
AZRL

Defalarca dua ettim
Meleklerden şifa çektim
ellerimle sevgilendirdim
yine de bazen yetmedim.
Sık sık 'bu nedir?' dedim
ağrısı, sızısı geçsin dedim
an geldi gözyaşı verdim
yine de bazen yetmedim.
Maşaladım bazen, şokladım
en yukarıdan en aşağı çektim
sebebi hatırlar dedim
yine de bazen yetmedim.
Acılardan ötesi var
üzerine basıp çık dedim
yükseliş ateşinde paklandım
yine de bazen yetmedim.
ARZ
Pazardır günün ismi bırak artık şu 'cismi' şölenleri göreceksin! bir kere gir kılıfın içine.
Bir göz kırpsak
Bini gelir
biliriz
izin veririz
çileden yansak da
içeride güleriz...
Yalnız zanneder Gafil
biz hep cümbüşlerdeyiz.
Bin yerde kolumuz
alev alev Aşk'ımız
asla yalnız değiliz.
Bir ağlasak
Bin ağlar bizimle
karışır ortam
sebepsiz dertler
koşuşturmalar sarar
anlamaz Gafil...
Bir göz kırpsak
ortada kalır
yalnız...
Biliriz izin veririz
ama bir yere kadar
bilmez Gafil...
ARZ
Yaşlanırken çoğunun karşılaştığı ve 'kaçınılmaz son' olarak gördüğü 'yetersizlik' hallerini yaşamamak veya minimum düzeye indirmek sizin elinizde...
Dünya Boyutunda yaşarken bu sonla karşılaşmamanın çeşitli yolları var. Düzenli egzersiz, beyni çalışır halde tutacak çeşitli ilgi alanları, genç enerjilerle yakın olmak, çok sohbet etmek ve bir düşünce okyanusu olan İnternet'i faydalı şekilde kullanmak gibi... Ancak bu açık zihinde kalma çabası sadece dualite kapsamlı bir mücadele olarak kalırsa yine beklenilen zindelik ve açık zihin hali 'yaşlılığınızı' ideal konfor içinde yaşamanıza yetmeyecektir. Bu huzurlu ve konforlu hedefe ulaşabilmek için daha fazla ve çoğunun gerekli önemi vermediği farklı bir donanım da gerekmektedir.
Sizin bilinçaltınıza ekilmiş kabul tohumlarına göre düşünürsek; yaşınız belli bir zamanın üstüne çıkınca, tıpkı uzaya fırlatılan bir roket gibi, yükseldikçe yakıt tanklarını bir bir dünyaya bırakıyorsunuz ve en sonunda hesaplanmış kaçınılmaz koordinattaki rotaya oturuyorsunuz. Kabullerinizi yıllar boyu sorgulamadan benliğinize ve bedeninize kuşandığınız için burada örnek verdiğim roketle ilgili 'kaçınılmaz koordinattaki rota' diye bahsettim. Peki; bu kaçınılmazı kendiniz için nasıl sıfırlayabilirsiniz veya o duruma olan bağlılığınızı nasıl minimum duruma indirebilirsiniz?.. Bu boyuttan ne kadar açık bilinçle ayrılırsanız bunu kar saydığınızı biliyorum.
Biraz önce bunu başarmak için yanınızda 'farklı bir donanım'a da ihtiyacınız var dediğim şey; Planlanmış ve Yönlendirilmiş Algı'dır. İmajinasyon, yani hayal gücüyle birlikte bir başka yaşlanma şeklini bilinçaltınıza yükleyerek hayatınıza çekebilirsiniz. Algı, algı ve algı!..
Kendi Sonsuzluğunuzun Kralı, ya da Büyücüsü ol'maya hazır mısınız?
Bunları yazıyor olmak benim bu bilginin tam bir üstat uygulayıcısı ol'duğum anlamına gelmez. Bilmek ve yazmak güzel bir ilham enerjisidir, ancak bilgiyi hayatına uygulamak daha fazla emek isteyen bir şeydir. Yine de kendim ve herkes için bu noktanın bu boyuttaki hayatımızda inşa edilmesini diliyorum Yaratan'dan. Lütfen bu çağrıyı Yaratan'a, Sonsuz Kozmos'a ve kendi bilinçaltınıza bir dua gibi gönderin.
Sesinizi Yaratan ve tüm alemler duyar, ancak şartlanmış bilinçaltınıza bunu kabul ettirme emeği sizden gelmelidir. Enerjiler o zaman inanır ve size akmaya başlar. Size o yıldızlarla, ışıklı araçlarla ve çeşitli enerjilerle dolu Uzay'ı gözlerinizi her kapattığınızda bir pencereden bakar gibi görmenizin çok kolay ve doğal olduğunu söylesem bilinçaltınıza bunu hemen kabul ettirebilir misiniz? Ya da, göklerde algıladığınız, normalde görünmeyen objeleri aynı konumlarıyla ve hareketleriyle odanızın duvarında da izlemeniz çok kolay ve doğaldır desem; bilinçaltınıza bunu hemen kabul ettirebilir misiniz?.. Peki; Astral olarak Uzay'a yolculuklar yapmak yerine, Uzay'ı karşınıza çağırmanızın çok kolay ve doğal ol'duğunu söylesem?.. Dilerseniz ve gücünüzü kabul ederseniz, algı sınırlarınızı size dayatılmış olan'dan dışa doğru genişletirseniz; dilediğiniz boyut ötesi görsellerin ayağınıza gelmesenin çok kolay ve doğal olduğunu söylesem?.. 'Görseller' dedim, çünkü sınırları aştığınızda size gelecek görüntüler ve oluşumlar varlığınız için birer hediyedir, ilham vericidir ve çok da eğlencelidir.
Ne o? İlle ciddi metafizik bilgiler mi bekliyordunuz?.. Sen inan, sorgusuz sevgi ve Hiçlik'te ol; bilgi inan ki senden aşağıda kalır ve senin ayaklarını bu boyuta demirleyemez hale gelir.
Bu ön açılımdan sonra Sağlıklı Yaşlılık konusuna geri dönelim ve bitirelim.
Algı reflekslerinizi çalıştırmak ve gücünüzü, 'artık gerek yok' bilinçaltı tohumuyla frenlememek... Bedeniniz yeterli güçte olmasa bile, gözleriniz çok net görmese, kulaklarınız iyi duymasa ve el-kol-bacak hareketleriniz yavaşlamış olsa bile; bunları azami kullanarak, ancak daha çok algılarınızı buraya çekerek, onların imkanlarından faydalanarak... Çünkü görünen ve dokunulabilen bölümünüz burada size verilen elbisedir. Ancak o elbise ne kadar eskirse eskisin; algılarınız ve bilinç gücünüzle erişebildiğiniz keyifli oluş haliniz büyüyerek devam edebilir. Herhalde eskimiş ve size göre toprağa girme zamanı gelmiş bir bedene rağmen, bir çoğunun erişemediği zeki bir bilinç alanında ol'mak ve onun büyüleyici şartlarını soluyabilmek sizin için fena olmazdı?..
Uzun lafın kısası:
Her şey bedeniniz ve bilinçaltınız ile Sonsuz Haliniz arasındaki etkileşimi canlandırmanıza bağlı. Bedeniniz siz Sonsuz Halinizle ona, severek emir verdiğinizde sizi dinleyecektir. İnanın elinden geleni yapar. En kötü ihtimalle size daha az acı veren bir kapanış sağlayabilir veya tamamen eskisi gibi gücünü kabul de edebilir. Her yerin buruşmuş olabilir! Ama içinde öyle bir aydınlık ve dinamizm vardır ki; zevklerin en büyüğü yine sendedir! Onlar senden son ana kadar etkilenmeye devam edeceklerdir ve senden bunun sırrını öğreneceklerdir.
İpler sizin elinizde olsun! İpler Biz'im elimizde ol'sun!
Ömer Dalman
ARZ
Tam da sıkıldığında etrafından
Yeter diye bağırdığında
körce kapatıp gözlerini
kopart kendini şehirden
öyle gel bana!..
Soruları sormadığında
sınavları bıraktığında
içten emin olduğunda
sularla aktığında
hava ile kaybolduğunda
öyle gel bana!..
Hiç bir şeye şaşırmadığında
ol'mayı mümkün kıldığında
elinin tersiyle itip hayali
rüyadan uyandığında
gözlerin buğulu
öyle gel bana!..
ve biliyor musun
yine özledim Ben Sen'i?..
tam da akşam vaktinde
aşkımıza çaresizce susadığında
kopart kendini hayalden
öyle gel bana!..
bekliyorum seni...
Ömer Dalman
ARZ
Çağırıyor beni
kendim...
Dün akşam beraberdik
yetmedi.
Yalnız yakaladı bu sabah
uyuyordu eşim
parmak uçlarımda ilerledim
şefkat istiyordu belli
selamladım gökyüzünü
uzandım kanepeye
diktim duvara gözlerimi
tek oldu bakışım
gitmedim dalıp uzaklara bu sefer
kendimde kaldım
bedenimde...
Dinledim onu.
Sıkılmış artık
daha çok istiyormuş sevilmek
dahası
aslında buradan gitmek...
Bıkmış yalancı köklerden
zehirle sulanmış topraktan
dipten gelen sinsilerden
dedi al beni çaren yok başka.
Kapalıydı gözlerim
ama açık evren
kabul ettim adım adım
şifa panelleri girdi içeri
ne de güzeldi şekilleri
başkalarını almadım içeri
sadece onunlaydım söz verdim
Alana dek seni kendime tamamen
yok dedim bir daha bana
kozmos, alemler, evren.
yok seni bir daha üzmek
yok bırakmak yalnız
vampir sürüsünün leşinde.
Kokumla saracağım
aşkımla coşacağım
her zerrende olacağım
bırakma elimi!
ve güven...
Çağırıyor beni
kendim...
Dün akşam beraberdik
yetmedi.
Seninleyim bundan böyle
alana dek tamamen
ne zaman istersen...
Ömer Dalman
ARZ