
Artık çoğumuz, iyi durumda olduğumuzun, keyifli ve mutlu olduğumuzun hesabını sürekli sosyal medyaya vermeye zorunlu hisseder olmuşuz. İlla ki keyfimizin yerinde olduğunu, etkileşim içinde olduğumuz bir sürü insana bildirmeyi görev bilmiş haldeyiz.
Sanki iki gün boyunca durumumuzu sosyal medyada sergilemesek, "İnsanlar belki de benim şu an iyi olmadığımı düşünebilirler." diyerek, ne yaşıyorsak, onu iki, hatta üç ile çarparak, illa ki o platforma yansıtıyoruz. İşin garibi, genelde oraya, kötü veya morali bozuk hallerimiz hiç yansımıyor!? Çünkü hep onların gözleri huzurunda kendimizle ilgili 'Aaaa! Baksana yine gayet keyfi yerinde... Baksana nerelere gitmiş, nasıl da mutlu...' denmesini istiyoruz.
Tabii sonuç ne?..
Genelde çarşı başka, ev başka!.. Çünkü sadece olmasını istediğimiz hayalin, renkli fırçalarla bezenmiş bir tablosunu sunuyoruz.
Önemli olan ne peki?..
Önemli olan; bütün dış etki ve kişilerden koparak, sadece kendimizle kaldığımız o saf anda neler hissettiğimiz... Yani sergilediğimiz vitrinin arkasında da keyfimiz yerinde mi?.. Bağlantıda olduğumuz, bu hayata dair her şey ile bilinç bağımızı kestiğimizde, kendi sessizliğimizde kendimizi iyi ve mutlu hissediyor muyuz?..
Hayat alanında bir şeyler ortaya koyduktan sonraki o kimsesiz halimizde de mutlu ve rengarenk hissediyor muyuz?..
Buna cevabınız evetse, bir kez daha sizinle tanıştığıma memnun oldum!.. Sizi gerçek halinizle, evde pijamalarınızla görmeme izin verdiğiniz için teşekkür ederim!..
----------
Ömer İlhami Dalman
AZRL
AZRL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder