birey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2026 Pazar

Garip Yaratıklar

qTQ7Fix.md.png

Artistik poz verecek diye
dingili kaymış
eğri büğrü
garip yaratıklar...

Bakışı yamuk
duruşu yamuk
yaptığı işle alakasız
bir kral edası...

Toplasan iki laf etmez
cep doldurmaya
gönlü yetmez
eğri büğrü
tek kullanımlık kare...

Tüm yanlışları toplamış
herkes öyle yapıyor diye
artistik poz veren
dingili kayık
garip yaratıklar...


--------
AZRL
Ömer İlhami, Dalman

31 Temmuz 2025 Perşembe

Hangisi daha Gerçek?

71NVsyQJ9XL. AC UL600 SR600,600

Şunu hiç unutmayın ki; hayatımızda tecrübelerimizi, kazanımlarımızı ve çıkarımlarımızı sık sık paylaştığımız ve alkış topladığımız bir sosyal medya var. Bir de; kendimizle tamamen baş başa kaldığımızda yaşadığımız derinlik, bilgelik ve huzur var.

Hangisi daha gerçek derseniz; tabii ki kendimizle baş başa kaldığımız hal tam gerçek... Diğeri kendimizin sunumu ve vitrini... Çünkü birilerine bir şey ifade etmeye girdiğimiz an artık o eylem bir sunum halini alır ve toplumsal rollerimizi de üzerimize giymemize neden olur. Tıpkı, dışarıda bir görüşmeye giderken giyinip, kuşanmamız, evde eşimizle veya tek başımıza zaman geçirirkenki pijama ile kendimiz olmamız gibi...


AZRL
Ömer İlhami Dalman

27 Mayıs 2025 Salı

Kendini Sıfır Sayma Takıntısı

artworks M9r0ipMnr06SxIWv w4PdGg t500x500

Youtube Sohbet Videolarımın birinde, sevenlerimin çok merak ettiği bir konuya değinmiştim. 'Nasıl bu kadar dinamik, neşeli ve umutluyum?'.. Çünkü bana sık sık bu soruyu soruyorlardı.

Ertesi gün videomun altına gelen yorumlardan biri dikkatimi çekti.

Bir izleyenim şöyle demiş:

"Umut deyinde aklıma hep Ulu Önder gelir."... "Erkeğin güzeli deyince aklıma hep Büyük Kurtarıcı gelir."...

İşte ülkemizdeki 'takık' görüş açısına en somut örneklerden biri!.. Yani ben orada hiçbir büyük insandan, filozoftan veya peygamberden alıntı yapmadan, sadece özgür fikirlerimi doğaçlama olarak anlatmışım. Ama içimizden biri beni izlemiş, çıkmış ve kendi en seçili kavramlarını tümüyle başka birilerine atfetmiş, hatta onlara adamış!??

Ülkemizde çoğu bireyin, kendi gücünü, kendi yeteneklerini ve kendi değerlerini özgürce ele almayıp, hep ortada kabul görmüş birilerine ya da büyük adamlara bağlamak gibi bir takıntı durumu var. Yahu kardeşim sen onu-bunu bırak, başkalarına tüm varlığını adamayı bırak da bir kendin ol! Hatta fikirlerinle kendini yücelt!.. O adandığın büyük adamları yine an, ama kendini sıfırlama!..

Ben de bu psikoloji ile yaşayanlara diyorum ki: "PEKİ SEN NESİN? SEN KİMSİN?"...


Ömer İlhami Dalman
AZRL


16 Mayıs 2025 Cuma

Sosyal Medyada 'Beğen' yapmak

3rUKBXn.md.jpg

İnanır mısınız; ben sosyal medyadaki hangi platformdaki bir paylaşıma bakarsam bakayım, eğer gözüme değen bu paylaşım bana bir şeyler hissettiriyorsa doğal bir tepki olarak 'beğen' tuşuna basıyorum. Bunu bir katılımda bulunma, emeğe saygı gösterme ve onu taktir etme adına yapıyorum. Beğen'i alan kişi de tabii ki mutlu oluyor. Benim gibi başkaları da beğeniyor ve paylaşım yapan kişi arkasını dönüp baktığında paylaşımının etkileşim yaratmış olması onu mutlu ediyor.

Gördüğüm bir paylaşımı beğenmem için bir markanın, tanınmış ve popüler bir kişinin yapmış olması gerekmiyor. Ayrıca gün içinde beş yüz tane beğeni yaptıysam da parmaklarım yorulmuyor. Çünkü bir şeyleri beğenmek, o nezaket ve katılımcılığı göstermek bence çok sevgi dolu bir eylem...

Diğer yandan ağzınızla kuş tutsanız, ortaya çok ilginç bir paylaşım da yapsanız 'beğen' yapmayan burnu havada, kibirli ve egolu ruhları da sık görüyoruz. Tabii onlar da kendilerini bu şekilde açık eden kişiler olarak tanınıyorlar.

Ben, gözüme dokunan, hayatıma ufacık da olsa temas eden tüm paylaşımları beğenmeye devam ediyorum ve insanı, onun emeğini seviyorum.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

10 Nisan 2025 Perşembe

Her şeye Muhalif olmak

3amayzJ.md.jpg

Biliyor musunuz; birileri bir bilgiyi doğaçlama şekilde kaleme aldığında, hemen başka birilerinin "Evet, ama yeterli değil. Ondan sonra da şöyle-böyle feşmekan da olması gerekir." şeklinde ego kokan parantezler açmasına hiç gerek yok. Hep söylenen bir şeyi, onun ahenginden çıkartıp, olayı teknik bilgiye dönüştürme çabasıyla, tadı bozuk hale getirmeye ne gerek var? Bırak, belki o haliyle tam doğru değildir, ama okuması keyiflidir?..

Bu neyin baskın çıkma çabası?..

Oturup, sen de o bilgiden ilham alıp, kendince bir şeyler ortaya koysan ve onu da okusalar hoş olmaz mı?..

Bazıları bu türdendir ama... Kendi bir şeyler ortaya koyuyor olsun, ya da olmasın, illâ ki başkalarının ortaya koyduğu şeylere muhalefet olmanın peşindedir. Belki de bu yüzden bizim sanatımız, ilmimiz ve bilimimiz biraz kısır kalıyor. Batıdaki gibi, insanların birbirlerinin işlerine ve ürünlerine duydukları o nezaket dolu saygı bizde neden olmuyor?.. Acaba toplum olarak hepimiz bir tür alçaklık kompleksinde miyiz?

Yılların bize mirası eğer buysa; dünyada bir çok alanda geriden yürümeye devam edeceğiz.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

4 Ekim 2020 Pazar

Tüm Övgüler O'na

Binlerce satırlarla, dizelerle, şarkılarla, bilgilerle anlattığımız sadece Yüce Yaratan'ın sonsuz sevgisi ve ateşidir. Tüm övgüler O'na ve O'nun sevgisini ve gücünü tam olarak çağırabilen her canadır.

ARZ

Su ve Şifa

Bir bardak suyu içmeden önce bir süre elinizde sevgiyle tutup, ona kozmos'un tüm enerjisini şifa olarak yüklemek güzeldir. Ancak zaman ötesinde Bir ol'duğunuzu düşünürseniz, bu şifa çekme olayını suyu içmeden önce yapmanızla, suyu içtikten hemen sonra yapmanız arasında bir fark yoktur. Güç'ü kullanmada bilincinizi, sizi sınırlayan zaman kavramından kurtarın.


Ömer Dalman
ARZ

Ol ve bekle

Şimdi kapandım bir odaya, bekliyorum. Sadece yazıyorum, çiziyorum, oluş'a geçiyorum, basınç dengeliyorum, üşüyorum, giyiniyorum, eğleniyorum, Güç'ün sadece az bir miktarını kullanıyorum. Beden tam ol'madı.
Önceleri uçardık, süzülürdük, araçlar kullanmadan yaşardık, Güç'ün kendisiydik. Kral'dık, Kraliçe'ydik, madden-ruhen zengindik.
Şimdi kapandık odalara, bekliyoruz.
Zor oluyor bazen. Hatta artık sık sık... Güç büyük; kap küçük... Daha sık oluş'a geçiyoruz; dengede kalmak için. Büyük Buluşma'yı sabırla beklemek için. Umut ol'mak için. İsyan etmemek için...
Anılar geliyor aklıma; anıyorum. Üzüntüler, sevinçler, hoş sohbetler, ağlamalar, bağırmalar... Hepsini göğüsledik, yılmadık, yok olmadık, hep ol'duk. Tek Güç Yaratan'ın varlığıydı. Hala da öyle...
Açıldık, kapakları kaldırdık, penceremiz genişledi. Ve bu her şeyden de daha güzeldi. Hala da öyle...
Cennetlerden müjdeler geldi, gördük, aldık, kabul ettik. Bununla ayakta kaldık.
Şimdi dip dibe, burun burunayız. Bunu bilmek çok güzel!.. En büyük dayanma gücü.
Bir kaç perde kaldı. Her şey tarifli değil; bunu dert etme. Akışa bırak kendini, sadece ol... Şu anki bilincinle sakın tarifleme, tarif bekleme!.. Gördüklerin ilginç sana, şaşma, yaşa, ol... Tam ol'arak buraya gelince şu anki kendinde tarifler ve tüm bilgi somutlaşacak. Ol ve bekle...



Ömer Dalman
ARZ

29 Eylül 2020 Salı

Birbirini tamamlamaya Davet

Bir ressamın çok güzel tablolarını görürler; adam tanıdıktır ve fazladan değer vermemek için taktir etmezler, sessiz kalırlar.

Bir yaşam koçu ortaya çok güzel bir hizmet koyar ve kendi reklamını yapar. En yakınları bile geri dururlar ve ses çıkartmazlar.

Kanal Bilgileri gelir; en güzel bilgileri bile kanallık yapana yakıştıramazlar, kendilerine yediremezler ve taktir etmezler.

Bir arkadaşları UFO fotoğrafları veya videoları çeker; bire bir arkadaşı veya bir akrabası değilse, genelde inanmazlar, geri dururlar. Ama gece yanında yatan karısına iki tane Zeta tecavüz etse; ertesi gün gaza gelirler, karınlarındaki gri bebeyle cümle aleme olayı anlatırlar ve bu sefer de herkesten ilgi beklerler.

Aramızdan biri bir kitap çıkartıp, sosyal medyada da bunu duyursa; kendilerini de göstermiş olmak ve o kişiyle arkadaş olduklarını göstermek için tebrik ederler, yorumlar yazarlar.

Toplum bireylerinin bu hesapçı geri duruş ve taktir stratejilerini daha bir çok örnekle anlatabiliriz. Ancak diyeceğim şu ki; insanlar neden bu kadar hesapçı oldular?

Neden birilerini taktir etmek için hep manevi veya maddi bir çıkar hesabı içinde oldular?

Dünyevi olanlarda da, Kozmik Bilinçte olanlarda da istisnalar dışında bu hep böyle... Peki, böyle bir hayat duruşuyla orta yere verdikleri tepkiler dışında içeride 'gerçekten ne var'?.. Ya da bütün bu çoğul etkileşimlere ve yapılan onca şeye rağmen içeride sizce 'bir şey' var mı?.. Yoksa içler bomboş; bütün çaba ve dikkat dışarıya mı?..

O onu çekemez, öteki diğerini çekemez ve asla bir diğerini taktir etmez. Dualite de aynen böyle yuvarlanır gider, öyle değil mi?..

Olaya meslek grupları açısından bakarsak; "Ülkedeki meslek erbabı kişiler ortaya birlikte ve bütünsel bir enerji içinde ürünler çıkartmadan, sadece kendi ego ve isimlerini büyüterek yaşamaya ve bu yolda örnek olmaya devam edecekler." diyebiliriz.

Olaya Spiriütel Camia açısından bakarsak durum daha vahim...

"Dört bir yana dağılmış, birbirini tamamlamaya gönüllü ol'mayan, serseri mayın gibi evrenin çeşitli noktalarına bağımsız olarak akan ışık parçacıkları olarak varolmaya devam edecekler." demek çok mümkün...

O zaman haydi şimdi! Bütün düşünenleri, içe dönenleri birbiriyle kucaklaşmaya ve birbirini tamamlamaya davet ediyorum!


Ömer Dalman
ARZ

18 Eylül 2020 Cuma

İt zannederler

Hit beklerler, it isterler
öylece oturur, sinerler
yoksundur üretmekten hepsi
üreteni bunlar piç zannederler.

Popülerlik tutkunu hissizler
derinde olanı bilmezler
sadece gösterdiğini görenler
sağırdır gönülleri
çok konuşanı piç zannederler.

Sözüm ona pek sosyal hepsi
artist artist fotoğraf, bir iki çakma bilgi
bilmezler şu an olanlar ne ki?
Şeytan döllemiş benlikleri
Çetin Muzafferi it zannederler.


Ömer Dalman
ARZ