27 Temmuz 2016 Çarşamba

Sevgili'ye

Ben şimdi sana 50 tane şiir yazarım; kendinden bile terse çeviririm seni de, müdahale etmek yakışmaz bize...

Sessiz kalıp beklemektir bazen bilgelik. Sakin olursa hava sonra; beraber süzülürüz hiçbir şey olmamış gibi. Belki kopar fırtınalar; gemilerimizin yelkenleri yırtılır, ikimiz de batarız.


Ömer Dalman
ARZ

Tanıdıklar ve Sonradan Kazanılanlar

İnsanı geçmişinden tanıyanların bazıları onun olaylarında onu izlerler ve ortaya bir aksiyon çıkmasını beklerler. Sonunda ya sırıtacaklardır kıs kıs, ya da samimice fikirlerini belli edeceklerdir.

Ancak insanı; oluşmuş haliyle sonradan tanıyanlar, onun gerçek halini dürüstçe değerlendirenlerdir.


Ömer Dalman
ARZ

Sevgili'ye

Dedim ki son olarak ona: Sen bana dünyayı öğret; ben sana sonsuz gerçekleri ve orada solumayı... Ama ben dünyayı küçümsemeyeceğim, sen de alemleri... 

Belki de giriştiğim bu şey; dünya ile kozmozun bir anlaşması...


Ömer Dalman
ARZ

15 Haziran 2016 Çarşamba

Detaylarınız ölüyor

Arabanızı kullanırken sinyal vermemeye kendinizi alıştırmayın!

Tersine; etrafınızda başka bir taşıt yokken bile, kendinize ve çevrenize saygıdan o sinyali yine de verin!

Sosyal platfotmlardaki paylaşımlarınızda, yazdığınız e-postalarda veya herhangi bir yazıda lütfen noktalı virgülü ve diğer noktalama işaretlerini kullanmaya özen gösterin!

Gün içinde karşınıza çıkan insanlara "merhaba" derken onun gözlerinin içine bakın bir süre ve samimiyetinizi hem ona, hem kendinize hissettirin!

Yükselen teknoloji ve tüketim şartlarının, bilerek hızlandırılmış hayatınızın kurbanı olmayın!

Gittikçe sizi orijinal yapan detaylarınızdan koparıldığınızı görmüyor musunuz?..

Özelliksiz, özensiz, dümdüz bireyler olmaya başladığınızı görmüyor musunuz?

Duyguları, jestleri, davranışları hızlı çekim geçen ve güya kendi için hayırlı olan yoluna, amacına devam eden bireyler... Kutsal günlerde ve bayramlarda bütün tanıdıklarına cep telefonundan aynı kutlama mesajlarını hızlı çekim atan ve 'gereğini yaptığını' düşünen yüzeysel bireyler...

Son durumda ne kadar samimiyetsizleştiğinizi görüyor musunuz?..

Arabanızdayken artık sinyal vermeyi gereksiz gördüğünüzde beyninizdeki bir fonksiyon azar azar varlığını yitiriyor. Refleksleriniz, karşınızdakini önemseme ve hatta hayatınızı önemseme yetileriniz ölüyor! Noktalama işaretlerini kullanmadan hızlı yazılarla işinizi halletmeye alıştığınızda da inanın ki; beyninizde bazı detay fonksiyonlar yavaş yavaş ölüyor!

Sizin ruhunuz aslında çok geniş ve komplike bir yapıdır! Hızlı çekim yaşamın bitirici öğeleri yavaş yavaş sizleri ruhunuzdan koparıyor ve sadece sistemin birer robotu haline geliyorsunuz. Zaten çoğunuz geldiniz bile!.. Burada  çok şey başardığınızın ilüzyonunda, aslında üç günlük ömrünüzün beklentileri yüzünden koskoca bir sonsuzluğun, dünya ötesindeki yaşamınızın sınırlarını daraltıyorsunuz!

Oraya geçince bomboş ve çıplak kalmamak için lütfen detaylara önem vermeye devam edin!


Arz
Ömer Dalman

19 Mayıs 2016 Perşembe

Kötü Mirasa yenik düşmek

Bir insan çocukken şans eseri negatif ağırlıklı bir ortamda yetişmişse ve yanlış değer yargıları ile yaşını almışsa, tabii ki bütün sorumluk kendine ait değildir. Ebeveynlerinin tutumu da bu sonuçta büyük rol oynamıştır çünkü.

Ancak kişi erişkin olduğunda; artık kendi iç hesaplaşmalarıyla başa çıkıp, bir nötrlenme ve adil olma sınavıyla da başbaşa kalacaktır. Geçmişinde içinde bulunduğu negatif ortamın bireylerinin sürekli hatalı yönlerini telafuz etmeye başladığında, yavaş yavaş çuvaldızı kendine de batırmalıdır. "Aynı hataları ben de tekrar ediyor muyum, yoksa geçmişimin üzerime oturttuğu isten sıyrılıp, doğru tavırları aldım mı?" sorusunun cevabını adiliyetle vermeye çalışmalıdır.

Eğer kendisi de geçmişindeki aile bireyleri gibi, bütün olaylarda kendini haklı bulup, etrafındaki herkesi her olayda hatalı buluyorsa; bu işte bir yanlış var demektir. Kendi geçmişini oluşturan bireyleri 'en büyük hatalılar' olarak telafuz edip, bir yandan da kendi yeni çevresindeki bireyleri de tıpkı kendi geçmişindeki bireylerin yaptığı gibi yerden yere vuruyorsa, kendini her durumda haklı, fedakar, iyilik temsilcisi olarak görüyorsa, kendi geçmişini sorumlu tuttuğu ebeveynlerinin yürüdüğü yoldan bir adım bile ileri gidememiş demektir. Çünkü hataya düşmek, yanlış yolu seçmek de bir ilüzyona yenik düşmüş olmaktır.

Geçmişinden miras aldığı ve güya bunun karşısında olduğunu söylediği ilüzyonun başlıca öğeleri ise şunlardır:

Her zaman haklı olduğunu düşünmek, herkesin arkasından onları her durumda sürekli yermek ve asla özür dilemeyi deneyimlemeyip,sürekli herkesten bir vefa borcu olarak kendinden özür dilemesini beklemek... Tabii hatalı bir kişiliğe karşı da asla yakın çevresindeki çoğunluktan bu mantık dışı dönüş olmayacağından; kişi, bulunduğu yanlış yolda adım adım hızla ilerleyecek ve sürekli herkese karşı içinde bir kin ve düşmanlık büyütecektir.

Böyle bir ruh içinde olmak; gerek bu dünyada, gerek beklenen sonsuz hayatta acılara sebep olacaktır. Çünkü bu duyguların ondaki tek nötrlenme yolu; yine kendi içindeki kibirden ve kinden kendi çabalarıyla temizlenmektir.

Ancak herhangi bir alçak gönüllülüğün, özür dileme meziyetinin, hatalı olabilmeyi düşünme gücünün olmadığı bir ruhun sınırları içinde bu kurtuluş da çok zordur.

Özür dilemenin ve merhametin gücü...

Bizi her zaman temizler ve mutlu kılar.


Ömer Dalman
ARZ