doğrucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğrucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2025 Çarşamba

Çöpe 'çöp!' diyorum. (Akrep)

3RgBz6F.md.jpg

Doğrucu, patavatsız bir burçmuş akrep. Her dediği çıkarmış. Hisleri aşırı kuvvetliymiş. 'Pat' diye söylermiş hissettiklerini, onlara tam güvendiği için.

Ve şu doğrular! Ah şu doğrular!..

Kaç kere başım yandı bir bilseniz!.. Kaç kere tefe kondum çoğu kez suçlu ben olmadığım halde. Sadece adam gibi, 'pat' diye gerçek gözlemlerimi ortaya koyduğum için...

Halbuki nedir bu 'doğrular karşısındaki panik'?.. Neyi korumak için acımasız oluverir insanlar pasparlak gerçekleri duyunca?.. Kime, neye borçları var veya hangi yanlış insanları korumak zorunda hissederler kendilerini de; gerçek yüzlerine 'pat' diye vurulduğunda günahsıza karşı acımasız olurlar?.. O şiddetli ışıktan mı korkarlar kendi binlerce gölgeleri yok olacak diye?..

Neden gerçek olana teslim olmazlar ve direnç gösterirler?.. Neden korkarlar?..

Ah şu doğrular ah!..

Ah benim akrep burcum ah!..

Zorunlu şekilde bağlandıkları sahte değer ve erdemleri kırıp, çöpe atmak mı suçumuz?.. Çöpe 'çöp' demeye direnmek neyi kazandırır onlara?..

Çöpe 'çöp!' diyorum bir kez daha ve Akrep olmaya devam ediyorum.


Ömer İlhami Dalman
AZRL

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Dobra Delikanlı

Dobra bir Delikanlı görüyorum
sıfır sıkıntı alabildiğine
cesur, umarsız, dürüst
idaresiz...

Dobra bir Delikanlı görüyorum
kadın ya da erkek
olduğu gibi ortada
elinde ne varsa
endişesiz...

Sırları dökülmüş ortaya
helalleşmiş
affetmiş
sonsuz özgür...

Dobra bir Delikanlı görüyorum
yüreğinde renkler, sevgi, aşk
kabulde kılıfsız
kendi gibi...

Niyet belli
sansürsüz fazlasız
elinde ne varsa o...

Dobra bir Delikanlı görüyorum
kadın ya da erkek
olduğu gibi ortada

selam ol'sun tüm Delikanlılara...

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Harbi Kadın - Harbi Kadın - İnsan


Bana takılıyorsan; öyle beğendiği ve aklına koyduğu bir kaç bayanın profilinin sürekli eteklerinde takılan yağcı hormonlu erkekler gibi olmayacan... Edebiyatı, dostluğu, çakma bilgeliği kendine maske edinip, mesajlaşanlardan olmayacan...

Bana harbi harbi gelecen!.. Aklında bir şey varsa açıkça söyleyecen ki; kolpa durumuna düşme sonra.

Harbi kadın olmak veya Harbi Adam olmak; işte bütün mesele de bu!..

Hatta mesele aslında; harbi insan olmak... Erkeklik veya Kadınlık birer motif olarak onun arkasından gelmeli. Çünkü inan bana yalakalık yaptığında bu karşındaki veya onun yanındakiler tarafından anlaşılıyor. Ancak güzel sözleri ve iletişimi tabii ki herkes seviyor. Ben de seviyorum. Ama benim başıma çok gelmez, çünkü erkeğim. Hatta iyi ki de erkeğim, çünkü bu sayede yağcıların yanaşma ihtimali çok az oluyor. Yanaşan insanlarsa samimiyetle ve dobra dobra yanaşıyor.

Bana takılıyorsan; çocuk olacan, çılgın olacan, inanan olacan... Sonsuz kombinasyonları benliğine sığdırmış olacan... Yargılanma endişesinden uzak olacan.

Hormonlu yanaşma adamlar gibi kırıtarak, kıçında yırtık don varken, karşısındaki kadına kendini asil bir salon erkeği gibi gösterenlerden olmayacan!

Harbi insan olan, kadın olsun, erkek olsun muzaffer ruhlar; sizi seviyorum! Bir gün tek bir ağaç gibi bütün şekilde masum ama renkli o kutlamada mutlaka buluşacağız!

Sevgilerimle...


Ömer Dalman
ARZ

20.08.2018


25 Ocak 2011 Salı

Karanlık geliyor gümbür gümbür


Doğruyu, hakkı, saflığı tehdit eden, gündüzü karanlığa çeken, emeği çukura düşüren kimse; ben ona karşıyım.

İçimizdeki çocuğu zorla büyüten, onun oyuncaklarını elinden alıp, onu parayla kandıran ve kağıtlara, fonlara bağlayan kimse; ben ona karşıyım.

Emeğin postunu pazara çıkaran, -götürmek için- çalışmayıp, imanıyla iş üreteni istismar eden ve onun sırtından kazanırken bir de onunla dalga geçen kimse; ben ona karşıyım!

Sanat yapanı ‘avare’ ve ‘hayta’ olarak etiketleyen, ama insanların tüketim güdüsü üzerinden mal satıp, deliler gibi kar etmeyi yegane iş sayan fosiller, kalantorlar kimlerse; ben onlara karşıyım.

Yaşadıkça kokuşmuş midesi her zaman dolabilsin ve pis kıçı büyümeye devam edebilsin diye, felsefesi ve hayat görüşüne hiç uymasa da; “Aman kimseyi silme!” mesajını kendine slogan edinen dansözler kimlerse; ben onlara karşıyım!

Kemiksizliği yaşam biçimi edinmiş ve bir de küçüklerine bu hayat görüşünü telkin eden, onları tarzsızlığa, değersizliğe, felsefesiz bir yaşama iten ve bu yolda, her türlü siyasî görüşe bile inançsızca uyum sağlayan kemiksiz, dansöz liboşlar kimlerse; ben onlara karşıyım!

Metroda, otobüste, minibüste eline bir gazete veya kitap alıp, yeni bir şeyler öğrenerek zamanını değerlendirmek yerine; sanki pek üzerine vazifeymiş gibi, karşısında-yanında oturan veya ayakta duran stil sahibi insanların üzerlerine-başlarına, saçlarına, gözlerine davarlar gibi, öküzler gibi denetleyici gözlerle bakan kütükler kimlerse; onların da alayına karşıyım!

Hatta hepsini bir kenara bırakın; yaptığım görüşmelerden ve arkadaşça muhabbetlerden sonra, onların arkalarından, onları gıyaplarında eleştirip, değerlendirmeye alma hatasına zaman zaman düşen kendime bile karşıyım! Çünkü ben çuvaldızı önce kendime batırmaktan yanayım.

Ne oldu bize? Kim yaptı bizi böyle çekilmez?.. Renksiz, tarzsız ve tekdüze olma merakına çekmeyi başardı?

Kim bu altın gibi ülkenin altın insanlarını böylesi birbirine düşürmeyi başardı ve sürüden ayrı düşünüp de aydınlığı görenleri iteledi, kakaladı?..

Ve bunu neden yaptı bize?

Böylesi karşıtlık dolu
sözleri bana ve benim gibilere bu kadar sık zikrettirmeyi gerektiren o suçlular kimler?!

İşine gücüne bakan, üreten, zamanı pozitif yönde yaşayan, barışçıl, yaratıcı, açık, aydın ve takıntısız insanları böylesi gerginleşmeye mecbur kılan, üzerlerine savaş kalkanlarını kuşanmaya iten, varlıklarının karanlığıyla aydınlığımızı yok etmeye çalışan o suçlular kimler?!

Ne istiyorlar bizden?.. Bir türlü bulup, netleştiremiyorum onların amacını.

Sonuçta tek bir ihtimal kalıyor. Evet tek bir ihtimal ve kesinlikle bunun ötesi yok.

Şeytan, yani karanlık, hem bizim ülkede, hem de dünya genelinde aydınlığa karşı son kozlarını oynuyor. Hem de artık en arlanmaz, en utanmaz şekillerde kendini açık ediyor. Kimse farkında değil belki ama, karanlık yakında hepimizin kıçına kadar girecek! Ya hele bir de iyi ile kötüyü ayırt etmezse ne olacak?! Aydını, liboşu, imanlıyı-yalancıyı, hortumcuyu, çalışkanı tek bir torbaya koyup sallarsa ne olacak?!

Bakalım o zaman da herkes kendi rahatına bakabilecek mi?..



ARIZA ADAM
ÖMER