28 Ağustos 2015 Cuma

Bile bile

Bile bile olmak ne büyük gaflettir
karanlığın tarafında...
Bile bile kandırılmak hele!..
Pis suların yatağında sürünmek
ağzı leş, nefesi leş
bile bile...

Okumuşken, bilmişken her şeyi
sözüm ona ilim sahibi, bilgi sahibi
zulüm ehli'nin cazibesinde
hala bir özentide, cehalette
ne büyük gaflettir
bile bile...


Arıza Adam
Ömer Dalman
28.08.2015

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Hayatlarınızda

Gizlenen gerçeği feryat ettik biz
medyanızın söylemediklerini
geyik geyik sizi güldürmeyeni
hatırlanması gerekeni...

Dinletemedik
önemsetemedik...

Yine aynı geyik
aynı rutin
aynı değersizlik
hayatlarınızda...

Defalarca başa dönmeyin istedik biz
ucu bize de dokunduğundan
bırakmadık hiç
yılmadık

dinletemedik
önemsetemedik...

yine aynı gölgelerde siz
ışıktan uzak
sözüm ona konforla
bir rotasızlık
hayatlarınızda...

Bastığınız temelleri anlattık biz.
Dört bir yana dağıldık da
dinletemedik
önemsetemedik...

Yine aynı hüsran
aynı yetersizlik
niteliksiz arayışlar
hayatlarınızda...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
12.08.2015

31 Temmuz 2015 Cuma

O Ses

Tam olarak tarif edemediğimiz 'üst benliğimizin' başımızın ötesinde, uzaklardan seslenen sesini tam olarak kendi mevcudiyetimiz sınırları içinde, 'şu anki sesimiz olarak' duymaya başladığımız an bu ruhumuzun bireysel zaferi olur.

O an elde edeceğimiz şey sadece ses değil; onunla birlikte bir paket halinde, sonsuz ışığın kendisi, sonsuz şifa, sonsuz bilme hali ve kozmik bilinç, hepsi birarada olur.


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
31.07.2015

21 Temmuz 2015 Salı

Senin elinde değil



Dışarıdaydım bütün gün
hiç sevmem...
Kaybetmiş bir dünyanın elektrik yükü
asfaltlara akan saf enerjim fedakar...
sanmayın dünya için
sadece karım ve kızım var...

Döndüm evime sonra
enerjim bitmeye yakın.
ama yalnız değilim
anında bir sarhoşluk, kayıp bir zaman...
buradayım ama
ne oluyor öyle yukarılarımda?..
hem de benden habersiz
ne yapıyorlar bana?..

Anladım keyfimden
dinlenme yardımı yine tepeden
istemesem de getiriyorlar kendime
duyularım kapalı...

Anlaşma varsa arada
merak etme
kalmayacaksın yarı yolda
bu pis dünyada
pis sokaklarda
piç olmayacaksın hiç uğruna!
sadece güven
rahat ol
ve keyfini çıkar...

Bil ki
herşey senin elinde değil...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman 21.07.2015

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Tatilci

Sanki insanların denize, güneşe hıncı var gibi... 'Parasını verdik! Plajdaki kumların her bir tanesine çatır çatır basmam lazım! Verilen içkilerin ve yiyeceklerin hepsini sonuna kadar tüketmem lazım!' edasıyla tatile adeta ölesiye saldırıyorlar. Bunu hep yapıyoruz hepimiz...

Ben bu yüzden; en havalı tatil köyünde de olsam, tatillerin gündüzlerini bir miktar odaya kaçarak geçiriyorum. O otomatik 'önüne ne gelirse ye, bitir, tüket' güdüsü bana biraz suni geliyor. Zaten saatlerce havuzun kenarında veya plajda, güneş altında yatarak, cozurdamaktan oldum olası hiç hoşlanmam ve büyük baskı altında hissederim kendimi. Yoğun aktivitenin, eğlencenin, su içindeki rahatlamaların kesintisiz devam ettiği bu ortamlarda benim ruhum acı çekerek yorulur. Çünkü ben, nerede olursam olayım; belli bir oranda kendimi de dinleyerek, sükunet içinde olunca kendimi iyi hissediyorum. En kalabalık aktivite ortamlarında bile zamanın bir bölümü bizzat bana ait olmalı.

Ben bunları düşünürken; kafamın içindeki başka bir yerden bir ses geldi kulağıma:

Tatilci:

- Param var kendime göre... Bazı zenginler gibi bir adam yok, 4 tane villam yok, arazim yok, ama ben de kendi param kadar doğayı, güneşi satın alırım! Hiç olmazsa 4-5 gün parasını öder; dibine kadar o şeyleri ben de tüketirim!


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
18.07.2015

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Geyik Muhabbeti

Zaman zaman kimsenin cesaret edip de sergileyemeceği kadar garip ve komik şeyler çektim ve yayınladım. Hani genelde 'saçma-sapan, anlamsız, cıvık' denilen türden şeyler...

Evet... Anlamsız ve o anki duygularla yapılan eylemler diye bir şey de vardır. Bu; o eylemi yapanı o an rahatlatır ve paylaşıldığında da, kimi onu izleyince rahatlar, kimi sinirlenir ve "Bu ne yaaa?! Manyak mıdır nedir?!" der ve geçer gider.

Bir de; yaşamımızın içinde, sokakta veya iş yerlerimizde çok sık rastladığımız, hatta günümüzün nedense büyük bir bölümünü dolduran 'geyik muhabbeti' denen bir şey vardır. Kendim genelde, gerçekten biraz toplum dışı düşüncede ve ruhta olduğumdan; oldum olası herkesin saatlerini dakikalarını umarsızca öldüren bu eyleme hiçbir zaman ısınamadım.

Bilirsiniz... İstesek de, istemesek de; hepimiz bunun içindeyiz.

Dört-beş kişi, bir arkadaş veya iş ortamındadır veya sabah iş yerine gelen insanlar, henüz ilk kahvelerini alırlarken birbirleriyle mutfakta karşılaşırlar ve işte o an 'geyik muhabbeti' bütün maskeleri ve yüz boyalarıyla devreye girer! Sanki o dakikalarda; görünmeyen bir noktadan, herkesin varlığını bildiği bir kamera çekim yapmaktadır!? Ses tonları değişir, duruşlar daha bir artistik olur ve en çok dikkat çeken detay ise; nedense muhabbete katılan herkesin, ayak üstü de olsa illa ki espirili cümleler kurmasıdır!.. Sanki herkes ortaya çıkacak o kısa filmde görevini hakkıyla yerine getirecek!? Aslında oradaki kişilerin bir önceki gün veya hatta o an içlerinden ne düşündükleri, ne olaylar yaşadıkları ve ne sonuçlara vardıkları tamamen göz ardı edilmiş durumdadır.

Sadece o dakikada; orada, o çekim sırasında herkes ortaya esprisini kusmanın, ortama katkıda bulunmanın ve sonra da yönetmenden iyi not almanın peşindedir! Halbuki; onca dakika ve bazen onca saat, hiç içi doldurulmamış iyi laflar ve esprilerle, özel ayarlanmış ses tonlarıyla, çekim bittikten sonra aynen çöpe gidecektir!

İşte size; günlük yaşamımızdaki duruşumuzla, kendimizle kaldığımızdaki o sessizlik halindeki duruşumuz arasındaki anlamsız kopukluk!.. Dışarıda ürettiğimiz sözlerin, tavırların, rollerin haddi hesabı yok; ama sonra evimizde yalnız kaldığımızda ise kendimize hayata dair söylediğimiz hiçbir şey yok. Tabii ben kendimi ve bazı insanları bu olgunun dışında tutuyorum bunları söylerken.

Geyik muhabbeti hayatımızda bizim bütün anlarımıza hakim olmamalı. Kendi içselliğimizde temellenmiş ve yükselmiş özgün binamızın sadece 'ara-dinlenme' ve mola verme katları olmalı... Aksi taktirde; dışarıdan bakılınca endamlı ve gösterişli olan o binaların içine girildiğinde, bütün katlarının tamamen düzmece, hiçbir anlam taşımayan dekorasyon öğeleriyle doldurulmuş olmasından başka bir manzara kalmaz ortada.


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
16.07.2015

14 Temmuz 2015 Salı

İyiyim

Düşünüyorum
izliyorum
iyi tarafından bakıyorum
zehirden şifa alıyorum
şifaya şifa katıyorum
o zaman iyiyim...

İyi çekilmiş bir fotoğraf
bina derbeder, yıkık
yıllanmış ama
iyi duruyor kadrajda.

görüyorum...
neye baktığın değil
nasıl gördüğün önemli
ve nasıl anlattığın hatta...

Sağolsun fotoğrafı çeken insan
zehrime şifa
cehennemime cennet
sağolsun iyi anlatan...

Bazen böyle yapıyorum
ne kadar çekilmez de olsa dünya
meydan okumak çoğu kez
eline silahı almasan da...

Sadece kendi içinde
sadece hayallerinle
sadece niyetinle çevirmek
cehennemi cennetine...

Düşünüyorum
izliyorum
iyi tarafından bakıyorum.
O zaman iyiyim...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman
15.07.2015