9 Kasım 2010 Salı

İyi ki doğdun Arıza Adam

Yemişim böyle doğum gününü!

Hayat dört bir yandan, hatta o da yetmez, hem alttan-hem üstten, ishal ve kusmuk misali üzerime üzerime çökmüşken, davullu zurnalı, zenneli-dansözlü, cariyeli kutlansa da doğum günüm saraylarda; ne farkeder?

Hayatla sorunum olmasa “Arıza Adam” olur muydum efendim ben?.. Hayatın da benle sorununun olması bu durumda gayet normal değil mi?.. Ona da çok kızmamam lazım. Buradan hareketle aslında bir çeşit şükür eylemine doğru da akabilirim; belki o zaman sevap bile kazanırım kim bilir?!

Hayat madem benim “Arıza Adam” olarak internette, genç kitlenin önünde boy göstermemi sağladı ve beni birçoğunun da sevmesini sağladı, e o zaman şimdi artık hayat beni madden ve manen çeşitli öğeleriyle batırsa da, ağzıma-yüzüme etse de, paçavraya çevirse de, benim her durumda bir çeşit şükür halinde olmam da gerekiyor!

Sözümona en mutlu olmam gereken, hani temelde pek mutlu olmasam da bir bahane ile –mutluymuş gibi- görünmem gereken “doğum günüm”de dokuz ayın çarşambası beni bulmuş olsa da, karı dırdırı tepemde tavan yapmış olsa da, kart borçları, iş borçları ve alamadığım alacaklar yüreğimi hepten dar etse de, “Arızalık Madalyam”ın hakkını verme adına ben yine de şükredip, gülmeye-güldürmeye devam etmeye alıştım bile şimdiden!!!

Hayatta şu an bulunduğum noktada, “Arıza Adam” olmama rağmen, konum ve maddi anlamda avradın beklentilerini henüz karşılayamamış olmamın (Aslında kendi beklentilerim de bunlar) o cehennemî birikintisi nasıl olur da, bekleyip, bekleyip, bir aylık sessizliğini yine tam da doğum günümde bozdu hala inanamıyorum!

Lan bırakın da bari sözümona mutluluk tablosu çizmem gereken doğum günümde ucundan azıcık mutluluğu yaşayayım. Ama ne mümkün!? Evliysen; öyle kendi istediğin zamanlarda ha deyince mutlu olmaya da hakkın yoktur. Adamı kevgire çevirirler! Anasından emdiği sütü bir günde burnundan, ağzından, hatta makatından getirirler vallahi!

Özel anlaşma mı yaptınız lan hep birlikte sırtıma kızgın maşalarla binmek için benim avradla!?

* * *

İşte benim bu yılki doğum günüm, 8 kasım 2010 tarihinde ruhumun içinde yangınlar eşliğinde böyle kutlandı!..

Arızalık bende… Delice, ayarsız videolar, binbir surat bende… Hatta nereden geldiği belirsiz, birbirinden leziz, ‘hediye ince naylon çoraplar’ da ben de… Yetmedi mi?! Onca hediye edilmiş G-stringler kargo-kargo kapımda… Ama gel gör ki; doğum günümde cehennem de bende!

Kardeşim; istersen kral ol… Hiç farketmez…

Biraz dırdır, biraz geçim sıkıntısı, kredi kartları, biraz rezalete yan bakan ülke gündemi, hayat şartları, çamurlu yollar; al işte sana mevkii, sıfat ve yetenek farkı gözetmeyen adil cehennem!

Yine şükrediyorum ve diyorum ki; Ben Allah'ın sevgili kuluyum.


ARIZA ADAM
Ömer

-----------------------------

Lütfen sayfama katılın!
http://www.facebook.com/ariza2010

Videolarımın linkleri
http://video.mynet.com/arizalarmeclisi
http://www.dailymotion.com/arizaadam
http://www.youtube.com/6600066
http://www.youtube.com/mrarizaadam

4 Kasım 2010 Perşembe

Youtube; aç-kapa musluğu!

Youtube'un ülkemizde iki gün boyunca erişim yasağının kalkması ile ülkemizin gençleri arasında adeta bayram ilan edilmişti. Hatta ben de 'sonsuza dek genç kalmak üzere gençlik iksiri içmiş ARIZA ADAM' olarak, onlarla birlikte aynı bayramın coşkusunu yaşadım o iki gün. Bir adet daha ARIZA ADAM kanalı açtım youtube'da ve arka planına en iğrenç, depresif bakışlı bir fotoğrafımı döşedim. Yeni videolarımı da oraya hemen eklemeye giriştim.

Ama gel gör ki; internet kanun lugatı yine tersten okundu ve internetin en yaygın video platformunda yaşanmış olan iki günlük bu özgürlük rüzgarından sonra bugün yine siteye erişimin kapatıldığı haberini aldık!?

Bu seferki sebep başkaymış efendim! Baykal'ın aksiyon sahnelerinin bu siteye sızmış olmasıyla birlikte Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi youtube'a girişi engelleme kararı almış.
Buyrun bur'dan yakın!.. Ya da hiç yakmayın da; mum "süs" olarak yatağınızın yanında durmaya devam etsin. Sadece yatmadan önce bir kere muma bakıp, duanızı edin ve uykuya dalın!

Bol bol rüya görün. Rüyanızda yemyeşil çimenlerde ve güneş ışığı altında özgürce(!) koşun. Ama sakın ola o mumu yakmayın! Lakin mumun fonksiyonu; onun karanlık gecelerinizi aydınlatması değil, süs olarak evinizin dekorasyonunu tamamlamasıdır!

E biz şimdi o kadar çok sevinmiştik ki 'Youtube yeniden açıldı' diye... Ve bu güzel tat öyle bir kursağımızda kaldı ki bu yeniden yasaklanma olayı ile ; vallahi ne yapacağımızı şaşırdık be kardeşim?!

Yani bugün bir siyaset büyüğümüz olan Baykal'dan dolayı kapattık; canı sağolsun! Eh yarın belki yine açarız siteyi erişime. Nedir ki?.. Açarsın, kaparsın, açarsın, kaparsın. Taharet musluğu mübarek! Ama bu sefer de belki 'hatun bir siyasî büyüğümüzün' g-stringli görüntüleri düşer internete ve yine kapatıveririz o güzelim paylaşım platformunu erişime!? Olur mu, olur yani!

Tamam, anladık kişisel haklara ne kadar saygılı olduğumuzu da; yarın-öbürgün benim, yani ARIZA ADAM'ın bir bayanın ayaklarını ve naylonlarını elle, suyla ve kremle bakıma(!) aldığı korsan çekimleri, kendi iradesi ve onayı dışında
internete düşse; ben de bir Türk Vatandaşı olarak dava açsam, suç duyurusunda bulunsam, youtube'a erişim benim onurum adına da kapatılacak mı?..

Bu ülkede yaşayan her görevden, her mevkiden insanın haklarının eşit olduğunu biliyorum?..

Bakkal Hasan Efendi, tam da mart ayı gelip, hormon krizine girdiğinde; o büyük buzdolabının arkasında bir acele, bir bayanla çok önemli ve yakın iş görüşmesi halindeyken görüntülense ve internete sızsa, kendisinin kişisel haklarına tecavüzden dolayı da kapatabilecek miyiz youtube'u?..

Kasap Memet Efendi de insan sonuçta?.. Adam dellenmiş bir kere ve yan şubesi olarak değerlendirdiği sevgilisi Ayşen'i arka soğuk depoya bir güzel kapatıp, orada asılı etlerin kanlı ve lop lop, romantik manzarasına karşı onun kaba etlerini kantara koysa ve 'kaç kiloymuş' diye el yordamıyla araştırmalara dalsa, ertesi gün de onun bu görüntüleri internete sızsa; kendisinin de kişisel hakları için youtube kapatılabilecek mi yeniden?

E o zaman hiç açmayalım en iyisi biz bir daha bu siteyi erişime, çünkü bizim toplumumuzdaki her insanın da gözlerden uzakta bir dünyası elbette vardır veya bunun olması hakkı hepsinde vardır ve bu gerçekler eninde-sonunda gün ışığına çıkacaktır.

Peki, acaba bizde "youtube" deyince akla artık sadece onun-bunun yatak odası mı geliyor? Çünkü en genel ve kolay kapatma sebebi bu olabilir iyice bir olay üzerine düşününce. Yani sonuçta her erkek ve her kadın sevişiyor hayatının bazı zamanlarında, değil mi?!

Şöyle bir önerim var o zaman:

"Youtube" isimli, dünyanın en büyük video paylaşım sitesi, bizlerin yatakodası sırlarımızı uluorta açık etme riski içerdiğinden, yani kirli çamaşırlarımızı ortaya dökme riski içerdiğinden, diğer hangi konularda insanlığa yararı olursa olsun, yine de bir daha girilmemek üzere, kapatılmıştır!


ARIZA ADAM
Ömer

---------------------------