taşlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taşlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2021 Pazartesi

Şerefinize!

Kesinlikle 'alkol ve sigara kullanmayı' metetmiyorum, ancak alkol kullananların dikkatini çekmiş olabilecek komik bir gözlemimden bahsetmek istedim.

Bir kahveyi veya çayı sigara eşliğinde içenler için çay-kahve anı farklıdır. Bir yandan keyif aldığı duman üfleme eylemini ana amaç olarak görürlerken, ara ara çayından-kahvesinden yudumlar alırlar ve bütün bu çay-kahve içme eyleminin süresi uzar. Arada hapır hupur saldırmadan da bir iki ısırık poğaça veya simit yerler. Aslında onlar için içilen kahve-çay eylemi bir ritüel tadında gerçekleşir. Onlarda asla "Bir an önce çayı-kahveyi, poğaçaları gömeyim de doyayım!" mantığı yoktur. :) Kısa sürede bir telaş önündeki yiyecek ve içecekleri gömüp, karnını ovuşturma yasası geçerli değildir! :) Aslında sadece keyfin zamanını uzatırlar.

Bunları yazıyor olmam yine de sigara içmeyi övmek değildir, sadece iki kitle arasındaki komik farkları dile getirmek içindir.

İçki durumuna gelelim...

Bir masa düşünün. İçki yok. Sadece Cola, gazoz ve meyve suyu var. Biraz da yiyecek bir şeyler. Kısır, kurabiye, simit, aklınıza ne gelirse...

Alkol kullanmayanlar o sofraya bir anda hücum edip, yaklaşık 15 dakikada masada olan yiyecekleri süpürüp, colayı da o ara mideye indirirler ve sonra malum son: "Ohhh ne yedik be!" deyip, karınlarını ovalarlar! :) Kısacık sürede süpürülen yiyecek ve içeceklerin artık hükmü bitmiştir. Sofradan kalkarlar ve "E hadi o zaman bir de çay demleyelim." diyerek koltuklara geçerler. :)

Mantık midemizi tatmin edip, geçici tatmin olan doyma eylemini gerçekleştirmek oldukça, ritüeller hiç olmaz. Doy, kalk, yat uyu, tekrar kalk ve yine bedenini en hızlı şekilde tatmin et! :)

Vurgulamak istediğim şey alkol veya sigara kullanımı değil. Belki bu hızlı hayvani doyma duygusu arasına biraz bir şeylerle, belki daha derin muhabbetlerle zaman aralıkları koymaya dikkat çekmek... Yaşadığımız tüketim içeren anları biraz boyutlandırmak, rutinleşmiş tatmin eylemlerimize biraz anlam katmayı vurgulamak.

Hey! Sigara içenler!

Siz yine de içinize çekmeden içmeyi deneyin. Ben öyle yapıyorum.

Ha bu arada akşamcılar!

Bu akşama bir kadehi de benim için için!

Şerefinize! :)

------------
AZRL

3 Mayıs 2021 Pazartesi

Arkamdan bakarsın

Izdırabına, çilesine
mutlusuna, mutsuzuna
soktumunun hayatı
gelme üstüme üstüme
yanılırsın, yaktırırsın.

Yargısına eksiğine
nazına, niyazına
soktumunun hayatı
geçtim senden
kendimden ötede
tepemden
ittiririm aşağı
yamulursun.

Güldürürken ağlatan
cehennemde yalvartan
akılları yardıran
soktumunun hayatı

bil ki kalmadı sana Ömer
alsan ne yazar?
tepesinde Binler
parmak şıkırtısı kadar
şah damarından yakın
o Muzaffer...

Beklentisine, alkışına
yalandan gülüşüne
çaktımının hayatı
iki lokma bir beden
dayattığın endişen

gelme üstüme üstüme
boş kalır ellerin
anlamsız aptal gözlerle
arkamdan bakarsın.


ARZ

15 Şubat 2021 Pazartesi

Piçlerin Dünyası

Sağdan geleni
yandan yanaşanı
arkadan yavşayanı
alışamadım iki yüzlülüğe
piçlerin dünyası...

Boynuna sarılanı
belaltından vuranı
yüzüne gülüp arkandan satanı
alışamadım sana
piçlerin dünyası...

Mertlikte tavanda
sansürsüz açıklıkta
kendinden aydınlanmada gönül
uluorta kendin gibi gelsen
nelere izin veririm inan
ama
alışamadım sana
piçlerin dünyası...


ARZ

7 Ocak 2021 Perşembe

Yediminin Hayatı!

Doğrusunu yanlışını
anlamını sapmasını
kızmasını gülmesini
vermesini almasını
yediminin hayatı!..

Dermesini çatmasını
duygusunu karmasını
hesabını kitabını
hırkasını lokmasını
yediminin hayatı!..

İnsanlısı İnsansısı
bildiğine tutunanı
kabullere zorlayanı
başkası gibi ya da
kendisi olanı
yediminin hayatı!..

Sürme ellerini bana
salma düşünceni üstüme
çek gafili çevremden
kendimi yedim yuttum ben
yalanını yanlışını
eğrisini doğrusunu
yediminin hayatı!..


ARZ

11 Aralık 2020 Cuma

Uzak dururum

Tanırım leş kokusunu
pimpirikli ölüm korkusunu.
Tanırım çıkarcı bakışı
kendine gömme iltifatı
sahte nezaketi
beklentiyi
sığınmayı...

Tanırım gafilin bakışını
pek bir merhamet sahibi gibi
yalanın yüzünde
çiçek gibi açışını...

Tanırım kendini zeki zanneden
aptalı.
Dürüstlükten uzak
itirafsız birikmiş yılları...

Tanırım insanın gafilini
sözde olgun, bahtiyar
özde yoksun ışıktan...

Tanırım
tiksinirim
hiç sevmem
leş göt kokusunu.
Dışkısı bile kof
safi maddeden
kendine müslüman...

Ben de öyleydim kısa bir süre
bu yüzden
tanırım
tanırım
uzak dururum.


ARZ

1 Aralık 2020 Salı

Pek Sosyaller

image host

Çok otururdum
çıkmazdım
çok düşünürdüm
konuşmazdım
yalnız değildim
kendimde sosyal...

Uyarırdı Pek Sosyaller
dışarıdaydılar tam tekmil
sokakta, evde, arkadaşlarda
hep sosyal, Pek Sosyal...

Pek bilirler ya
yakınımda uzağımda
evde ocakta
her yanımda öğütler
verdiler de verdiler...

Dünyalık öğütleri
kaskatı bilgileri
fosil yakıt tecrübeleri
ne oldu değişen şimdi?

Yine evimde
monitörüm pencerem
sandalyem, masam, kahvem
daha da sonsuz ben
çakıldı onca öğüt kursaklarına
yüzlerinde maskeler
gırtlaklarında Korona
ellerinde eldiven
şimdi hepsi evinde
yedim sizi Pek Sosyaller!


ARZ

19 Kasım 2020 Perşembe

İnsanoğlu

Korkuna, endişene
sağlığına, hastalığına
kodumunun İnsanoğlu!

Ötesine, berisine
doğrusuna, yalanına
kodumunun İnsanoğlu!

Yüreği iki
ciğeri beş kuruş
mutluluğu satılık İnsanoğlu!..

Samimiyeti ambalaj
bakışı yılan
nefesi kokan İnsanoğlu!

Zamanı tükenmiş
alarm kapıda
olacak'tan bihaber İnsanoğlu!

Koş or'dan oraya
etekleri tutuşmuş
yanlara sapmış
özünden uzak
fırıldak İnsanoğlu!

Olma fedaisi Işığın
kal gölgede
gösterişte, pakette, bilgide
takıl sen, devam et
kalmadı sana gerek
Kaybeden İnsanoğlu!..


ARZ

27 Eylül 2020 Pazar

Olmam onlardan!

Onlar ister yakınlarında
evcil ev hayvanı
düşünmeyen
bilinçsiz teslimiyet
rutin jestler
zorunlu gülümseme
sahte nezaket
uyku, uyku, uyku!..

Yapmam!!!
Yakarım yalanları
olmam onlardan!!!

Onlar sever her zaman
süt dökmüş kedi
ot yiyen inek
trene bakan öküz!
susturulmuş hayaller

yapmam!!!
yakarım ahırları
olmam onlardan!!!

Onlar yapar bir bok bilmeden
umutsuz bebeler
tekdüze beyinler
fosil bedenler
yitik ulviyet
sözde sevgi
sıradan aşıklar

yaptırmam!!!
bebeler masum
yakarım yedi ceddini
olmam onlardan!..


Ömer Dalman
ARZ

21 Eylül 2020 Pazartesi

Böyle sever beni Baba

Kahretsin yine geciktim randevuma!
Büyünün En Büyüğü bekledi
Değnek bende
kaldı yine elimde
geçti saat
sular aktı gitti çeşmeden
kaldı kova elimde
doğdu güneş çoktan!

Kahretsin yine geciktim randevuma!
Kendimi tanıtacaktım tam da
değnek bende, yardım yok
Tatlı Cadı yanıbaşımda
dışarısı kimsesiz
ne varsa içeride.

Girdi araya kelimeler
uyandı insanlar rüyaya
kaybetmedim umudu
sakladım sonraya
geçti saat
koymuşum insan zamanına
Tatlı Cadı yanıbaşımda...

Bin görüp, bir gösterdim
bir duyup, bin söyledim
sağırlar sürüsü!
şımarığın teki Ben
umursamam
çile tokatları manyağı
kimine göre kırmış kafayı...

Saklamam kendime
giyip üzerime çıkarım
ters dikişli elbise
don atlet bazen evde
umursamam
en kralı gelsin!
gözü kara fedaisi ışığın takar mı?!..
böyle sever beni Baba...

Çok şey var masamda
kazandırmaz size sizden başka
eğleniyorum sadece!
Giydiğiniz elbise yırtılasıca
utanın çıplak kalıp
bakamayın yüzünüze!

Paket ambalajsınız diye
eğleniyorum sadece!
gözü kara fedaisi ışığın takar mı?!..
böyle sever beni Baba...

Kabullerimizi tokuşturalım mı?
Kırsan ne olur ki benimkini?
umursamam tek lafı
bitti süren çoktan
ne olur ki göstersen?
bitti nezaket, kurdeleli paket
şimdi şımarma zamanı!
böyle sever beni Baba...

Gösterdim Göğü defalarca
ister sına, ister sınama
çıplak kalacaksın sonunda!
Görmek ister misin Duvarlarımı?..
Sokacak mısın aralıktan başını?
Yapabilir misin?!..
görmenin önemi kaldı mı?
kendini devraldın mı?..
Sence artık takar mı?!

Sizi yalan solumuş ödlekler!
tokuşturalım mı duvarlarımızı?!
Duvarla Uzay birbirine kaynar mı?
aradaysan elin yanar mı?
Görsen ne olacak
eğleniyorum sadece!
geçti zaten zaman
körsün İnsan!..
Kahretsin yine geciktim randevuma!
İsmimi söyleyecektim ona.

Ben kaçar haydi
sıkıldım oynaşmaktan
şımarma zamanı!

Böyle sever beni Baba.


Ömer Dalman
ARZ

18 Eylül 2020 Cuma

İt zannederler

Hit beklerler, it isterler
öylece oturur, sinerler
yoksundur üretmekten hepsi
üreteni bunlar piç zannederler.

Popülerlik tutkunu hissizler
derinde olanı bilmezler
sadece gösterdiğini görenler
sağırdır gönülleri
çok konuşanı piç zannederler.

Sözüm ona pek sosyal hepsi
artist artist fotoğraf, bir iki çakma bilgi
bilmezler şu an olanlar ne ki?
Şeytan döllemiş benlikleri
Çetin Muzafferi it zannederler.


Ömer Dalman
ARZ

17 Eylül 2020 Perşembe

Eminim

Kendini çözümsüz yapıp, sonra bütün topluma 'çözümsüz' bakıp, gününe bakanları tokuşturup birbirine, leş gibi yenilemez bir omlet yapmak isterdim. Baharat olarak o leş kokulu kalp ve beyinlerini omletin üzerine kusturup, yoğun ateşte pişirmek isterdim.

Acıktıklarında önlerine tabak bile koymadan, bir inşaat spatulasıyla doğrudan önlerine laap laap diye paylarını yapıştırmak isterdim.

Sonra bulundukları kokuşmuş karanlık deponun kapılarını üzerlerine kilitleyip, arkama bakmadan giderdim. Bir dahaki acıkmalarında birbirlerini yiyeceklerinden eminim.


Ömer Dalman
ARZ

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Bunları itiraf edin

Bilenler bilir; aslında aydınlanma ve spiritüalizm konularıyla ilgilenip de, buna rağmen bakışını sadece stratosfer altında sınırlayan insanlar ne yazık ki yalandalar... Bilerek yapsınlar veya yapmasınlar; sonsuz kozmosu sürekli göz ardı etmeleri tam bir sınırlı farkındalık halidir.

Yalandalar deyişim şöyle ki: Örneğin çok lüks, sekiz odalı, üç banyolu ve üç ayrı konseptte salonu olan bir evin var. Bu saydığım mekanların hepsinin tadını çıkartıyorsun. Yemeğini yiyorsun, televizyonunu salonlarından birinde izliyorsun. Diğer salonda misafirlerinle eğleniyorsun. Hele o mutfak yok mu o mutfak! Gününün büyük bölümü orada, birbirinden lezzetli yemekler hazırlamakla geçiyor. Çünkü orası senin ve ailenin midesini doldurmasına aracı olan mekan...

Fakat tam da çatı arasında kocaman büyük bir hobi odan daha var ve oraya yıllardır çıkmıyorsun?.. O evi alırken çatı arası için ne hayaller kurmuştun, ancak zaman ilerledikçe alt kattaki lüks yaşantı mekanlarına öyle bir kaptırmışsın ki kendini, artık o hobi odasına zahmet edip de çıkmak aklına bile gelmiyor.

İşte, demek istediğim şey tam da bu!.. Zamanımızda oldukça yayılmış olan aydınlanma yöntemlerinin aslında derinleştirilirse varlığa büyük mucizeler kazandıracak uygulama alanları olmalarına rağmen; çoğu insan bu derinlikleri merak edip, ötelerin de ötesine geçmeyi göz ardı ediyor. Ya korkuyor, ya entellektüel bakışa yakıştıramıyor, ya da işin bu en önemli bölümünü beceremiyor. Odaklanma alanını stratosfer altı katmanlardan yukarı doğru, bilinmeyene doğru bir türlü çevirmiyor?.. Bu yüzden yalandalar, kandırmadalar ve kandırılmadalar...

Tamam; dünyanı da iyileştirip güzelleştirmek ilk aşamanın en güzel uğraşıdır, ancak sen neden sadece o katmanda kalmakta israr ediyorsun?.. Bunu lütfen iyi düşünün.

Sonsuz Bilinçteki bir varlık olarak kabul edilen insan, sadece bu seviyede mi iyileşmeli ve farkındalığını artırmalı?.. Peki ne oldu senin içinde barındırdığını konuşmalarında sürekli tariflediğin o 'gizemlere, bilinmeyenlere'?.. Ne oldu bire bir iç içe ve bütün olduğunu savunduğun Sonsuz Kozmosa?.. Bunlar yalan mıydı peki?.. Ya da acaba; "Buradayken burada yaşayan insan olarak iyi ol ve aydınlan. Fazla kurcalama; zaten ölünce sonsuzluğa da kavuşacaksın." diyerek olaya bakanlardan mısın?

Neden kozmosu merak etmiyorsun?

Neden bilinmeyene yönelmiyorsun?

Neden bir çok insan kardeşinin belgelediği uzaylı araçlarını merak etmiyorsun, hatta gereksiz ve yok sayıyorsun?

Neden yükseltici kanal bilgilerini hiç okumuyorsun? Egondan dolayı mı?..

Hani sonsuzdun? Hani her şey sendin?

E o zaman hani?.. Neden sonsuz olasılıkların çok büyük bölümüne gözlerini kapatıyorsun?

Korkuyor musun, beceriksiz misin, yoksa yalanda mısın?

Gerçekten aydınlandığından emin misin?

Bunları kendinize itiraf edin ve cevaplayın. Başkaları duymasa da olur.


Ömer Dalman
ARZ

Saplanmışlar kalmışlar

Çıldırmışlar
çürümüşler
aptallaşmışlar
iki-üç kurgu değere
kör gözle bağlanmışlar
'çözdük' sanmışlar
nesil nesil yanılmışlar.

Sevmişler
aşkı bulmuşlar
sevişmişler
acıkmışlar
sadece
sadece bedenen doymuşlar
sığ olmuşlar
inanmamışlar
korkmuşlar
yalanlamışlar
istememişler
uzaklaşmışlar
saplanmışlar
kalmışlar...


Ömer Dalman
ARZ

11 Temmuz 2020 Cumartesi

İbret!!!

image host

Şimdi anlıyor musunuz neden bizim genlerimizde negatiflik, yerme ve kötülükten hoşlanma yer etmiş dememi? Bakın bu videom 2 günde 6.595 hit aldı, ancak beğenmeyenler beğenenlerin kaç katı fazla! 

Anlıyor musunuz?.. Negatiften yermekten ve kötülemekten hoşlanan bir halkımız var. Bu fikrimde doğru muyum?

Sosyal Medya Kayıt Melekleri

image host

10 Temmuz 2020 Cuma

Çoğu yine Gafil

Ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz... Köy köy dolaşsan da, meydanlarda bağırsan da, kalbini, beynini çıkartıp elinde sunsan da çoğu yine gafil...

Zaten bu hep böyle olmadı mı tarihin çeşitli devrelerinde de? Yazmadı mı Kuranı Kerim olanları, helakları?.. Bakma şimdi sosyal medyada en ulvi, en aydınlık, en bilinçli sözler havalarda uçuşuyor. Ama ne kadarı içten ve gerçek? Klavyesi olan herkes az ittirirse yazar veya şair olabilir elbet, ancak yazılanları çizilenleri içselleştiren sence kaç kişi?.. Bunun oranını, sosyal medyada filozofluk rüzgarları estiren onca insanın, diğerlerine gösterdiği katılımcılık ve samimiyet miktarından anlaman o kadar kolay ki...

Genelde hepsi kendi çiftliğini büyütüyor ve ne komşu bir çiftliğe akşam yemeğine gidiyor, ne de başkalarını kendi çiftliğine davet ediyor. Halbuki okudukları, öğrendikleri ve egzersizlerini yaptıkları onca düşünce modeli onlarda Birlik Bilincini de yaratmalıydı, değil mi?..

Kuran uyardı, diğer kutsal kitaplar uyardı. Ozanlar uyardı, evliyalar uyardı. Adı bile olmayan elçiler uyardı. Filmler uyardı, diziler uyardı; ama aslında hiç işe yaramadı. Çünkü, ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz... Kimse davet etmiyor kendi çiftliğine kimseyi ve gitmiyor misafirliğe komşu çiftliğe. Samimi ve dürüst değilsen; yaptığın filozofluğun sıradan sosyal medya geyiklerinden bir farkı kalmaz. Zaten her şeyi geyik olarak ele alan, sözüm ona moralle yaşamaya avunarak sığınan geyikçileri saymıyorum bile. Onlar gerçekte yok ki?..

Düşüncende başlar ihmaller, göz ardı etmeler ve paylaşımsızlıklar. Hayatına geçer hepsi sonra ve toplumun geneli birlikten bihaber sürüler gibi yaşar.

Ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz...


Ömer Dalman
ARZ

8 Temmuz 2020 Çarşamba

Yokluğu yaşayacaklar

Yalanın arlanmaz ve arsız olduğu, kananlarınsa en aptal olduğu dönemdeyiz. Hani yalan büyük olunca inanması kolay olurmuş ya; hüsran da öyle büyük olacak ki, cehennemde yandıklarını bile anlayamayacaklar. Ateşin bile tadına varamayacaklar. Onlar bildiğin yokluğu yaşayacaklar.

Ömer Dalman
ARZ

Derinliksiz Sığ Aydınlanma

Bir de aydınlanmacı olup da; kozmosa gözlerini kapatmış olan dünyevi bayraktarlar var...

"Her şeyin, bütün enerjilerin ve gücün sahibi biziz. Biz Tanrı'yız." diyenler... "Dünyanın pozitife doğru yükselmesi ve gerçek bir kurtuluşun yaşanması hiç bir yerden gelecek bir yardım veya müdahaleyle olamaz. Bunu ancak biz bizzat yapabiliriz." diyenler... "Ben düşündüm, ben yaptım." dediğiniz kaç şeyde varlığından bile haberiniz olmadığı sihirli dokunuşların olduğu bilgisini de hiç okumadınız mı? Peki ya melekleri, İlahi Plan Görevlilerini?.. Dünya denen bu kürenin, galaksinin ve hatta samanyolunun da üzerinde büyük güçlere sahip olan ulvi uygarlıkları?.. Ya Yüce Yaratan'ı?..

Gerçekten bunları hiç mi okumadınız, yoksa dünyevi insan egonuzdan dolayı bütün bunları veya bu ihtimalleri göz ardı mı ediyorsunuz?..

Haydi bakalım; madem bütün güç ve kadere hakimiyet sizde, kurtarın şu dünyayı şu an içinde bulunduğu negatif durumlardan!?.. Manyetik alandaki oynamaları, eksendeki kaymayı siz onarın bakalım! Hiç bir şeyi sizden ötede bir güce ucundan da olsa bağlamıyorsunuz ya?.. E haydi, halledin artık lütfen şu sorunları!?..

Yemedi mi?..

Varoluşun sonsuzluğu içinde sizce hiç bir sistem, nizam, düzen ve söz sahibi olan bir hiyerarşi yok mu yani? Eee? Nasıl halledeceğiz şimdi biz bunca sorunu?..

Ya şu an bile, hatta her saniye göklerde insanlığa yardım etmek için kimilerimizin açıkça her daim algıladığı yardımcı uygarlıkların araçları fink atıyorsa?.. Bu gerçekleri sen görmüyorsun diye ittin mi bütün olasılıkları ellerinin tersiyle yani?.. Kendine yakıştıramadın da; ondan mı ipsiz sapsız stratosfer altı bilgecikler gibi davranıyorsun?..

E haydi büyütsene hedefini biraz kürenin dış katmanlarına doğru!? Sen Tanrı'ydın ya?.. Bütün güç sendeydi hani? Öyle oturup, yiğip yutabilecek olanlara sürekli bilge bilge laflar sallamakla olmaz ki? Kalk biraz ayağa, sahalarda görelim sizleri!? Kandırma bizi şimdi, yemezler! Stratosfer altı bilinçte kalıp, insanlara sadece üzeri ardı arkası kapalı yüzeysel yaşamı kaliteleştirme öğretileri vere vere boyun arşa mı varacak? Böyle mi kurtaracaksınız bu sorunlarla dolu küreyi?..

Hem aydınlanmacısın, öğreticisin; hem de koskoca kozmosu hiç merak bile etmiyorsun?..

Yeme bizi!..


Ömer Dalman
ARZ

7 Temmuz 2020 Salı

Fosillere Özel 'Z' Kuşağı Anlatımı

"Sadece bir harftir, bir nevi genç nesil kitlesi... Kendilerince geyik takılıyorlar işte." deyip geçme. Z Kuşağı fena özgürdür, sorgulayan bir nesildir, analizcidir ve interneti hatim indirmiştir. Ona anlamazsan o, kendisini senin anlamadığını anlar ve üzerini çizer.

Z Kuşağı sakattır! Sevdi mi tam sever; s...ti mi de tam s...ker! :)

Kuşakların her türüyle çok iç içe olan ve anlayışında yaş kavramı olmayan biri olarak; fosillerle gençler arasındaki bir köprüyüm ve fosilleri uyarmak isterim.

Bu kuşak zorlamaya, dayatmaya, safsataya gelmez. Ve farkında mısınız; artık fosillerin yaşları geçiyor. Bu yetmezmiş gibi bir yandan da dünya düzeni değişiyor. Eliniz ayağınız tutmadığında,  işlerinizi onlara teslim etme zamanınız geldiğinde ne yapacaksınız? Onlara düzgün bir hayat sağlamadan, onların arayışlarını, özgürlüklerini, bilimi, ilimi ve dalga geçme özelliklerini garanti altına almadan; bu teslimatı nasıl yapacaksınız?

"Gerek yok; ben işlerin devamını sağlarım." deyip de geçme! Yaşınız geçiyor lan yaşınız! Mecbursunuz!..  O ya da bu şekilde, ağır aksak da olsa devam eden hayatın, asgari şu anki haliyle devam edebilmesi için Z Kuşağını acilen dikkate almalısınız!..

Parolanız şu olsun:

Z Kuşağı adamı sevdi mi tam sever; s...ti mi de tam s...ker! :)


Ömer Dalman
ARZ

Yalan

"Yalan ne kadar büyük olursa; inanması o kadar kolay olur." derler.

Evet... Uzunca bir zaman alır da yürür o gerçek sanılan safsata. Ama patladı mı da büyük patlar!.. Ve o kolayca inanmış olan şapşallar, sonradan nasıl da zombiler haline gelirler!.. Yedikleri içtikleri, savundukları, uğrunda kıt nefes, kan ter içinde koştukları, kendilerini hiçe saydıkları o bomboş safsatanın bir hiç uğruna yapıldığını öğrenmenin sonrasını kolay mı olur sandın?..

Defalarca ölüp dirilsen de, zerrelerini tek tek temizlesen de, tövbeler etsen de; o yıllara geri dönemezsin. Artık tarihte kaybolmuş koca bir hayatla yaşayan ölüsün...

Peki bu yükle nasıl yaşayacaksın?..


Ömer Dalman
ARZ