bezgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bezgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2026 Perşembe

Gitmek istiyorum bazen

Seviyorum
aşığım
aydınlıktayım

tamam da
gitmek istiyorum bazen

dünyadan
çatışmalardan
günden
geceden...

Kazık atmak herkese
beklentileri sıfırlayıp
kim ne bok yediyse
ben ne bok yediysem
boş verip
gitmek istiyorum bazen.

Seviyorum
aşığım
aydınlıktayım

tamam da

çekilmez be dünya...
gitmek istiyorum bazen.


----------
ARIZA ADAM
Ömer İlhami Dalman

30 Haziran 2022 Perşembe

Hep böyle olmaz mı?

Şu işi yapacağım
ya da yapmayacağım
kafam bozuk.

Mutlu olacağım
ya da olmayacağım
belli olmaz.

Kitap çıkartacağım
belki çıkartmayacağım
ilhamım dip...

Yarına çıkarım
ya da çıkmam
gelgitim çok.

Ne kesin ki hayatta?
Bazen tatlı, bazen tatsız
takma kafana
hep böyle olmaz mı?..


AZRL

31 Ocak 2022 Pazartesi

Aracı olursun bir şeylere

Zordur bazen dik durmak... İnsansın; eğilip bükülmek de var elbet.

Üzülürsün bir şeye. Alınırsın. Somurtursun. Bir gönül alma beklersin. O olana kadar seversin somurtmayı. Hatta tüm gün üzerine oturur üzgünlük. Geçici olacağını bildiğinden belki; hoşuna bile gider bir süre. Nereye varacaksa!?

Tam da o gün, evet o gün bırak, üzül! İzin ver hüzne. Kendine de, etrafa da somurt biraz. Alınan alınsın, belki aracı olursun bir şeylere... Şart değil dimdik durman her zaman. Eğil, bükül, üzül ki; belki kaldıran olur kollarından. Bir şefkatli bakış, anlayış, koluna sıkıca yapışmış sıcak bir el...

Bırak o gün üzül! Belki aracı olursun bir şeylere...


AZRL

Yok bazen Hak

Yok bazen hak
gülmeye
vızıldamaya
bunalmaya...

Yok bazen hak
rahatsızlığa
somurtmaya
kararmaya...

Zordur kenarda olmak
çoğu zaman kıyıda
ayaklar çıplak
belki başında lüks şapka
dışarıdan Şişhane
içeride Gümüşhane...

Yok bazen hak isyana
kızmaya
bağırmaya
bunalmaya...

Sık olur onur iki parça
kıyıdaki akıntı çağanozu
çimler arasında kurumuş ot

yok bazen hak
kendin olmaya...


AZRL

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Öne eğerim başımı

Ellerimle atarım çöpe
Piç ederim saygınlığımı
umarsız atışlarım
taş gibi eleştirilerim
geri teptiğinde en son
dank eder kafama

biraz pişman
biraz yılgın
'Yine mi boka sardım.' der
öne eğerim başımı.

Biliyorum
öğrenemedim insanlığı
kuşanamadım politikayı
ne dediysem Dan Dan Dan
ateş kaplı dilim çoğu zaman
yandığında kendi ağzım

biraz pişman
biraz yılgın
'Neden idare edemedim?!' der
ellerimle atarım çöpe
Piç ederim saygınlığımı
öne eğerim başımı.


ARZ

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Hayat karşısında

Bazen neşeli
yoo! çoğu zaman hatta...
Bazen yılgın
umutsuz
ama hep şaşkın
hayat karşısında...

Bazen üretken
çalışıp didin
bazen tembel
genelde umutlu
ama hep şaşkın
hayat karşısında...

Aşk dolu
sevgi çiçeği
vızır vızır arı bazen
tam bir sevgili
ama hep şaşkın
hayat karşısında...

Yüksek Bilinç çoğu zaman
bazen demirli ayaklar yere
kopar ruh bedenden yukarı
normal der geçerim
ama hep şaşkın
hayat karşısında...


ARZ

24 Temmuz 2021 Cumartesi

Zafer benim olmuyor

Yanlış anladığımda, kırdığımda
yanlış anlaşıldığımda, ispatladığımda
kızdığımda, susturduğumda
zafer benim olmuyor
üzülüyorum Aşkımı zorladığıma...

Yanıldığıma inanmadığımda
yanıldığına israrımda
kılıçları kuşandığımda
zafer benim olmuyor
üzülüyorum Çiçeği soldurduğuma...

Dünyaya her isyanımda
gücümü ayaklarıma bıraktığımda
vazgeçer gibi yaşadığımda
zafer benim olmuyor
üzülüyorum beni seven Yaratan'ıma...


ARZ

14 Temmuz 2021 Çarşamba

Çok bana

Yedirir içtiğin tütünü hüzün
buldurur şişenin dibini.
Yanar erir zerrelerin
tekrar açılana kadar gönlün.

Hata İnsan için dediler
avundum her defasında, güldüm
çıkamadım bazen yüzeye
an gelir, hayat bir kör düğüm...

Açtım ellerimi Yaratan'a
affet neyse ettiğim hata
işlemiyor bazen, yanıyorum
her dakikanın affında olsam da...

Tütünümü değil, elimi yakarım
parmak yetmez, kolumu keserim
ne olur artık affet
bu hüzün çok bana...


ARZ

Kalbin işi

Üzmek
şeytan işi

sonrası cehennem gibi...

Affetmek an işi
affedilmek sabır işi...

Bitmeyen; dünya işi...

Aşk ateş gibi
yakar benliğini

Üzmek
şeytan işi

Üzülmek ruhun inişi

Sevmek kalbin işi...


ARZ

10 Haziran 2021 Perşembe

Yeter!

Ağzıma zincirler
dilime perçinler
kahretsin
yine bok etmeler!
Susmayı öğret Baba bana
dilimi yakar bu zehirler...

Nasıl ettin de
sustun, demedin?
Koparsalar da kolunu
hatalı ol, olma
ses etmedin?..

Kolay mı fütursüz
hesapsız zedelemek
onarmalarda
can çekişmek?

Kahretsin!
Yine bok etmeler

ver Allah
ağzıma zincirler
dilime perçinler
üç kuruş kelime dağarcığım
batsın yerin dibine yeter!..


ARZ

Yooo hayır

Yooo hayır...
çözemedim hayatı
değişkenleri
tepkileri
insanı...

Yooo hayır...
çözemedim canı
cananı
sümbül ile bülbülü...

Bensem hata formülde
kısaltın denklemi
sonuç yine aynı...

Yooo hayır...
çözemedim kızmayı
kızıp da karalamayı
çuvalla inciri atmayı.

Üzüp de düzelttim
çoğu zaman bok ettim
gönlümden verdim
deli damgası yedim

yooo hayır...
çözemedim hayatı
dünyayı
çözemedim insanı

yooo hayır...


ARZ

6 Haziran 2021 Pazar

Anlatamam

İçim yanar çoğu zaman
anlatsam batarım daha dibe
söylesem olmaz
anlatamam.

Anlatsam yanlış gider ok
kalır hançer yüreğimde
yürekte kanlar
sözler intihar...

Uzaklaştıkça akıl gönülden
çöker oturur Şeytan
kelimeler üzerine
zannedersin doğru dedim
bakarsın yine
ok gitti yanlış yere.

Pişmanım desen geç
başa dön desen çocukça
saplandı ok bir kere yüreğe...

İçim yanar çoğu zaman
anlatsam batarım daha dibe
sussam ayrı dert
söylesem olmaz
anlatamam.


ARZ

17 Mayıs 2021 Pazartesi

Sanki bazen

Büyük Aşık olsam da
mutlu edip bazen
ateşlere boğsam da
çiçek kokuları salsam da

işe yaramıyorum
beceriksizim
sanki bazen...

On parmakta on marifet
fit vücut, tip şekil
tanınmış bir nevi hatta
alkışlarla

düşüyorum göklerden
çakılıyorum
olmuyor, kalkamıyorum
sanki bazen...

Binleri eğlendirsem de
kelimeleri peş peşe dizsem de
esnafla söyleşip
çayları ısmarlatsam da

gülemiyorum
içte yenilgiler derin
bezgin somurtmalar
sanki bazen...

Geldim bir yere
aştım dünyayı
öldüm ölmeden önce ama

tek yatışla
kalkıp gidesim geliyor
sanki bazen...


ARZ

16 Nisan 2021 Cuma

Sıkılıyorum

Sıkılıyorum bazen
ama cidden...

Biliyorum sebebini esasen
söyleyemiyorum
ürkütüyorum
sonra bir daha
bir daha...

sıkılıyorum bazen
ama cidden...

Gördüğümden her şeyi
ya da görmek istediğimden
patlamamak için içimden
sus pus...

Sıkılıyorum bazen
biliyorum sebebini
söyleyemiyorum
sıkılıyorum
sıkılıyorum

ama cidden...


ARZ

4 Eylül 2020 Cuma

Daha çok ihtiyacım var.

Çok yorgun hissettiğimde içimden çok enerji geçtiğinde pozitif de olsa bitkinleştiğimde kucağında dinlenmeye Sevgin'e daha çok ihtiyacım var.

Yarın olmayacakmış gibi bezdiğimde
yapılanmak için yeniden
olmak için askerlerinden
sana bakıp ağlamaya
kendimi sana bırakmaya
Sevgin'e daha çok ihtiyacım var
Ninnimi senden dinlemeye
sabah olduğunda tekrar
ışıklarınla uyanmaya
daha çok ihtiyacım var.
Ömer Dalman ARZ

16 Temmuz 2020 Perşembe

Günlük Sohbetler | Ciddi Mod



Sabah saatlerinde sizin üzerinizden rahatladım ve hüznümü dağıttım da haberiniz yok! :) Haydi şimdi rahatlama sırası sizde... Seviyorum sizi.

Bu bir mizah videosudur ve mizah çoğu zaman gerçek hayat içindeki öğelerden somut örnekler içerir! Arıza Adam özelde hiçbir kişiyi veya kurumu hedef almaz ve onları yıpratmak istemez! Arıza Adam; toplumu yanlış yöne ve sınırlı algıya sevk eden zararlı kişileri ve kavramları, mizah yoluyla eleştirme amaçlı yaratılmış bir mizah tiplemesidir! Arıza Adam; yürütmekte olduğu sert tarzla toplumun yanlış öğelerine ayna olmayı amaçlar! Bizzat kendisi; Allah'a, yani Yaratıcı'ya yüzde yüz inanan bir felsefeyle yaşamaktadır ve gönül gözü ile bakmaya inanır. Toplumdaki iyiyi de, kötüyü de doğal kabul eder. Bireyin iyisini de, kötüsünü de doğal kabul eder!

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Bir garip Sıkıntı

Hani bilmediğin, nereden geldiğini bulamadığın bir sinir, stres vardır ya bazen üzerinde... Çok ağır bir iş günü de geçirmemişsindir. Tersine keyif için internette güzel güzel şeylerle uğraşmışsındır.

İşte tam da akşamın bastığı o saatlerde yemek öncesi son bir nescafe, iki sigara eşliğinde yüksek sesle Michael Jackson dinleyip rahatlama güdüsü doğar içinde... Açarsın bir hit şarkısını, sese de alabildiğine yüklenirsin. Fakat o da ne? Normalde bilgisayarının sesini yarısına kadar açtığında bile odanın duvarları inler; bu sefer sesi sona kadar yaklaştırmışsındır, ama sanki yeterli değildir?!.. "Bilgisayara bir şey mi oldu ya da hoparlörlerde arıza mı var acaba?" dersin.

Sonra komşudan kibarca kapıya ufak bir rica gelir şikayet mahiyetinde.

Anlarsın ki problem sendedir. O içinde birikmiş, temelini bilmediğin sıkıntı öyle bir basınç yapmıştır ki ruhuna, kulaklarında problem var bile zannedersin. Artık sesi daha fazla açamayacağın için de; tekrar umudu, sakinliği ve mantığı yakalamaya karar vermekten başka çaren yoktur ve de öyle yaparsın.

Bu arada size bir şey söyleyeyim mi?

Şu an aynı durumdayım ve yazımı bitirdikten sonra, sesi makul miktarda kısarak kahvemi ve sigaramı bitirip, salona eşimin yanına gideceğim.


Ömer Dalman
ARZ

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Haklı Şamar

Yiğince şamarı bir anda
sessizleşir, hafif kızarar suratı
anlar ya suçlu olduğunu insan
zorunlu bir durulmadır
tam da lazımdır o an...

Fazla kurcalamaktan belki bazen
izin vermemekten karşındakine
açıklamalarla kesmekten önünü
gelir haklı şamar.

Yoktur yapacak bir şey
keser sesini oturursun yerine
bir rahatlama
tatil etme sınırsız gücünü
bilir misin
lazımdır bazen?

Benzemez kaf dağının tepesinden bakmaya
yediğinde o tokadı öğretmenden
çaresiz bir sinip rahatlayış
utançla süslenmiş, sessiz...
güm diye düşersin aşağıya
alamazsın göze fırlayıp tekrar çıkmayı
dedim ya
kesersin sesini
uslu çocuk olursun bir süre.

Zorunlu bir durulmadır
tam da lazımdır o an
gelir haklı şamar...


Ömer Dalman
ARZ

7 Aralık 2018 Cuma

Yine kendimle

Yine gecenin sessizliği... Fonda ambient müzik. İyi kullanırsan açılır bütün ruhunun kapıları... Kabullerinin genişliği kadardır kendi evrenin. Dilediğin gibi akarsın...

Yine gecenin sessizliği... Yalnızım... Işık dolu içim biliyorum. Ama bir tek kendi yüzüme vuruyor sıcaklığı... Dünya dedikleri bu yerde, tutukluyum. Güzel oyuncaklar, kağıt-kalem, önümde klavye olsa da; an geliyor ben yine kendimle...

Yine gecenin sessizliği... Ne zaman kavuşurum kutlamaların kulaklarımı sağır edercesine çağladığı, fısıldadığımda sevgimi kulaklarına; sorgusuz duyacakların bol olduğu o yere?

Bilmiyorum... Bekliyorum.


Ömer Dalman
ARZ

Azrail ile Görüşme

imagebam.com

Az haber göndermedim geceleri Azrail'e.

Severim kendisini. O da işinde ekmeğinde... Dürüstçe işini yapanı sever gönlü temiz olanlar.

Hatta bir keresinde çok merak etmiş 'kimdir bu devamlı haber yollayan adam?' diye; kalkıp kendi bile geldi beni görmeye. Hani herkes 'Allah gecinden versin.' deyip, hayata tutunur ya ölenlerin arkasından. Bizim aykırı tavrımız kendisinin dikkatini çekince, onca işine bir kereliğine ara verip bana geldi yani!

Tam da o gelmeden yedi dakika önce kayıtlarımı tutan meleklerle gerçekleştirdiğim başarısız bir toplantıdan daha çıkmıştım. Onların bana söylediği, hatırladığım son cümle ise; "Olmaz öyle şey kardeşim! Biz senin ipini çekmekle değil, seni her anında izleyip, notlarını tutup, çok kritik noktalarda da sana nazik müdahaleler yapmakla görevliyiz." idi...

Son bir kaç yıl o kadar bezmiştim ki yaşamakta olduğum hayattan... "E zaten nihai amacım benim bu katmanla olan hesaplarımı kapatıp, bir üst katmana, yani yuvaya zıplamam değil mi?" deyip, meleklerimin anlayışına sığınmıştım. Baktım onlardan red kararı geliyor; kafamı önüme eğip, yine Azrail'e haber göndermiştim ki, on dakika sonra karşımda bitmişti o da.

Dedim ki ona:

- Yahu Azrail. Sen de meleksin ve görevin bizlerin ipimizi çekip, bizi buradan almak değil mi? Çok bunaldım, bezdim artık kardeşim! Öyle bir çıkmazdayım ki; yani toparlamam için evliya filan olmam lazım!? Hem bak sen bu işi profesyonel olarak yapmıyor musun zaten? Gel bak... Aha burada sana hiç itiraz etmeyecek, kendi isteğiyle teslim olan akarsız, kokarsız bir müşteri var. Bitir işi; al beni de yürü ileriye doğru kardeşim!

Azrail şöyle cevapladı:

- Hoop dedik! Dur bakalım orada! Bir kere; ben senin istediğin zaman ve iş programına göre değil, kaydı düşülmüş olan ölüm zamanına göre, saniye sektirmeden gelirim, seni alır giderim. Herkesin kendi isteğine bırakılsaydı; nerede kalacaktı Dünya'nın bin türlü dertle, çileyle dolu, özel kurgulanmış tatbikat ortamı olmasının önemi?! Ben senin yediğin boklara, yaptığın fedakarlıklara, yazdıklarına, kaydettiğin konuşmalara hiç karıştım mı? Sen de bizim sanatımıza karışma bakalım! Sen git bir yüzünü yıka, otur arkana yaslan, sevdiğin birileri ile görüş, karşılıklı otur kahve iç ve hayatına elindekilerle devam et. Ben zaten seni de en uygun zamanda 'pat' diye gelip alırım. İşin o kısmını sen kafana takma.

Ben de ona şöyle cevap verdim:

- E tamam da babam. Ben şimdi bunca derdi artan şekilde çekmeye devam edersem; ya kendimi, ya da birilerini keseceğim?.. Sonra?.. Sıyrılır mıyım peki bu işten öldükten sonra?

Azrail cevapladı:

- Birader bak... Her şey yerinde, zamanında ve yoluna göre ilerler bu alemde. Kendini veya başkasını kesmekte de özgürsün. Ama sonrasında ne olacağını da o durum garçekleşince görürsün. Ya da gidip, ihtimalleri çoğunun yaptığı gibi sıkı bir falcıya danışacaksın. İhtimallerine karışmak beni çok aşan bir şey... Riski siz zaten bu küreye gelmekle kendiniz üstlendiniz. Haydi bakalım kardeş! Ben kaçar... Burada sana verdiğim zaman süresince canını almam gereken tam yetmiş yedi kişinin işini ertelemiş oldum.

Ve Azrail o saniyede yanımdan buharlaşır gibi kayboldu.

Tam o sırada kendime geldiğimde havada süzülüyordum! Nereye doğru mu süzülüyordum!? İntihar etmek için boynuma geçirdiğim urganın tavandan kurtulmasıyla üzerinden düşmekte olduğum sandalyeden zemine doğru süzülüyordum!

Saniyede yerle bir seviyede buluşan başımın zemine sertçe vurması ile iyice aklım başıma gelmişti. Ellerimden destek alarak, oturur şekilde doğrulduğumda hemen sol tarafımda yere bırakılmış, üzerinde uzunca bir not olan kağıt gördüm.

Notta şöyle yazıyordu:

Sen daha beni çağırmadan çok önce ben yanına gelmiştim ve kendini tavana asmanı izliyordum. İlginç bir ruh olduğun için izleyici olarak gelmiştim oraya. O dakika ben de ne olacağını bilemedim, çünkü kayıtlı zamanın henüz bitmemişti. Meleklerin yardım edip, intiharını engellemek istediler, ama ben engel oldum ve "Durun. Bakalım ne yapacak?" dedim. Urganı tavandaki avizenin demirine iyi bağlayamamışsın. Tam urganı boynuna geçirdin, kendini bıraktın; bir kaç saniye sonra paldır küldür yere yapıştın! Zamanın gelmemişti kısacası! Üzerinden tren bile geçseydi, yine ölmeyecektin! Sonunu bilmediğin bir riski yaşaman kaderinde yok senin oğlum! Merak etme; o yolla gidişin programında olsaydı, inan buna da kimse engel olamazdı. Sen iyisi mi git şimdi bir yüzünü yıka,  otur arkana yaslan, sevdiğin birileri ile görüş, karşılıklı otur kahve iç ve hayatına elindekilerle devam et. Büyük bir şeye tekrar girişmek istersen de bana sorma. Ben zaten orada seni bekliyor olurum!..


Ömer Dalman
ARZ
07.12.2018