29 Mayıs 2014 Perşembe

Hastasıyım

Limon kolonyasının hastasıyım
zambak kolonyasının hastasıyım
dururlar devamlı masamda
iş arasında
gün ortasında
geldikçe aklıma dökünürüm kelime
yüzüme
ellerime...

Parfümün de taklidini alırım!
hiç çekinmem söylerim
yerse!..
Ne verecem lan orijinaline bilmem kaç lira?!
Yürü git amk!..

Arabeskin de hastasıyım
türkülerin de
sanat müziğinin de
türkçe rapin
bazen rock-metalin
death metalin
hele bir de ambientin!..

Hepsini karıştırırım sevdiklerimin
kendi tadımı çıkartırım ortaya karışık
yaşarım lan ben hayatı etiketlerden uzak!

Ne oldu?
Tarzın mı sarsıldı?!
Havan mı eksildi?!

Umrumda değilsin lan
seni markacı!!!

Çirkin suratlı seksi ayaklı kadının da
memesi küçük, kalçası geniş kadının da
huzur veren her simanın da
heyecanlandıran herşeyin beni
hastasıyım lan!

Var mı bir itirazın?..


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Sanatçının değeri ne kadar? Kime göre?..

Sanatçılara sponsor olan bazı görgüsüz iş adamlarının hiç sevmediğim bir tavırları vardır. Dikkat edin eğitim-öğretim görmemiş, görgüsü olmayan, sonradan para babası olmuş çoğu iş adamında vardır bu trip...

Denk gelirsiniz, bir yerde, bir yemekte sohbetlersiniz. Adam 'dünyaları ben yarattım' havalarındadır ve bir kaç sanatçının da sponsoru olmuştur belki veya sözde gücünden dolayı çoğuna ulaşabilecek imkandadır.

Laf gelir ve "Feşmekan sanatçı"dan bahsedersiniz. "Yaa ona bayılıyorum, o ne ses abi!?" dersiniz en doğal şekilde.

Karşınızdaki de derebeyi kralı ya; hemen atlar lafa ve der ki:

- Ohooo daha ben onunla geçen hafta onunla bir akşam yemeğinde görüştüm. Bizim masaya ne ilgi ne ilgi! Hem onun "feşmekan otelde", "feşmekan restoranda" da ben aracı oldum çıkmasına. Kolay o yaaaa! Sen söyle bir gün çağıralım bir yerde beraber yemek yeriz. Kolay o yaaa...

Bu arada kendisinin bahsettiği sanatçı yıllardır kimsenin yere göğe koyamadığı, çok düzeyli ve bilgi dolu insanların biridir örneğin, ama onun için fark etmez! Güç var ya onda!.. İnsanın bir an; "Abi bana o zaman haftaya oradan bir kilo Gülben Ergen, yanında da yarım kilo Murat Boz sarıp kargolatsana." diyesi geliyor!

Sanatın ve sanatçılarımızın böyle görgüsüzce gücü elinde bulunduran bazıları tarafından bu kadar basit bir mal veya ürün gibi ele alınması ne kadar iğrendirici!..


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

23 Mayıs 2014 Cuma

Kodamanları kutlarım

Dün Soma'daki madenin boku çıktı. Meğer ne prosedürler, ne emniyet tedbirleri olması gerektiği standartlarda değilmiş. Üçyüz yedi adet vatandaşımızı bir hiç uğruna, daha doğrusu kodamanların çıkarları uğruna sonsuza uğurladık.

Bugün Okmeyda'nında iki vatandaşımız hayatını kaybetti. Daha önceki aylarda olan rezaletleri tekrar tekrar saymamıza gerek yok. Kısacası ülkenin her anlamda boku çıktı. Hala da birileri sanki büyük başarı ve refahın mimarlarıymış gibi, vatandaşımız hayatından çok memnunmuş gibi nağralar atıyorlar!

Gezi Direnişi ile başlayan, demokrasi ve hak arama mücadelesinin halk düzeyinde hayat bulmasından bu yana hemen hemen her ay başka bir rezalet ülke gündemine düşüyor ve yine kodamanlar daha da büyük bir pişkinlikle, hiçbir şeyi üstlenmeyerek, halkı kitlelere bölmeye ve kışkırtmaya devam ediyorlar.

Halkın içinde büyümüş olan isyan hali ve aldatılma gerçeği artık dışa doğru patlamalar yapmaya başladı. Artık bu oluşum kanımca kitleler arası bir siyasi hareketi aşarak, genel bir halk isyanına dönüştü. Ortalık bu kadar depresif ve şiddet içine çekilirken de, doğal olarak araya çeşitli marjinal gruplar karışmaya başladı. Ama kim ne derse desin; artık ortaya toplumsal şiddet ve kaos hakim olmaya başladı ki; korkulacak nokta da buydu. Çünkü insanların her fırsatta provoke olarak, olaylar çıkmasına uygun bir ortam yaratıldı. Kodamanların ülkeye saldıkları nefret dolu nefesleri bu ortamın besin kaynağı oldu ve artık PKK'lısı da, TKB'lisi de, İşçi Partilisi de, CHP'li veya MHP'lisi de 'bütünde olana' karşı durmaya başladı.

Kaos bu kadar beslenip, büyütüldükten sonra, bir noktada artık çıkan olaylarda 'kim nereli, kim neci' diye ayırım yapamazsınız. Karşı çıkan o kadar insan var ki; denizdeki kum tanelerini cımbızla ayıklayıp seçemezsiniz! Denizi en baştan bu kadar bile bile kirletmeyecektiniz! En baştan ülkedeki nefreti, şiddeti ve ayrımcılığı bu kadar beslemeyecektiniz.

Bugün Okmeydanı'ndaki cenaze arabası bile TOMA suyu yedi! İnsanların yakarmalarının arasına polise karşı duyulan nefret de eklendi ve polise molotof kokteyleri atıldı. Polis de düpe düz silahına davrandı!.. Alenen vatandaşla polisin savaşı başladı artık ülke çapında ve onların aralarındaki bu amansız çatışma ruhu her geçen gün ortaya çıkacak yeni rezaletlerle birlikte engelenemez boyutlarda büyüyecek.

Artık kanımca engellenmesi pek de mümkün olmayan bir kimyasal tepkime başlatıldı ve ülkeyi her anlamda kemirip bitiren bu tepkime, ülkeyi yönetenler, halkına karşı yumuşamadığı taktirde katlanarak devam edecektir.

Kendi vatandaşıyla ulu orta savaşır hale getirilmiş polisten başka dayanağı kalmayan kodamanları bu başarılarından dolayı kutlarım!!!


ARIZA ADAM

Demokrasidir ülkeme

İhmal ihmal üstüne
ölen ölene
herkes düşer birbirine de
ağıtlara izin verilmez ülkemde.

Vergiler, faturalar ezmiş
hayatları iki lokmaya bağlanmış
vatandaş umutsuz kalmış da
vampirler kan peşinde ülkemde.

Asil kanımızla sulanmış
vatanım karış karış satılmış
bir de üstüne tokatlanmış
halkımın büyük ahı var ülkemde.

Yüzsüzler şımarıp coşsa da
hakkın yerini haram alsa da
birileri padişah peşinde koşsa da
Ata'mın emaneti demokrasidir ülkeme!


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

20 Mayıs 2014 Salı

Çok da şeyimde


Gizli gözler varmış üzerimde
şaşırırlarmış yazdıklarıma, çizdiklerime
çilelerime layık görürlermiş
dedi bizimki...

dedim ki
çok da şeyimde
denizde kum gözler
devede kulak duyumlar
ve o senin küçük dünyan...

Gönülden gönüle akarken ben
dipte kendini tarttığın kumlar.
aklım hep yukarıda, farklı huzurlarda...
yalnız kul olsam da
çağlayanlar, vadiler, çöller
altımda...

Gizli gözler varmış üzerimde
şaşırırlarmış dile getirdiklerime...
bakmazlarmış nedenine
onlara göre ben paso yerin dibinde
çok da şeyimde!..

Algıların varamadığı o yerde ben
alemlerle kucak kucağa
aşkın sarhoşluğunda
nice şölenlerle bezenmiş gönlüm
eski benden çok uzakta...

Yorumlamışlar ha beni kuş beyinleriyle?
Çok da şeyimde!..


ARIZA ADAM
Ömer Dalman



19 MAYIS KUTLU OLSUN!


19 MAYIS KUTLU OLSUN! paylaşan: arizaadamturkey

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Yalnızlık var

Sevenim var
sevdiğim var
oldum olası bir tane sağolsun
ailem de var

bir de kocaman
YALNIZLIK var...

Sığdıramadığım varlığıma
param parça patlatan
evrene toz yapan beni
hayallerim var

kocaman bir teslimiyetim
ve ALLAH'ım var...

Genişlettikçe alemimi
geçmeden önce makamıma
beni yakan, kavuran
benden büyük ÇİLELERİM var...

Büyüttükçe özlemimi O'na
saydıkça günlerimi
sevindikçe çocuklar gibi
daha da çok buraya demirleyen beni
DAYANILMAZ'lıklarım var.

ama iyi ki o YALNIZLIK
hep var...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

16 Mayıs 2014 Cuma

Anladım

Annemin evinde çokmuş değerim ama
senin elinde üç kuruşmuş, anladım.
Şu çocuk kalbim güçlü sanırdım ama
hiddetine öküz kalbi bile dayanmazmış
anladım...

Güzellikler yaratmak için sanırdım ömür
meğer seninle tüketmek içinmiş
kederleri ekleye ekleye üst üste
kendimden vazgeçmek içinmiş
anladım...

Tek yastıkta gülen iki çift göz
gönül yelleri sıcaklığı
el ele yürünür sanırdım bu yolu ama
her seferinde tökezleyip, düşüp
kalktıkça ayağa yumruğu vurmakmış
anladım...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

15 Mayıs 2014 Perşembe

Son demlerinde

Hastayım iki gündür
ateşler içinde terledim
alnıma sirkeli bezler
ağrı kesiciler
bir diz ağrısı...

Azarlanarak uyandırıldım sabahında
neden işe gitmiyorum diye!?

Beden zaten yorgun
mücadelede
bir de moral sıfırlandı üstüne.
ve herşeye rağmen yine
oturdum çalıştım eşekler gibi...

Akşamında yine
sorulmadı hatrım.
gönlüm kırık
kalbim bezgin
varlığım son demlerinde...


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

6 Mayıs 2014 Salı

Güzel olmaz mı?

Hep çalışmak
hayatın çarkına kapılmak
harala gürele yaşamak mı hayat?

Biraz muhabbet arada
yaratıldığını hatırlamak
hatırlatmak
mola vermek akışa
güzel olmaz mı?..

Hep yolda sokakta cebelleşmek
amaçların peşinde koşmak
aynaya bakmadan acımasız
sağlam durmak mı hayat?

Bir çift göze öylesine bakmak
pencereden alemlere açılmak
'nereye gidiyoruz' demek
kendini bilmek
güzel olmaz mı?..

Kaybolmuşçasına zamanda
neden direndiğini bilmeden tutunmak
yoldaşını da sürüklemek mi karanlığa hayat?

Biraz akıl
biraz gönül
biraz eritmek kendini Yaratan'da
güzel olmaz mı?..


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Çekilmiyor kardeşim

Fetişistin bakışı

Farkında mısın?

Büyük Gaflet

Çekilmiyor kardeşim

Çalışıyoruz
yapıyoruz işimizi
içiyoruz çayımızı, kahvemizi
akşam kırmızımızı
tütünüm çeşitli, dumanım afili ama
yok ki tadım be kardeşim...

Çekiyoruz videomuzu
anlatıyoruz kafamızdakini binlere
şairlik, yazarlık desen o da öyle ama
biri var ki; dinlemiyor be kardeşim.

Orman yangını kimine fikirlerim
çağlaya çağlaya dinmez
doyulmaz tadıma
kana kana içerler de vazgeçemezler ama
biri var ki; bir bardak bile içmiyor be kardeşim.

Anılmak güzel
acılara deva
muhabbete tellal olmak güzel ama
biri var ki; hiç muhabbete gelmiyor be kardeşim.

Anladı ki Arıza Adam ün güzel, para güzel
zevkine yaşamak bir o kadar ama
görmezse ruh o bir çift gözden sevgili bir bakış
bu hayat yine de çekilmiyor be kardeşim.


ARIZA ADAM
Ömer Dalman

4 Mayıs 2014 Pazar

Ressamımız Erol Deneç'le bir anım


Henüz İstanbul'a taşınmamıştık. İzmir Konak Belediyesi'nde planlama müdürlüğünde çalıştığım günlerimdeydim. Spritüel camia ile iç içe yaşadığım zamanlardı. Kendim de düzenli meditasyon yapan ve mistik bilgileri inceleyen biriydim. Bu konunun İzmir'deki öne çıkan isimleriyle çok sık görüşürdüm. Sürrealist desen çizimlerimle de uğraşmaktaydım o zamanda.

Birileri vesile oldu ve Erol Deneç isimli sürrealist ressam ile tanışma şansına kavuştum. Kendisi gerek felsefesiyle, gerek inancıyla, gerek ressamlığıyla benle çok örtüşen bir büyüğümdü. Hatırladığım kadarıyla onunla ilk kez Vakko Alsancak'daki sergisi esnasında tanışıp, bir saatten fazla sohbetlemiştik. Daha sonra aramızda küçük bir gönül bağı oluşmuştu ve o kendi evi Üsküdar'a döndükten sonra da, ben İstanbul'a ablamlara bir ziyaret düzenleyerek, onun Üsküdar'daki güzel manzara bahçeli evinde de kendisiyle uzun sohbetler yapmıştım.

Büyüleyici tavrı, sözleri ve kalemini-fırçasını kullanışı, bu kısa süreli paylaşımlarımıza rağmen benliğimden hiç silinmemiştir.

Birgün sergide elinde kurşun kalemiyle yeni bir desen karalıyordu. Önünde model olarak aldığı şey şekilli ve büyükçe bir taştı. Bir bayan yaklaştı ve ona şöyle sordu:

"Erol Bey; bu taşı ne şekilde çizmeyi düşünüyorsunuz?"


Erol Bey şöyle cevap verdi:
"Kendinizi yeterince bırakırsanız; taş size, onu nasıl çizeceğinizi kendisi söyler."


İnsanın kendini akışa teslim ettiğinde; karşısında duran şey ile kendisi arasındaki bağı her iki taraftan da nasıl 'birlik içinde' algılayabileceğine yönelik bu özet açıklaması benliğimden hiç silinmemiştir. Çünkü yaratılan herşey Yaratan'ın eseridir ve herşey O'nda sıfırlanır. Hiçlikte olarak yaratılışla tam bütün olduğunuzda bütün mesajlar ve sohbetler oradadır diye düşünüyorum ben de.

Erol Deneç'i bir kez daha saygı ve sevgiyle anarken; onunla ilgili bazı paylaşımları da buradan yapmak isterim.


ARZ

Ömer Dalman


* * *
Erol Deneç ile söyleşi:
www.yagmurdergisi.com.tr/archives/konu/erol-denec-ile-soylesi

Viyana'da ünlü bir Türk Ressamı:

www.eroldenec.com/5.html

Erol Deneç hakkında video (Hasan Cihat Örter):