aydınlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aydınlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2025 Pazartesi

Az Vitrin, Çok İçerisi...

Kx9CwOB.md.jpg

Uzmanlık alanımız, düşünce yapımız veya hobimiz ne olursa olsun, bu hayatta bir dükkanın içi var, bir de vitrinimiz... Vitrini kullanmadan hiçbir iş yapamayız, hatta ne olduğumuzu topluma anlatamayız. Vitrinimizde sergilediğimiz her şeyse mutlaka bir sunum, bir rol ve paketten ibarettir.

Vitrinimizin önünden gün içinde kaç kişi geçerse geçsin, aslında biz özde vitrinin arkasındaki dükkanımızın içindeyiz. Orada çayımızla, kahvemizle, esas fikirlerimizle ve emeğimizle aslında gerçek kendimiziz... Orada kendimize karşı tam dürüst oluruz. Dertlerimizi, hüzünlerimizi, yapamadıklarımızı, mutluluklarımızı bir tek orada tam anlamıyla kendimize itiraf ederiz. Bir yandan bu hayatta var olmak için de vitrinimize muhtacız.

Burada önemli olan; hızla akıp geçen saatler, günler ve aylar boyunca şaşıp, yanılıp, kendimizi tümüyle o vitrin olarak görür hale gelmememizdir. Varoluşun belki de en büyük tuzağı budur. İşte o zaman o vitrin ne kadar çekici, alımlı ve ihtişamlı olsa da, dükkanımızın içinde çok az zaman geçirdiğimizden benliğimizin sadece yansıması oluruz. O zaman kendi içsel gerçeğimizden de koparız ve bu hayatı, ne yazık ki vitrinde ihtişamlı, ama içeride kimsesiz olarak yaşayıp, sona erdiririz.

Vitrinimizi özenle geliştirelim ve temiz tutalım; ancak dükkanımızın içinde de mutlaka sık zaman geçirelim.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

17 Mart 2024 Pazar

Uyanmakta olan Ruhlara

Bir çoğumuz artık normal bir zamanda olmadığımızı ve boyut olarak yükselmek üzere olduğumuzu biliyor. Bununla paralel olarak da günümüzde metafizik ve insan ruhu ile ilgili sayısız bilgi kolaylıkla önümüze akmakta... Her gün monitörümüzde karşımıza o kadar çok derin bilgi akıyor ki; bilincimizi bir yandan kendi içinde yüksek titreşimlere ulaştırmaya çalışırken, bir yandan da sürekli tekrar eden temel ve detay bilgileri izler halde olma alışkanlığına da kapılıyoruz.

Uyanmakta olan ruhlar için tam da bu noktada kritik bir durum söz konusu... Çünkü sonsuz sayıda değerli, hatta kadim bilgileri sürekli zikretmenin yanında, gerçek uyanış için insanın bir yandan kendi ile sık sık baş başa kalıp, içine kapanarak, maksimum sadeliği de deneyimlemesi gerekiyor. Yani bir yandan elimizin altında çok değerli ve detay bilgiler olduğu halde, kendi içimize kapandığımızda bildiğimiz her somut bilgiyi, yaşadığımız tüm bu ilüzyon hayatın öğelerini sıfırlayarak hiçliği ve hepliği deneyimlememiz gerekiyor. Çünkü bilginin, ifadelerin, yansımaların ve kabullerin sonu yok. Sürekli bunların peşine takılıp, tüm zamanımızı yeni, daha yeni şeyleri öğrenmekle geçirirsek; her şeyin sıfırlandığı ve aslında tek bir ışık olduğu merkeziyetçi bilinçten uzaklaşırız.

Bu söylediklerimin sonunda sizlere bir kez daha şunu söylemek istiyorum:

Yaşadığınız anların, okuduğunuz ve takip ettiğiniz şeylerin çoğulluğundan daha sık kopun ve içinize dönün. Daha çok kendi merkezinize odaklanın, meditasyon yapın veya ibadet edin.


AZRL

1 Nisan 2022 Cuma

Ağlama

Sabret
kanma
yılma!

Sev
inan
bırakma!

Şeytan dört yanda
içeride
dışarıda
kafanda
yanında!

Tutun Aşka
sevgine
sapma
kanma
bırakma!

Görmüyor musun?
Duymuyor musun?
Ya aç gönlünü
soyun
ya da sus
ağlama...


AZRL

15 Nisan 2021 Perşembe

En Baştan

Siz ayıp dediklerini öylece kabul ederken
yalandan tebriklerinizi paketlerken
memnun olsun diye eğilip, bükülürken
hayata yalandan bağlarla tutunurken

çarptık elimizin tersiyle
çırılçıplaktık en baştan...

Siz kelime kelime arayışlardayken
öze ters çokluklardayken
çözümsüz düğümlerdeyken
yalana dipten gömülmüşken

çoktan demir almıştık
düğümsüz gerçekliktik en baştan...

Ve şimdi siz yana yakıla
çözümden çözüme koşarken
tüm kapıları çalarken
umudu dışarıdan beklerken

izledik ve bekledik
Yaratan'ın Kalbiydik en baştan...


ARZ

29 Aralık 2020 Salı

Ya çok Basitse?..

İnsan 'sanki tüm alemleri ve varolanları kendi ölçütleriyle değerlendirip, masaya yatırıp, tanımlayarak çözümleyebileceğini düşünüyor. Bir kere; ilk başta düştüğü hata zaten 'düşünmek'... Evet; düşündüğümüz her şey vardır, ancak ya senden de daha ötede, hayallerinin bile örtüşemeyeceği kadar geniş, tahmin edilemez şartlarda varolanları ne yapacaksın?..

Araba modellerini anar gibi sonsuz varoluşun nice sakinlerini kendi basit tanımlarınızla telafuz ediyorsunuz. Işık Varlıklar'a kısa yoldan 'Orb' diyorsunuz?.. Binlerce ışık yılı uzaktan anda bu boyuta gelen ileri uygarlıkların, kardeşlerinizin araçlarına kısaca 'UFO' diyorsunuz?.. Uzay Aracı bile demeyi seçmiyor çoğunuz!?..

Peki...

Ya sandığınız gibi basit değilde; çok karmaşıksa?..

Ya da binlerce bilgiyi okuduğunuz kitaplardaki gibi karışık değil, aksine çok basitse?..

Ya en basit ve saf olan'la bir ol'duğunuzda; bütün o karmaşa net bir sadeliğe indirgeniyorsa?..

Sizce en yüksek düzeyde bir varlık, Yaratan'ın Gücü'nü kendinde tam olarak ortaya çıkartmış bir bilinç; istediği an o görüp de isim taktığınız şeylerin herhangi biri gibi görünemez mi?.. Sizce odanızın içinde ahenkli şekilde salınarak size bir kaç saniye görünen ve sonra kaybolan o şeylerden biri 'UFO' dediğiniz şey olamaz mı?.. Ya da bir melek?.. Ya da sizi sık ziyaret eden bir Yükselmiş Üstat?..

Tüm varoluş kombinasyonlarının yükselen bilinçleri özde tek olan Işık modunda görünemez mi?.. Alışkın olduğunuz ve kabul ettiğiniz fizik ve ölçü kavramlarını alt üst eden şekilde davranamaz mı?..

Yüksek Bilinç'e ermiş herhangi bir varoluş şekli, size her şeyin tek olduğu o Işık haliyle görünemez mi?..

Belki de 'şu ana kadar bilim yoluyla, gözlerinizle ve kulaklarınızla, hatta beyninizle kabul ettiğiniz o karmakarışık şartların aksine her şey bu kadar basittir' diye düşündünüz mü hiç?..

En Yüksek Aşk için!..


ARZ

16 Eylül 2020 Çarşamba

Yeter ki beni dahil etmeyin.

Alın tüm detaylarınızı, çokluklarınızı, boşluklarınızı, dertlerinizi-tasalarınızı nerenize sokarsanız sokun; ancak beni dahil etmeyin!.. İnadına devam edin eşelemeye! İnadına devam edin aptal aptal birbirinize bakıp eleştirmeye.

Evet evet işte öyle! Daha dibe, daha derine doğru kazın! Yorun çelimsiz kollarınızı bir bok nedensizlik için!.. Evet aynen öyle yapın! Yukarı doğru bakmayın! Dibe inin ama asla kalbin derinliğine inmeyin! Tam da öyle işte, aferin!..

Sonra da övünün "Ne çok mücadele ettim, kimleri büyüttüm, yetiştirdim maşallah bana." diye.

Tabii zaten bu yüzden harika durumdasınız ya!.. Muhteşem bireyler, çözümcü düzeyli tartışmalar, saygı-sevgi, vicdan harikasınız!

Aynen böyle devam edin. Bu gerçeklik ayağınızdan altından anda çekildiğinde de yine o acımalık yemeklik çaresiz insan suratlarınızla "Ama nedeeeen?" diye şaşkın şaşkın bakarsınız birbirinize...

Harika olsaydınız, hayatı ele alışınız işlemiş olsaydı şu an bu durumda olur muydunuz?..

Şimdi alın tüm detaylarınızı, çözümsüzlük aşkınızla bezenmiş tartışmalarınızı, uzlaşmazlıklarınızı ve defolun! Yeter ki beni dahil etmeyin. İnanın kafamı karıştırıyor ve üzüyorsunuz.


Ömer Dalman
ARZ

6 Ağustos 2020 Perşembe

Neden ol'masın?..

Bugün niyet ediyorum şimdi: Bir 10 dklık doğaçlama gökyüzü çekimi yapacağım ve inşallah göksel kardeşlerimizden görüntülü selam alacağız. Bu niyetimi okuyup da bana ve kozmosa katıksız sevgisini gönderen dostlarımla birlikte çekmiş olacağım videoyu. Hepimizin mucizelere kucak açtığını, kabul ettiğini ve bundan neşe duyduğunu ifade edeceğim bu şekilde. Eğer benim gibi video veya fotoğraf çekmeyi sevenler varsa; aynen onların da o anki niyetinde ben de olacağım.Hepimiz için görüyorum. Hepimiz hepimiz için görelim. Kendimizden bilelim.

İçsel Aydınlık için onlara ihtiyacımız var demek istemiyorum. Kardeşlerimizi seviyorum diyorum. Çocukken zengin ailenin pahalı ve otomatik oyuncaklara sahip çocuklarıyla apartmanın aynı bahçesinde oynardık ve birbirimizin imkanlarından zaman zaman faydalanırdık. Halbuki bahçe hepimizindi. Neden olmasın?

Sevgi sevgi sevgi...

25 Temmuz 2020 Cumartesi

Gördün mü şimdi?..

Kızdığımdan Yalan'ı kabul ettiklerine; Yalan'ın nice simgesini kendime kılıf ettim de, her önüne gelen gelmesin diye.

Uydukları Yalan'dan Gerçek'e gelirken, dietini ödemeyi göze alsınlar diye...

Engellere inanmasınlar da, aşmayı bilsinler diye kuşandım simgeleri üzerime...

Korksunlar gerekirse; sonra seçsinler diye... Bir daha dönmesinler Gerçek'ten diye...

Gücünün Büyüklüğünü görsünler diye!..

Ol'mamış olan yeterince; korkup da kaçsın diye! Suyu bulandırmasın diye

Kuşandım nice simgeyi üzerime...

Gördün mü şimdi görünenin ötesindekini?..


Ömer Dalman
ARZ

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Bunları itiraf edin

Bilenler bilir; aslında aydınlanma ve spiritüalizm konularıyla ilgilenip de, buna rağmen bakışını sadece stratosfer altında sınırlayan insanlar ne yazık ki yalandalar... Bilerek yapsınlar veya yapmasınlar; sonsuz kozmosu sürekli göz ardı etmeleri tam bir sınırlı farkındalık halidir.

Yalandalar deyişim şöyle ki: Örneğin çok lüks, sekiz odalı, üç banyolu ve üç ayrı konseptte salonu olan bir evin var. Bu saydığım mekanların hepsinin tadını çıkartıyorsun. Yemeğini yiyorsun, televizyonunu salonlarından birinde izliyorsun. Diğer salonda misafirlerinle eğleniyorsun. Hele o mutfak yok mu o mutfak! Gününün büyük bölümü orada, birbirinden lezzetli yemekler hazırlamakla geçiyor. Çünkü orası senin ve ailenin midesini doldurmasına aracı olan mekan...

Fakat tam da çatı arasında kocaman büyük bir hobi odan daha var ve oraya yıllardır çıkmıyorsun?.. O evi alırken çatı arası için ne hayaller kurmuştun, ancak zaman ilerledikçe alt kattaki lüks yaşantı mekanlarına öyle bir kaptırmışsın ki kendini, artık o hobi odasına zahmet edip de çıkmak aklına bile gelmiyor.

İşte, demek istediğim şey tam da bu!.. Zamanımızda oldukça yayılmış olan aydınlanma yöntemlerinin aslında derinleştirilirse varlığa büyük mucizeler kazandıracak uygulama alanları olmalarına rağmen; çoğu insan bu derinlikleri merak edip, ötelerin de ötesine geçmeyi göz ardı ediyor. Ya korkuyor, ya entellektüel bakışa yakıştıramıyor, ya da işin bu en önemli bölümünü beceremiyor. Odaklanma alanını stratosfer altı katmanlardan yukarı doğru, bilinmeyene doğru bir türlü çevirmiyor?.. Bu yüzden yalandalar, kandırmadalar ve kandırılmadalar...

Tamam; dünyanı da iyileştirip güzelleştirmek ilk aşamanın en güzel uğraşıdır, ancak sen neden sadece o katmanda kalmakta israr ediyorsun?.. Bunu lütfen iyi düşünün.

Sonsuz Bilinçteki bir varlık olarak kabul edilen insan, sadece bu seviyede mi iyileşmeli ve farkındalığını artırmalı?.. Peki ne oldu senin içinde barındırdığını konuşmalarında sürekli tariflediğin o 'gizemlere, bilinmeyenlere'?.. Ne oldu bire bir iç içe ve bütün olduğunu savunduğun Sonsuz Kozmosa?.. Bunlar yalan mıydı peki?.. Ya da acaba; "Buradayken burada yaşayan insan olarak iyi ol ve aydınlan. Fazla kurcalama; zaten ölünce sonsuzluğa da kavuşacaksın." diyerek olaya bakanlardan mısın?

Neden kozmosu merak etmiyorsun?

Neden bilinmeyene yönelmiyorsun?

Neden bir çok insan kardeşinin belgelediği uzaylı araçlarını merak etmiyorsun, hatta gereksiz ve yok sayıyorsun?

Neden yükseltici kanal bilgilerini hiç okumuyorsun? Egondan dolayı mı?..

Hani sonsuzdun? Hani her şey sendin?

E o zaman hani?.. Neden sonsuz olasılıkların çok büyük bölümüne gözlerini kapatıyorsun?

Korkuyor musun, beceriksiz misin, yoksa yalanda mısın?

Gerçekten aydınlandığından emin misin?

Bunları kendinize itiraf edin ve cevaplayın. Başkaları duymasa da olur.


Ömer Dalman
ARZ

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Kendine karşı Dürüst ol

Ne kadar samimisin?

Ne kadar dürüstsün?..

Kurnaz, kötü, çıkarcı ve hırsızsan; Şeytan'a karşı ne kadar samimi ve dürüstsün? Adını koydun mu varlığının? Varoluş amacın, duruşunu kendine itiraf etmenle örtüşüyor mu?.. İnsanları kandırıp, onlara karşı kötü niyet beslerken, bunu en üstte ne için yapıyorsun? Kontrol sende olmadan, ufak tefek dünyevi mal mülk için mi yapıyorsun, yoksa adını koyduğun varoluşunun kesinleşmiş prensiplerine uygun şekilde, yani gerçekten 'Kötü' olarak mı yapıyorsun?.. Şeytan'ın sadece aptal bir kuklası mısın, yoksa onun bilinçli bir askeri mi?..

Ne kadar samimisin?

Ne kadar dürüstsün?..

İyi huylu, iyi kalpli insanlara ve hayvanlara yardım etmeyi seven biri misin?.. Bunları yaparken en üstte sebebin ne?.. Bunları, kendi varlık tanımını yaparak, yani adını koyarak mı yapıyorsun, ya da sadece içinden öyle geldiği için, yani hamurun iyi olduğu için mi yapıyorsun?.. Kendi varlık tanımını kapsamlıca, dürüst ve samimi şekilde hiç yaptın mı?.. İyi huylu olman ve iyi faaliyetlerde bulunman sadece genlerinden, kişilik özelliklerinden ve burcundan mı kaynaklı, yoksa gerçekten kendi bilinçli seçiminden mi kaynaklı? Yaratan'ın Cemali'nin, kendinin farkında olmayan otomatik bir kolu musun, yoksa Bilinçli bir Melek mi?..

Artık neyi ne için yapıyorsan, bunun adını koyup, kendine karşı dürüst olacak mısın yoksa Kötüysen Kötünün, iyiysen İyinin sadece rüzgarların etkisinde süzülen ve rotası kendi ellerinde olmayan bir maşası olmaya devam mı edeceksin?

Seçimlerini bilinçle yap ve kendine karşı dürüst ol. Anlam derinliği olmadan üst üste dizilmiş iyilikler de, kötülükler de isimsiz kalır ve seni geliştirmez. Sergilediğin duruşu içselleştir ve onu derinlemesine yaşa.


Ömer Dalman
ARZ

10 Temmuz 2020 Cuma

Çoğu yine Gafil

Ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz... Köy köy dolaşsan da, meydanlarda bağırsan da, kalbini, beynini çıkartıp elinde sunsan da çoğu yine gafil...

Zaten bu hep böyle olmadı mı tarihin çeşitli devrelerinde de? Yazmadı mı Kuranı Kerim olanları, helakları?.. Bakma şimdi sosyal medyada en ulvi, en aydınlık, en bilinçli sözler havalarda uçuşuyor. Ama ne kadarı içten ve gerçek? Klavyesi olan herkes az ittirirse yazar veya şair olabilir elbet, ancak yazılanları çizilenleri içselleştiren sence kaç kişi?.. Bunun oranını, sosyal medyada filozofluk rüzgarları estiren onca insanın, diğerlerine gösterdiği katılımcılık ve samimiyet miktarından anlaman o kadar kolay ki...

Genelde hepsi kendi çiftliğini büyütüyor ve ne komşu bir çiftliğe akşam yemeğine gidiyor, ne de başkalarını kendi çiftliğine davet ediyor. Halbuki okudukları, öğrendikleri ve egzersizlerini yaptıkları onca düşünce modeli onlarda Birlik Bilincini de yaratmalıydı, değil mi?..

Kuran uyardı, diğer kutsal kitaplar uyardı. Ozanlar uyardı, evliyalar uyardı. Adı bile olmayan elçiler uyardı. Filmler uyardı, diziler uyardı; ama aslında hiç işe yaramadı. Çünkü, ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz... Kimse davet etmiyor kendi çiftliğine kimseyi ve gitmiyor misafirliğe komşu çiftliğe. Samimi ve dürüst değilsen; yaptığın filozofluğun sıradan sosyal medya geyiklerinden bir farkı kalmaz. Zaten her şeyi geyik olarak ele alan, sözüm ona moralle yaşamaya avunarak sığınan geyikçileri saymıyorum bile. Onlar gerçekte yok ki?..

Düşüncende başlar ihmaller, göz ardı etmeler ve paylaşımsızlıklar. Hayatına geçer hepsi sonra ve toplumun geneli birlikten bihaber sürüler gibi yaşar.

Ne yaparsan yap çoğu yine gafil, çoğu yine bilinçsiz...


Ömer Dalman
ARZ

8 Temmuz 2020 Çarşamba

Yapma!

Utanma!

Eksik yaptıklarını gördüğünde, sanki yaptıkları her şey doğruymuş gibi, yalandan alkışlayıp eksik olana destek verme! Destek verme ki; ona kötülük yapma.

Kendine karşı da, onlara karşı da dürüst ol ki; perdelerin kalksın, kapalı kalmasın.

Utanma!

Bir kere olsun yak yalanları!

Yalana hizmet eden alkışlarını da yak gerekiyorsa... Eksik aydınlanma kimi yükseltmiş ki? Yapma!.. Uyma...

Yönelişinin dünya ile sınırlı kalmasına aracı olan hiç kimseyi onaylama! Hikayenin bu kadar basit olmadığını özün biliyor. Bu yüzden ona asla rol yapma!. Sana öyle katalizörler ve çözülmesi zor bir karma gönderir ki; yüzyıllar boyu altından kalkamazsın.

Bu yüzden yapma! Salağa yatıp, eksik olanı, sırf saygınlığını artıracaksın diye alkışlama.

Sen kazanırsın veya olana razı olursun.


Ömer Dalman
ARZ

Derinliksiz Sığ Aydınlanma

Bir de aydınlanmacı olup da; kozmosa gözlerini kapatmış olan dünyevi bayraktarlar var...

"Her şeyin, bütün enerjilerin ve gücün sahibi biziz. Biz Tanrı'yız." diyenler... "Dünyanın pozitife doğru yükselmesi ve gerçek bir kurtuluşun yaşanması hiç bir yerden gelecek bir yardım veya müdahaleyle olamaz. Bunu ancak biz bizzat yapabiliriz." diyenler... "Ben düşündüm, ben yaptım." dediğiniz kaç şeyde varlığından bile haberiniz olmadığı sihirli dokunuşların olduğu bilgisini de hiç okumadınız mı? Peki ya melekleri, İlahi Plan Görevlilerini?.. Dünya denen bu kürenin, galaksinin ve hatta samanyolunun da üzerinde büyük güçlere sahip olan ulvi uygarlıkları?.. Ya Yüce Yaratan'ı?..

Gerçekten bunları hiç mi okumadınız, yoksa dünyevi insan egonuzdan dolayı bütün bunları veya bu ihtimalleri göz ardı mı ediyorsunuz?..

Haydi bakalım; madem bütün güç ve kadere hakimiyet sizde, kurtarın şu dünyayı şu an içinde bulunduğu negatif durumlardan!?.. Manyetik alandaki oynamaları, eksendeki kaymayı siz onarın bakalım! Hiç bir şeyi sizden ötede bir güce ucundan da olsa bağlamıyorsunuz ya?.. E haydi, halledin artık lütfen şu sorunları!?..

Yemedi mi?..

Varoluşun sonsuzluğu içinde sizce hiç bir sistem, nizam, düzen ve söz sahibi olan bir hiyerarşi yok mu yani? Eee? Nasıl halledeceğiz şimdi biz bunca sorunu?..

Ya şu an bile, hatta her saniye göklerde insanlığa yardım etmek için kimilerimizin açıkça her daim algıladığı yardımcı uygarlıkların araçları fink atıyorsa?.. Bu gerçekleri sen görmüyorsun diye ittin mi bütün olasılıkları ellerinin tersiyle yani?.. Kendine yakıştıramadın da; ondan mı ipsiz sapsız stratosfer altı bilgecikler gibi davranıyorsun?..

E haydi büyütsene hedefini biraz kürenin dış katmanlarına doğru!? Sen Tanrı'ydın ya?.. Bütün güç sendeydi hani? Öyle oturup, yiğip yutabilecek olanlara sürekli bilge bilge laflar sallamakla olmaz ki? Kalk biraz ayağa, sahalarda görelim sizleri!? Kandırma bizi şimdi, yemezler! Stratosfer altı bilinçte kalıp, insanlara sadece üzeri ardı arkası kapalı yüzeysel yaşamı kaliteleştirme öğretileri vere vere boyun arşa mı varacak? Böyle mi kurtaracaksınız bu sorunlarla dolu küreyi?..

Hem aydınlanmacısın, öğreticisin; hem de koskoca kozmosu hiç merak bile etmiyorsun?..

Yeme bizi!..


Ömer Dalman
ARZ

7 Temmuz 2020 Salı

Senarist

Kapıdan bir adım dışarı atmadan, ayakabılarını giymeden, o şık paltonu üzerine geçirmeden görüş benimle...

Yok gerek bir sürü hazırlığa, saçını taramaya, parfümünü sıkmaya...

Adımını attığın an dışarıya, her ne kadar 'bu benim!' desen de; rollerdesin... Evde görüş benimle tam kendin olarak. Sığınmadan dışarıya, katman katman gizlenmeden kendinden...

Onlar için, onlara daha iyi görünmek için giyiniyorsun, süsleniyorsun, takıp, takıştırıyorsun. Toparlasın diye yakalarını kravat takıyorsun. Vatkalı omuzlar aslında olmayan omuzlarını daha geniş göstersin diye... Yapma! Benden ve kendinden kaçma...

Saklanıyorsun...

Karınlayken, kocanlayken giyinip, hazırlanıp mı sohbetliyorsun? Ondan mı saklanıyor musun?.. Kaç kişiye tam olarak kendinle gidiyorsun?

Kapıdan bir adım dışarı atmadan, ayakkabıları giymeden, o şık paltonu üzerine geçirmeden görüş benimle. Dışarı çıktığın an rol başlıyor. Kendi hikayenin baş rol oyuncusu olarak değil, dümdüz o hikayenin senaristi olarak gel bana.


Ömer Dalman
ARZ

6 Temmuz 2020 Pazartesi

Cenneti çağır!

Cenneti çağır!
Duymak istiyor bizzat senden.
Gerçekten istersen mabedin hazır
dert etme
sadece iste gönülden
soyun teninden...

Burada zaten diyorsun ama
bak bir etrafına...
Olmuş mu dersin?..
Neden peki hala
bu ateş, bu vahşet, bu kargaşa?

Ver hakkını doğruya
ver hakkını çocuğa, yaşlıya
bitkiye, hayvana
ve affet kendini herkesi
yazmak okumak kolay
bir kere
bir kere gerçekten teslim ol
Yaratan'a!..

Arın kininden
arın kibrinden
arın celalinden
gönder gözyaşlarını
bir çocuk gibi masumca
Cenneti çağır!

Duymak istiyor bizzat senden...


Ömer Dalman
ARZ

4 Temmuz 2020 Cumartesi

Gizemlerle Evlilik

Gizemlerle iç içe olmak tıpkı gizemli ve çok güzel bir kadınla evli olmak gibidir. Değerini bilmelisin ve şükretmelisin.

Tadını çıkartırsın, bazen çözümsüzlüğe düşersin, sabredersin. Onunla aşkını, sevgini dibine kadar bir tek sen yaşarsın, ancak böyle muhteşem bir kadınla ara sıra da olsa dışarı çıkıp, toplumun arasına karışıp, onu göstermek de istersin. Nasıl bir kadınla birlikte olduğunu göstermek istersin. Çünkü bu seni gururlandırır. Ancak onunla yaşadıklarını tam olarak anlatmazsın. İşin o kısmı tüm zenginliğiyle sende kalır.

Bunu her ne kadar yüksek bir ego ve beğenilme arzusu ile yapmasan da; dünyada yaşayan bir insan olarak, hissettiğin bu mutluluğu bir şekilde ara sıra da olsa onu topluma göstererek yansıtmak istersin. Böylece çevrene de ilham verir onları da düşündürürsün.

Her dakika o muhteşem kadınla toplumun içinde gezinmezsin.

Gizemlerle iç içe olmak böyle bir şeydir.


Ömer Dalman
ARZ

Önemli Uyarı! Kozmik Birleşme yakın



Zaman toplum nüfusunun genel çoğunluğunun haberi olmadığı şekilde çok uç bir sınıra gelmekte... Aydınlanma ve Kişisel Gelişim konularıyla uğraşanların bile çoğu bu durumu göz ardı ederek yaşıyorlar. Ruhani aydınlanmadan asla uzaklaşmamak şarttır! Kozmik Birleşme yakın! Access Bars tekniğini severek kabul ettim. Bdino? Huzurlu bir ruha geçiş yapmak için başka neler mümkün? Arıza Adam doğaçlama konuşmalarında hiç bir kişi veya kurumu lekelemeyi amaçlamaz. Sadece toplumun ve bireyin komik, kalıplaşmış, deforme olmuş yönlerini masaya yatırmayı ve bu yolla bireyi bilinçlendirmeyi ve rahatlatmayı amaçlar.

3 Temmuz 2020 Cuma

Başka çareniz yok

Şimdi iyi dinleyin!

Henüz bir ihtimal zaman hala varken iyi dinleyin, kulaklarınızı, gözlerinizi ve aklınızı açın!

Kürenin düzeni değişmek zorunda. Bunu ruhsal ve fiziksel yapısıyla kendisi istiyor ve buna uyum sağlamak zorundasınız. Aslında cümlelerimi ünlem işaretiyle bitirmeme bile gerek yok, çünkü zaten bu değişim çok normal...

Ticareti ön planda tuttunuz. Az üretip, kalitesiz üretip, fazladan kar yapmayı ön planda tuttunuz...

Binalar, villalar ve lüks yaşam alanları yaparak, görünenle ve sadece maddeyle keyif bulmaya çalıştınız, ama bulamadınız.  Keyfi huzuru eksik yorumladığınız için manevi olarak bir türlü o sonsuz huzurlu nötr noktaya gelemediniz ve buna ulaşanları da dinlemediniz. Kitaplarla iletilenleri düzmece saydınız. Sürekli kendi sonsuzluğunuzu yalanladınız.

İsteseniz de, istemeseniz de, içine dahil olsanız da, olmasanız da bu küre değişiyor. Seçim sizin...

Yaşamak veya ölüm dediğiniz o pek korkulu şeyle karşılaşmak hiç önemli değil. Çünkü ölüm yok; sonsuz varoluş var. İlüzyonu gerçek kabul ettiniz.

Artık eski usul yaşam ve amaçlarınızla devam edemeyeceksiniz. Sürekli geri planda tuttuğunuz gerçek huzurlu derin titreşimler veren insanlar, ruha inen düşünce temsilcileri, gerçek mutluluğu inşa etmeye çalışan Üstatlar, güzel insanlar, aydınlık ruhlar kuracak yeni yaşamı. Yeterince geride durdular. Şimdi sahne onların.

Onlarda sert maddi amaçlar ve değersiz ego yok... Hayatın sonsuzluğuna dünya dili ile katkıda bulunma güdüsü var.

Küre artık sizi istemiyor. Bunu sert bir söz veya bir gözdağı olarak algılamayın. En normal olan ve olacak olan şey olarak algılayın. Bir an önce geçmişinizi silin, bağlandığınız eski usul hedefleri bilinçaltınızda bırakın ve teslim olun.

Başka çareniz yok...


Ömer Dalman
ARZ