparken neyin peşindesin? Kimlere ve hangi zamanlara borcun var? Neyi ispat etmenin implantındasın?
Beklentisiz, sorgusuz yaptığın iyiliklerin geri dönüşü sana jest olarak yapılmadığında bunu göğüsleyebiliyor musun? İyilik yaptığın yakınların veya dostların bu özverilerinin bilincinde mi, yoksa senden almaya devam mı ediyorlar?
Onlara kendi sorumluluklarını unuttururcasına sürekli iyilik yapman sence iyi mi?
Peki kendinden ne haber? Bu şekilde kendini kutsayabiliyor ve gerçekten mutlu musun? Kendine ait özgür zaman ne kadar ayırabiliyorsun? Sevgilinle ne kadar özgür zaman geçirebiliyorsun?
AZRL

25 Ekim 2021 Pazartesi

Şerefinize!

Kesinlikle 'alkol ve sigara kullanmayı' metetmiyorum, ancak alkol kullananların dikkatini çekmiş olabilecek komik bir gözlemimden bahsetmek istedim.

Bir kahveyi veya çayı sigara eşliğinde içenler için çay-kahve anı farklıdır. Bir yandan keyif aldığı duman üfleme eylemini ana amaç olarak görürlerken, ara ara çayından-kahvesinden yudumlar alırlar ve bütün bu çay-kahve içme eyleminin süresi uzar. Arada hapır hupur saldırmadan da bir iki ısırık poğaça veya simit yerler. Aslında onlar için içilen kahve-çay eylemi bir ritüel tadında gerçekleşir. Onlarda asla "Bir an önce çayı-kahveyi, poğaçaları gömeyim de doyayım!" mantığı yoktur. :) Kısa sürede bir telaş önündeki yiyecek ve içecekleri gömüp, karnını ovuşturma yasası geçerli değildir! :) Aslında sadece keyfin zamanını uzatırlar.

Bunları yazıyor olmam yine de sigara içmeyi övmek değildir, sadece iki kitle arasındaki komik farkları dile getirmek içindir.

İçki durumuna gelelim...

Bir masa düşünün. İçki yok. Sadece Cola, gazoz ve meyve suyu var. Biraz da yiyecek bir şeyler. Kısır, kurabiye, simit, aklınıza ne gelirse...

Alkol kullanmayanlar o sofraya bir anda hücum edip, yaklaşık 15 dakikada masada olan yiyecekleri süpürüp, colayı da o ara mideye indirirler ve sonra malum son: "Ohhh ne yedik be!" deyip, karınlarını ovalarlar! :) Kısacık sürede süpürülen yiyecek ve içeceklerin artık hükmü bitmiştir. Sofradan kalkarlar ve "E hadi o zaman bir de çay demleyelim." diyerek koltuklara geçerler. :)

Mantık midemizi tatmin edip, geçici tatmin olan doyma eylemini gerçekleştirmek oldukça, ritüeller hiç olmaz. Doy, kalk, yat uyu, tekrar kalk ve yine bedenini en hızlı şekilde tatmin et! :)

Vurgulamak istediğim şey alkol veya sigara kullanımı değil. Belki bu hızlı hayvani doyma duygusu arasına biraz bir şeylerle, belki daha derin muhabbetlerle zaman aralıkları koymaya dikkat çekmek... Yaşadığımız tüketim içeren anları biraz boyutlandırmak, rutinleşmiş tatmin eylemlerimize biraz anlam katmayı vurgulamak.

Hey! Sigara içenler!

Siz yine de içinize çekmeden içmeyi deneyin. Ben öyle yapıyorum.

Ha bu arada akşamcılar!

Bu akşama bir kadehi de benim için için!

Şerefinize! :)

------------
AZRL

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Öne eğerim başımı

Ellerimle atarım çöpe
Piç ederim saygınlığımı
umarsız atışlarım
taş gibi eleştirilerim
geri teptiğinde en son
dank eder kafama

biraz pişman
biraz yılgın
'Yine mi boka sardım.' der
öne eğerim başımı.

Biliyorum
öğrenemedim insanlığı
kuşanamadım politikayı
ne dediysem Dan Dan Dan
ateş kaplı dilim çoğu zaman
yandığında kendi ağzım

biraz pişman
biraz yılgın
'Neden idare edemedim?!' der
ellerimle atarım çöpe
Piç ederim saygınlığımı
öne eğerim başımı.


ARZ