
21 Ağustos 2026 Cuma
Onlarla 'Aynen Onlar gibi' oynayın!

20 Ocak 2026 Salı
Evde Pijamalarla

AZRL
15 Şubat 2021 Pazartesi
Piçlerin Dünyası
Sağdan geleni
yandan yanaşanı
arkadan yavşayanı
alışamadım iki yüzlülüğe
piçlerin dünyası...
Boynuna sarılanı
belaltından vuranı
yüzüne gülüp arkandan satanı
alışamadım sana
piçlerin dünyası...
Mertlikte tavanda
sansürsüz açıklıkta
kendinden aydınlanmada gönül
uluorta kendin gibi gelsen
nelere izin veririm inan
ama
alışamadım sana
piçlerin dünyası...
ARZ
2 Şubat 2021 Salı
Öyle Saygı Yalan
Gariptir insanlar
Kimi bekler daha çok kendin olmanı
dobra, sansürsüz davranmanı
kimi daha nazik, kibar olmanı
yıkamanı, yağlamanı...
Bir jest ve zorunluluk olduğunda Saygı
uzaktan bile bakmam göz ucuyla...
Sevebildiğim kadar veririm
ötesi yalan...
İster büyük, ister küçük, ister ana-baba
samimice görür saygımı
gereğinden fazlası yalan...
Kimi sarıldı boynuma kendimim diye
kimi terk etti gitti saygım az diye
göremez çoğu içten gelen o ışığı
sevgiden el almamışsa inan
öyle saygı yalan...
Geçmişim, şimdim, geleceğim
Eşi dostu, akrabası, Göbek Bağım
aldatmayın görmeyeni, zaten gözü kör
bırakın yalanı, jesti, defteri kitabı
buğulandırmayın gözleri; görsün!
gerçek değilse jestlerim
aldatırım onları yapmayın!
öyle saygı yalan...
14 Temmuz 2020 Salı
Görmezler
Kendi içlerindeki sonsuzluğa bir kere olsun teslim olup, oradan açılan pencereden tüm gerçekleri hemen görmeseler bile onların kokusunu çekmeyi hiç düşünmezler. Görmenin, koklamanın ve duymanın ötesinde 'düşünce'nin olduğunu önemsemezler. Çünkü çoğu bilmeden dahil oldukları sistemin düşük titreşim ve yaşam stilini sorgusuz benimsediler.
Görmenin de bir zamanı olduğunu düşünmezler. İnsanlık olarak ortak bilinç titreşim seviyesi yeterli noktaya gelmediği halde, kendilerinde her şeyi bilmeye hak görürler. Bunun yanında bir de, ihtişamla dolu kozmosa ve bilinmeyenlere dalgacı ve eleştirel gözle bakarlar!? Acaba ileri seviye zekaların şu an kendilerine ne gözle baktıklarından haberleri var mı?..
Sonsuz Varoluşun onlara ne borcu var ki; bütün bu ilkel düşük titreşimlerine rağmen özveride bulunup, onlara bütün ihtişamıyla kendini belli etsin?.. Hala derin düşünenlerle ve kozmosdaki yaşam belirtileriyle, inanmadıkları için dalga geçen bir insanlıkken, mucizeleri hayatlarına dahil etmeleri nasıl mümkün olsun?..
Her şeyi görmek isterler inanmak için. Ancak sözüm ona çok yoğun hayatlarında, günde yarım saat ayırıp da kendi içlerini görmezler.
Ömer Dalman
ARZ
13 Temmuz 2020 Pazartesi
Doğru İyileştiriciyi seçmek
Bunların bazıları gerçekten gönülden iyileştirici ve dürüst. Bazılarıysa bu olaya tamamen bir iş gibi bakıyor ve kendini marka haline getiriyor. İyileştirmeyi gönülden ve samimi şekilde icra edenlerin tabii ki kendilerini bir marka haline getirmesinde yanlışlık yok, ancak böyle birinin insana yakın, samimi ve gönülden yardımcı olup olmadığını anlamanız, onlarla bire bir iletişiminiz gerektiğinde ortaya çıkar.
Bir İyileştiriciye başvururken, çok samimi ve yardım isteyen saf bir insan duruşu sergilediğinizde, karşı tarafın size karşı sergileyeceği tavır çok önemlidir. Bir sebeple size bazı detayları iletmiyorsa, bazı sorularınızı üzeri kapalı geçiyorsa, yakınlığınızdan rahatsız oluyorsa ve sürekli bir adım geri duruyorsa mutlaka ortada bir kurnazlık vardır. Tabii ki bir İyileştirici maddi anlamda hakkını almalıdır, ancak onda içten içe bir ketumluk ve samimiyetsizlik sezerseniz; o kişi ya uğraştığı işe derinlemesine hakim değildir ve kendi gerçek yüzünü sizden saklıyordur, ya da dünyevi çıkarları doğrultusunda tıpkı sığ düşünen bir iş adamı gibi kar-zarar hesabı içindedir. Halbuki iyileştirme gibi doğrudan insanı konu alan bir alanda samimiyet, açıklık ve dürüstlük temel esaslar değil midir?
Bir iyileştirici, onunla bir nedenle iletişime girdiğinizde sizin kafanızda bu soruların oluşmasına neden oluyorsa lütfen ona güvenmeyin ve Yaratan'a, karşınıza doğru zamanda doğru insanı çıkartması talebinde bulunun. Sahtecilik ve doğruculuk her alanda kendini gösteren iki zıt değerdir.
Ömer Dalman
ARZ
11 Temmuz 2020 Cumartesi
7 Temmuz 2020 Salı
Senarist
Yok gerek bir sürü hazırlığa, saçını taramaya, parfümünü sıkmaya...
Adımını attığın an dışarıya, her ne kadar 'bu benim!' desen de; rollerdesin... Evde görüş benimle tam kendin olarak. Sığınmadan dışarıya, katman katman gizlenmeden kendinden...
Onlar için, onlara daha iyi görünmek için giyiniyorsun, süsleniyorsun, takıp, takıştırıyorsun. Toparlasın diye yakalarını kravat takıyorsun. Vatkalı omuzlar aslında olmayan omuzlarını daha geniş göstersin diye... Yapma! Benden ve kendinden kaçma...
Saklanıyorsun...
Karınlayken, kocanlayken giyinip, hazırlanıp mı sohbetliyorsun? Ondan mı saklanıyor musun?.. Kaç kişiye tam olarak kendinle gidiyorsun?
Kapıdan bir adım dışarı atmadan, ayakkabıları giymeden, o şık paltonu üzerine geçirmeden görüş benimle. Dışarı çıktığın an rol başlıyor. Kendi hikayenin baş rol oyuncusu olarak değil, dümdüz o hikayenin senaristi olarak gel bana.
Ömer Dalman
ARZ
25 Haziran 2020 Perşembe
Harikalar Diyarı
üzülürüm arkasından
havasını almak değil işim dostun.
bir bilseler 'çocuk' olduğumu
kalbinde çılgın heyecan
Harikalar Diyarı gönül...
Bilse dost taşıdığı yükü
taş atmazdı boşaltıp bir elini.
tutardı sımsıkı itinayla
ezmemek için dostu
kutsardı maharetini
başarı sayardı başarısını
kalbinde çılgın heyecan
çocuk olurdu çocukla...
Mahçup ettiğimde
üzülürüm arkasından
dostun.
Bilmem ki hesaplarını
kibrin, üste çıkmanın
yardım istendiğinde
sessiz kalmanın...
Kendindir mahçup eden kendini
tutan sensin terazini
herkese hemen dost deme
ne kadar yakın görünse de
sende kalsın gönlün anahtarı
kalbinde çılgın heyecan
Harikalar Diyarı gönül...
Ömer Dalman
ARZ
19 Haziran 2020 Cuma
İş bitiyor mu?
Sizce gizem bilimlerle iç içe olmakla, insanlara çözümler önermekle, şifa vermekle ve öğretmenlik yapmakla iş bitiyor mu?
Daha alta da inelim hatta.
Sizce görüşlerine katıldığınız bir liderin veya herhangi bir felsefenin neferi olmakla iş bitiyor mu?
Bunların hepsi senin düşüncende geldiğin noktalar, seviyeler ve tanımlamalardır. Bunlar sadece seni toplumun karşısında sergilediğin ve kendinin kendine yakıştırdığın sıfatları anlatır. Bununla iş bitmiyor. Peki başka ne lazım o zaman?..
Edindiğin veya düşünsel olarak vardığın nokta ve tanımlar ne olursa olsun; edindiğin bu birikimin ve gücün hayatına geçmesi gerekir. Hiçlikten bizzat geçmen gerekir. Sıfırlanmayı yaşaman gerekir. Bu oluş halini gerçekleştirip, gerçekleştirmediğini de sen ve bazıları anlar. Göstergeleri ise şunlardır:
Gerçek açıklık ve samimiyet.
Vicdan.
Beklentisizce birilerini sevmek.
Başkalarını da taktir etmek.
Kendini ve herkesi affetmek...
Ömer Dalman
ARZ
Sosyal Medya ve Kayıt Melekleri
Peki şimdi nasıl?..
Her şey sessiz ve sinsice ilerliyor.
Şimdi bu, doğrudan karşı tarafı arayıp veya onunla yüzyüze oturup onu onore etme oranı en alt düzeyde... Artık sosyal medyada, taktir etsen de, etmesen de pek de sorun olmuyor ya... Sinsilikler, sessiz eleştiriler ve suya sabuna dokunmadan tebrik etmek için bulunmaz bir nimet!..
Bir "beğen" çakıyorsun; altına bir kaç cümle yazmana bile gerek yok... Ya da "beğenme" çakıyorsun, basıp gidiyorsun. Haaa! Hiç mi bulaşmak istemiyorsun? Ne "beğen", ne "beğenme" çakmıyorsun; yine o sesiz yerine sinip, etrafı izlemeye devam ediyorsun. Ortam artık o kadar elverişli yani!..
Tamam, bunlardan herhangi birini seçerek davranmanız bile bir derece ilgi alakadır, ancak işin kötü tarafı; bunu bile yapan o kadar az sayıda eş-dost var ki artık hayatlarımızda?.. "Demek ki; edindiğimiz, o yıllarımızı paylaştığımız eşin, dostun aslında hemen hemen hepsi yalanmış." diye düşünüyor insan. Kalıyor elde sadece üç-beş... Yanlışsa lütfen söyleyin? Hiç sanmam. Durum gerçekten de bu...
Olan şu ki esasen: Aslında sosyal platformlar gerçekten kim olduğumuzu, kimleri sevdiğimizi ve neyin peşinde olduğumuzu en kısa yoldan ortaya çıkartan çok faydalı bir kavram... Adeta omuzlarımızın üzerindeki kayıt melekleri gibi her şeyi kaydediyor. Ya bizi daha çok biz yapıyor, ya da hangi çukurun içine doğru çekimdeysek, bizi en sessiz şekilde doğrudan o çukurun derinliklerine doğru itiyor.
Tatbikat alanı burası dostum. Sesini çıkartarak veya sinsice yerinde bekleyerek, eninde sonunda yine ve yine sadece samimi, sevgi dolu ve dürüst olan kazanıyor. 2100 yılına da gelsek bu işleyiş asla değişmeyecek.
İnsan olan kazanacak.
Ömer Dalman
ARZ
14 Haziran 2020 Pazar
Hayat derler
Gerçekten öyle olsalar saygıyı hak ederler.
Ama her zaman rollerdeler.
Bu yüzden dertten çıkmaz elleri
çilelerle sevişirler
ve adına
Hayat derler.
13 Haziran 2020 Cumartesi
Kendi Kıyamları
Eşim orada benimle değil. Sizce fark eder mi?.. O benim gönlümde, aklımın, ruhumun her yerinde, o benim gittiğim her yerde zaten benimle değil mi?..
Ve sohbet boyunca onun hiç anılmaması, o yokmuş gibi davranılması, ayrılırken de ona hiç selam yollanmaması ne demek?.. Böyle kendini ele veren bir politika olur mu? Bir de politik davranıp her şeyi idare ettiklerini zanneden türden, sözüm ona akıllı insanlar... Aklı ve gönlü açık insan bunu yer mi? Bu alenen sümen altından bir terbiyesizlik değil mi?.. Samimiyeti hak eder mi o bir grup insan? Yakın veya uzak fark eder mi?.. Böyle insanlardan insana fayda gelir mi? Oynadıkları soysuz oyunu herkesin yutacağını mı zanneder gafiller?..
Soyu tükenmek üzere olan şeytanın dölleri sizce değişmekte olan bu düzende bu kürede devam edebilirler mi? Aile yapısında, iş hayatında veya hayatın tümünde yani bu kürede devam edebilirler mi?.. Bu muhteşem dünya ana onlara izin verir mi? Açıldıkça gönüller kalktıkça perdeler paket kılıflarından sıyrılıp çırılçıplak çirkinlikleriyle orta yerde dımdızlak kalmazlar mı?..
Mezardan mezara sözde sevgi ve merhametlerini aynı soysuzluk içinde yalanlarıyla bezeyip sergilemeye ve yutturmaya devam edebilirler mi?..
Sizce bu yaratıklar aramızda fazlalık değiller mi?.. Herkesin ışığına pis kokan gölgeler düşüren gafiller bunlar değiller mi? Yakınımızda, uzağımızda, evimizde, komşuda, iş yerlerimizde, bazen ortak sofralarımızda o masum ışığımızı kısmaya, hatta söndürmeye çalışan, şeytana hizmet ettiklerini bile bilmeyen bu zombilerden tek bir kula fayda gelir mi?
Yakınınızdaki ve uzağınızdaki ütün insanlara samimiyet gösterirken bu detaylara dikkat edin. Masum Işığınızı bir hiç uğruna kısmak istemezsiniz. Gerekirse ışığınızı en üst düzeyde yansıtın ve zombilerin gözlerini kör edin ki; baktıkları her şeyin ve hatta kendilerinin de yalan olduğu gerçeğini fark edip, kendi kıyanlarını yaşasınlar.
Ömer Dalman
ARZ
20 Ağustos 2018 Pazartesi
Harbi Kadın - Harbi Kadın - İnsan
Bana takılıyorsan; öyle beğendiği ve aklına koyduğu bir kaç bayanın profilinin sürekli eteklerinde takılan yağcı hormonlu erkekler gibi olmayacan... Edebiyatı, dostluğu, çakma bilgeliği kendine maske edinip, mesajlaşanlardan olmayacan...
Bana harbi harbi gelecen!.. Aklında bir şey varsa açıkça söyleyecen ki; kolpa durumuna düşme sonra.
Harbi kadın olmak veya Harbi Adam olmak; işte bütün mesele de bu!..
Hatta mesele aslında; harbi insan olmak... Erkeklik veya Kadınlık birer motif olarak onun arkasından gelmeli. Çünkü inan bana yalakalık yaptığında bu karşındaki veya onun yanındakiler tarafından anlaşılıyor. Ancak güzel sözleri ve iletişimi tabii ki herkes seviyor. Ben de seviyorum. Ama benim başıma çok gelmez, çünkü erkeğim. Hatta iyi ki de erkeğim, çünkü bu sayede yağcıların yanaşma ihtimali çok az oluyor. Yanaşan insanlarsa samimiyetle ve dobra dobra yanaşıyor.
Bana takılıyorsan; çocuk olacan, çılgın olacan, inanan olacan... Sonsuz kombinasyonları benliğine sığdırmış olacan... Yargılanma endişesinden uzak olacan.
Hormonlu yanaşma adamlar gibi kırıtarak, kıçında yırtık don varken, karşısındaki kadına kendini asil bir salon erkeği gibi gösterenlerden olmayacan!
Harbi insan olan, kadın olsun, erkek olsun muzaffer ruhlar; sizi seviyorum! Bir gün tek bir ağaç gibi bütün şekilde masum ama renkli o kutlamada mutlaka buluşacağız!
Sevgilerimle...
Ömer Dalman
ARZ
20.08.2018
18 Ağustos 2018 Cumartesi
Gizli Hormonlu Çakma Bilgeler
Çok bal arıları gördük zaman içinde. Hem kendi etrafımda, hem de nice güzel tanıdık-tanımadık kadınların etrafında...
Tabii bizim balımız onların sadece bazılarına hitap eder. Bizim rotamız en azından hormonları %20'lere indirgenmiş bir dostluk yoludur. Bu bal arıları çeşitli güzel kadınların ağızlarının içine bakarak takılırlar sosyal medyada. Buradaki sahte dostluğu, kimi zaman aslında arınılmamış bir göstermelik koçluğu, samimi olmayan bilgi paylaşımını, hormonları kelimeler ile süsleyerek yapılan beğenileri fark etmeniz çok kolaydır.
Yemedik yutmadık hiç bir zaman. Bu yüzden biraz korkulan, çekinilen kişiler olduk. Tersimize geldi mi çünkü depremler yaratanlardanız. Bazen fevriyiz, ama çok zeki...
Fark ettiğimiz hormonlu bal arılarının da yüzüne vurmadık. Gördük, bildik, kafamızda doğru yerlere koyduk onları da, ama asla takibe almadık. Çünkü bilgilerinin saflığına güvenmedik.
Yok saymadık onları da... Bu hayatta hormonlar da, gül de, karanfil de, papatya da lazım. Herkesin bir yeri var. Doğal saydık.. Sakin ve bilgece olgun durduk.
Ayrıca kimseye de 'kuşunu kes, öyle takıl' da demedik! Ama insan kendini belli ediyor.
Tek eleştirim; sosyal medyada güzel bayanlara katılımda bulunurken, biraz daha dürüst olmaları gerekmesi... En azından bilgiyi, bilgeliği ve dostluğu hormonlar için kullanmamaları... Dedik ya; kuşunu kes de gel demedik hiç bir zaman! Ama kuşunu, bilgi ve bilgelik maskesi ile yandan yandan yanaştırma, anlaşılıyor. Kuşunu özelden yanaştırmalı hormonlu bal arıları...
Bu sadece sizi daha saygın ve dürüst bir yere oturtur. Yoksa bizde her yer kuş, her yer bal arısı! Parmağımızı şıklatsak hamdolsun elimiz boş kalmaz.
Seviyorum sizi adam gibi dürüst olanlar! ve diğerleri: İyi ki sizler de varsınız. Etrafa çekici kokular salglıyorsunuz yine de... Emin olun sizler de lazımsınız.
Ömer Dalman
ARZ
18.08.2018
29 Eylül 2017 Cuma
Deme!
değilsin dürüst kendine!
Benimserken mutlu halleri
iterken ellerinle mağlubiyetlerini
ve kaparken nefretine gözlerini
deme bana dürüstüm, deme!
ayakları yerde, dünyada gezineni
öze inmek yerine, tarzı seçeni
övme bana asla, övme!
Her yönüyle insan oldum ben
öldüm defalarca ölmeden
yıllar önce hatırladım kendimi
ayaklarını topraktan yukarı çekmeden
deme bana oldum, deme!
Arıza Adam
Ömer Dalman
29.09.2017
18 Mayıs 2017 Perşembe
Gel!
kendi bulgularınla gel!
Bana kendin gibi gel!
İlle de bilge olman gerekmez
Bana samimice gel!
Sonra elbet bilge de olacaksın.
Şimdi
seni bekliyorum...
Gel...
ARZ
11 Şubat 2017 Cumartesi
Olmuyor Olamıyor
gece gündüz paylaşıyorlar
ansiklopedilere taş çıkartırlar
ama olmuyor
olamıyor
bir adım ileri gidemiyorlar!..
Aşkın kitabını yazarlar
sağlıklı beslenmede üstatlar
yoga, pilates, akupunkturlar
botokslu, estetikli genç suratlar
ama olmuyor
olamıyor
ruhta sınıfta kaldılar!
Monitör karşısında filozoflar
her şeyi en iyi bilenler
dünyaları hayalde fethederler
ama olmuyor
olamıyor
samimiyette olamadılar.
Kurtulan çoktur görünüşte
nasip olmadı ki hiç herkese!?
bilge duruş elbiselerinde
ama olmuyor
olamıyor
sızamadılar ki bir türlü öze...
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
12.02.2017
16 Ocak 2017 Pazartesi
Bihaber
tabağı tek parmakla düzeltmeler
ona uyumlu yavaş hareketler
üzerinde pek şık elbiseler...
Anlık gösterilen samimiyetler
porselen diş göstermeler
bol botokslu takviyeler
sonrası gelmeyen gösterişler...
Bu mudur elitliğin tarifi?
Hani sanatın dibine vurmuştu
görgüsü hele en üsttendi
Ne oldu onca alternatif öğretiler?..
Diyeceğim budur ey garipler
yıllarca kitapları devirenler
ambalajı çok para edenler
sığlıklarda gezinenler
ruhun derinliğinden çoğu bihaber...
ARIZA ADAM
Ömer Dalman
16.01.2017

