dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2025 Pazartesi

Yaşayan Cesetler

ffELcYu.md.jpg

Dünya kazanı alabildiğine fokur fokur kaynar durumda... Yaşayan Cesetler yüzeye çıkmış, köpürüyor kinle, endişe ile... Kıçları kaynıyor olsa da görmek istemiyorlar. Yukarıdan bakan Özgür Ruhlara uzanmaya çalışıyorlar. Belki biraz da onlardan kopartırız diye... Bilmiyorlar ki; çoktan kaynadılar bile, dönüş yok...

Ayaklarına dolanır olmuş modası geçmiş arzuları, hedefleri, piç olmuş amaçları... Diyemiyorlar ki "Yaşasak ne olacak sanki?"... Yaşayan Ceset olmaya devam etmek için yemeleri, içmeleri, yükselenlere tutunmaları gerekiyor.

Tepeden izliyor Özgür Ruhlar... "Anlatmıştık size defalarca." deme gereği kalmamış. Kaynayan cesetlere bakıp, bakıp, gülümsüyorlar sessiz, emin, sonsuz huzurda...


-------------
Ömer İlhami Dalman
AZRL

20 Mart 2018 Salı

Benimsemedim

Ben bu dünyada
ölümüne sevmeyi gördüm.
O bir tek gülücüğe
Allah Allah deyip
feda etmeyi kendimi
her şeyden vazgeçmeyi gördüm.

Kini, nefreti
satılmayı
ama yine de
affetmeyi gördüm.

Hatasıyla, sevabıyla
kul demeyi gördüm insana
kul demeyi!..

Ben bu dünyada
kanını satanı gördüm.
Aynı anadan doğup da
aileyi satanı gördüm!..

Yedi kat yabancıyı gördüm
sıkıştığımda elini veren...
ve ne akrabalar gördüm
mezara para ile çiçek gönderen
ama zahmet edip gitmeyen!..

Ben bu dünyada
sıcağı, soğuğu gördüm
nice akıl verenler oldu da
ilmimden şaşmadım.
Kor alevlerle dağladım gönlümü
kendimle kavruldum.

Ben bu dünyada
ihanetin en babasını gördüm de
Allah'ıma dayandım
affettim hepsini
sitemimi şiirlerimde hapsettim.

Hepsini boş ver de
ben bu dünyayı
hiç benimsemedim.


Arıza Adam
Ömer Dalman
21.03.2018

6 Eylül 2017 Çarşamba

Yeterince özgür değil

Yeterince açık yüzümle değil
tam kendimle değil
perdeden görünüyorum
çünkü

dünya yeterince özgür değil...

Saygım olduğundan
biraz kırılganlığımdan
çekingenliğimden

perdeden görünüyorum.

Anlar nice dostlar beni
patlayan ışığımla değil
loşlarımla
grilerimle görünüyorum
çünkü

dünya yeterince özgür değil...

Görüşür müyüz belki bir gün
damarlarımda akar mısın sen de
bilmiyorum
biraz kırılganlığımdan
ait olmadığımdan
perdeden görünüyorum
çünkü

dünya yeterince özgür değil...


Arıza Adam
Ömer Dalman
06.09.2017

7 Ocak 2015 Çarşamba

Belki bir sürpriz olur

Entellektüellerde inanç eksik.
İnancı yüceltenlerde merhamet
entellektüellik eksik...

ve hayat görüşü olmayan
öylesine yaşayanlar arada kalmış.

Hiçbirine dokunmayanlarda suskunluk...

Dünya düzenini sağlayamadı
bu mücadelede sınıfta kaldı insanlık.

Bakalım
bakalım çözüm nereden gelecek...
belki bir sürpriz olur!


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

4 Aralık 2010 Cumartesi

Asla bırakmamalıyım

Etrafım kokuşmuş zombilerle, amaçlarını, güvenlerini bedene-paraya bağlamış kadavralarla çevrilmiş olsa da, yarın için onların suyuna gitmekten başka çarem olmasa da; yine de pes etmemeliyim!

Bütün 'gerçek bilgelerin' fişlerini sırayla çekseler de, onların kimliklerini silseler de, onları lekeleseler de, etiketleseler de, hayatı onlara dar etseler de, yılmamalıyım!

Ve bu çaresiz, adaletsiz, adiliyetten uzak dünya bütün doğrucuları, safları, çocuksuları dört bir yandan aşla, işle tehdit ediyor olsa da; bırakmamalıyım!

Onlar yüzünden her akşam içmemeliyim, dumanlara boğulmamalıyım!

Sadece Allah'a yalvarmalıyım ve her akşam gönülden isyanlarla uykuma dalmalıyım!

Onlar, o pis kadavralar yüzünden bu güzel, pırıl pırıl bedeni kurban edercesine keyif vericilere boğulmamalıyım!

Dünyanın bir an önce beklenen nihaî çözüme gitmesi ve hepsinin iplerinin çekilmesi için, hayat enerjilerinin geçersiz kılınması için isyanlarımı, dualarımı yukarı haykırmalıyım! Sadece kendi ucuz hayatım için değil, artık bu güzel insanlığın hayrı için bir şeyler istemeliyim.

Bu yolda ruhlar alemine, meleklere, peygamberlerin kutsal varlıklarına, Orion'lulara, Pleiades'lilere, grilere, robotik varlıklara ve en yüksekte ALLAH'a çağrıda bulunmalıyım!

Her akşam yattığımda, bütün bu yüce silsileye, ellerini çabuk tutmaları için bağırmalıyım! Ağlamalıyım! Merhametlerini doğrudan yana acilen yürürlüğe koymalarını ve bu iğrençliğe bir son vermelerini dilemeliyim!

Asla... Asla bu güzelim çilekeş sahnenin, dünyanın o kadavralara kalmayacağına inanarak, onların zulümlerinden dolayı bezip, masumiyetten ve umuttan ümidimi kesip, kendimi harap etmemeliyim ve bırakmamalıyım! Bu yüzden saldırganlaşıp, günlük hayatımda yanlış tepkilerle ne kendi başımı, ne başkalarının başını belaya sokmamalıyım.

Şeytan tarafından madde ile satın alınmış bu ucuz ruhlar bütün dünyayı sarmışken ve hatta birçoğumuzun aileleri bile bu şeytanî silsileye boyunlarından bağlanmışken; yine de ruhumun renklerini onlar gibi karaya çevirmemeli ve hala bir aydınlık umudu olduğunu düşünmeliyim!

Asla... Asla dünyayı en üstten ele geçirmiş soysuzlar yüzünden ben de kararmamalıyım! Alkole, bezgin muhabbete, dumana düşmemeliyim. Çünkü o zaman benim gibi düşünme gücü olanları da bu konuda uyaramam. Onlara akıldan yana, aydınlıktan yana olan iradeyi ifade edemem.


Bütün aydınlık ruhlara sevgilerimle...

ARIZA ADAM
Ömer


21 Mayıs 2010 Cuma

Fuzuli akıllı çoğulcular

İlerleyen müzik endüstrisinin suni cazibesi sonucunda, pop şarkılarına bin türlü suni efektin, yazılımın ve programlanmış enstrümanın, solistin sesinin seçilebilirliğini ikinci plana atarcasına, acımasızca katılmasıyla şarkıların çok daha güçlü ve güzel olduğuna inanan insanların görmemişcesine gururlanmaları gibi...

Ve daha, eliyle iki düz, bir eğri çizgiyi doğrultamayan bazı mimarların, önlerine tür tür hazır mimari programları yığmalarıyla ortaya koydukları endüstriyel ve kütük bina tasarımlarının 'pek medeni işler' olduklarına inanmaları gibi...

Zavallı ev kadınının görgüsüzce ve övünerek aldığı
kaçak çayı (Genelde İran çayıdır bu da...), tomurcuğu ve normal siyah çayı birarada harmanlayıp, malzemeden kaçmadan demlediği çayın en güzel içimli çay olduğuna inanması aynı fuzuli aklın eseri değil midir?..

Kaldı ki; ne zaman bir misafirlikte bu hazin tablo ile karşılaşsam, kendi evimdeki o alçak gönüllü çayın tadına kere dua etmişimdir! O ne berbat, çaydan kilometrelerce uzaklaşmış, ağzın içini buran, dili pelte eden, mideninse içine eden bir tattır!..


Basitçe dile getirdiğim bu üç iş alanının fuzuli akıllı kahramanlarının sizce de aynı görgüsüzlük, etiketçilik ve kibirin cazibesinde, ellerinde ne varsa aynı tabağa yığma ve sonucunda da ortaya hiçbir alımlığı olmayan, tarzı olmayan hilkat garibesi yemekler koyarcasına, aynı topraklarda yaşanan hayata ince ince kirlilikler kattıkları doğru değil midir?

Malzemeden sakınmayan, sadece gösterişteki bir elibolluğun endişesinde ölçüleri kaçıran, tarzları, anlayışları soysuzca yok eden bu yaklaşım, son yıllarda her yeri nasıl da sardı değil mi?

Peki sizce bu mantıksızca teknolojileşmenin ve materyel, araç bolluğunun altında yatan temel neden ne olabilir?

Sakın bu neden; insanları sadelikten uzaklaştırıp, 'komplike olan'a ilgilerini cezbedip, tüketip-atmaya alıştırıp, böylece sektörleri ve endüstrileri pompalayıp, dünyanın en üstünde kartallar gibi bekleşen bazı çevreleri hep en üstte kalıcı kılma güdüsü olmasın?..

Ve o kartallar dışında geriye kalanların, en basit tanımıyla 'köleler' gibi minimum beklentilerle sürekli çalışmaya güdümlenmelerini sağlamak olmasın?..


Ne dersiniz?..

Ya da siz o kartallardan mısınız, kölelerden mi acaba?

Peki bir ara nokta var mıdır sizce?..



.......................

Ömer Dalman (24.06.2009)
www.antoloji.com/omer_dalman